Gezi Görüntülerini İP’li Kriminal İnceleyecek

30.09.2013 03:00
Gezi Görüntülerini İP’li Kriminal İnceleyecek
Gezi eylemcileri hakkında iddianame bile hazırlayamayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Gezi görüntülerini Adli Tıp Kurumu ya da TÜBİTAK yerine, Gezi provokatörü İP’e bağlı bir şirkete vermesi tepki çekti.

Haber: Kenan Kıran / Şuayip Alabay

Gezi eylemlerinde Başbakanlık Çalışma Ofisi’ni basmak isteyen, Valide Sultan Camii’ni 3 gün boyunca işgal eden, başörtülü bir anneyi çocuğuyla darp eden, 589 aracı yakan, 409 binayı tahrip eden Divan Oteli’ni karargah olarak kullanmak isteyen çapulcuları ve organizatörleri bulamayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı büyük bir skandala imza attı.

Savcı Çimen, İP’li Şirkete Bilirkişilik Yaptırıyor

Gezi çapulcuları hakkında iddianame dahi hazırlayamayan Başsavcılık, polis şiddetine ilişkin soruşturma başlattı.  Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen, bilirkişi olarak Ulusal Kriminal Büro adlı şirketi görevlendirdi. Ulusal Kriminal Büro’nun sahibi Uğur Kurtulan, İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek’in kurduğu Talat Paşa Komitesi ile İşçi Partisi’nin üyesi!  Savcı Adnan Çimen’in, Gezi eylemlerini organize edenlerden arasında İşçi Partisi’nin olduğunun açıkça bilinmesine rağmen, polisin şiddetine ilişkin görüntüleri sahibi İP’li olan Ulusal Kriminal Büro’ya teslim etmesi “skandal” olarak değerlendirildi.

Ulusal Kriminal Büro; aralarında Mobese kayıtlarının da bulunduğu 32 bin saat görüntü ve binlerce sayfalık bir dosyayı inceleyecek!

“Deniz Baykal Deniz Baykal Değil”

Ulusal Kriminal Büro Direktörü Uğur Kurtulan, CHP Eski Genel Başkanı Deniz Baykal ile CHP Ankara Eski Milletvekili Nesrin Baytok’a ait uygunsuz görüntülere ilişkin kriminal incelemede bulunmuş ve görüntülerdeki Deniz Baykal’ın hukuken Deniz Baykal olmadığını savunmuştu.

Kar: Bilirkişi Adli Tıp Kurumudur

Avukat Selçuk Kar, yargının açık bir şekilde Gezi Parkı’ndaki eylemcileri koruduğunu söyledi.

Polislerle şiddet görüntülerinin İşçi Partili bir kuruma (Ulusal Kriminal Büro) bırakamayacağını kaydeden Kar, “Bu büronun sicili geçmişte Deniz Baykal videosunu inceleyip Baykal olmadığı yönünde rapor vermesiyle bozuk. Tarafsızlığı çok açık bir şekilde su götürür. Böyle durumlarda aslında resmi bilirkişi kurumu Adli Tıp Kurumu’dur. Buradaki tespitler eğer yapılacaksa savcılığın Adli Tıp Kurumu’na göndermesi gerekir. Kanunda da belirtilen resmi bilirkişi sadece ve sadece Adli Tıp Kurumu’ndan ibarettir. TÜBİTAK’ta olabilir. Ancak Adli Tıp Kurumu’nun bu tespiti yapabilecek bölümleri zaten var. Dolayısıyla Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Adli Tıp Kurumu bir resmi bilirkişi iken tutup başka mecralara ve başka yerlere göndermek zaten savcının görevini doğru yapmadığının açık bir kanıtı. Gezi Parkı ile ilgili gerek eylemciler, gerekse suçlular konusunda ağır aksak işlerken yargı, sıra polisin suçlanmasına geldiği zaman çok hızlı” dedi.

Öztürk: Polisin Suçunun Aranması da Bir Oyundur.

Konya Barosu avukatlarından Avukat Özkan Öztürk, Gezi eylemlerinin sivil bir darbeye olduğunu belirterek, “Kanıtlar yargı önüne çıkarılmadığı müddetçe biz ‘Polisler şiddet uyguladı mı, uygulamadı mı?’ diyerek olayını düşünmemiz ve bunu araştırmamız olayın asıl mecrasından uzaklaşmamız anlamına gelir. Bana göre polisin suçunun aranması da bir oyundur. Polis şiddetini şu dönemde konuşmamız Gezi olaylarını sümenaltı yapmamız anlamına gelir. Şu anda polis şiddetini konuşamayız. Biz önce Gezi olayının faillerini ortaya çıkarmayı konuşmalıyız. Çapulcuları, ‘yargıda nasıl hesaba çekebiliriz’ bunu konuşmalıyız” dedi.

Yeni Akit

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim