Gerilimin çözene faydası olmaz

26.08.2009 04:19

Mustafa Karaalioğlu

Tekrarlayalım... Türkiye’nin Kürt meselesi veyahut başka herhangi bir mevzuda çözüme ulaşmaktaki temel sorunu bugün sürmekte olan tartışmanın temel kavramları değildir. Vatanperverlik-vatana ihanet, satmak-almak, bölmek-böldürmemek değildir.

Görünürdeki çatışmayı bir kenara bırakın temel mesele toplum olarak, millet olarak, devlet olarak vs. bir temel meseleyi çözme becerisine sahip olmayışımızdır. Çözemiyoruz, bugüne kadar hiç çözemedik.

Geçtiğimiz hafta 24’te Açık Görüş programında konuğumuz Prof. Şükrü Hanioğlu’ydu. Kürt meselesini de konuştuk. Hanioğlu da tarihte böylesine derinlikli bir sorunu çözmek gibi bir tecrübemiz olmadığına işaret etti. Osmanlı’da böyle bir tecrübe olmadığını söyledi.

Çözersek ki umuyoruz bu kez çözeceğiz, bu ilk olacak.

Gerilim başka çözüm becerisi başka şeyler.

Önceki gün zirveye çıkan, dün de Genelkurmay Başkanı’nın katılımıyla uzayan gerginlik elbette kaygı vericidir ama çözümün önündeki engel bu değildir, hiçbir zaman da olmayacaktır.

Bu arada, Genelkurmay Başkanı’nın açıklamasının MHP-CHP’nin ötesinde oluşu, çözümü dışlamak şöyle dursun, asker geleneği içinde yenilikler içermesi de dikkat çekicidir.  

Gerilimin, tansiyonun arttığı zamanlarda ne çözüm isteyenler umutsuzluğa kapılsın, ne de çözümsüzlük isteyenler heveslensin. Zira, unutmayalım ki Türkiye sadece Kürt sorununu çözme sürecini değil, aynı zamanda bir sorun çözme tecrübesini de yaşıyor.

Ortalıkta dolaşan cümlelere, kelimelere, ithamlara bakın. Birçoğunun ne fikri değeri var, ne de bir tartışmaya zerre miktar katkıları.

Ekseriyeti de fikri seviyesi geri kalmış toplumların kavramlarıdır ve azgelişmiş demokratik bilincin tezahürleridir.

Hangi medeni, demokrat insan bir fikir tartışmasında yatıp kalkıp karşısındakini vatan haini kendini de vatanperver ilan eder. Savaş hallerinde dahi konuşulmayacak şeyler bazen Avrupa Birliği, bazen demokratikleşme, bazen de şimdi olduğu gibi Kürt meselesinde konuşuluyor.

Bütün bunlar bir çözüm sürecinin unsurları değildir.

Önce çözüm tecrübesi edinmekten söz ediyorsak yapılması gereken ilk şey de gerilimi düşürmektir. Çatışmanın bir tarafı çatışmak yerine kendi gündemine odaklanırsa gerilim kendiliğinden düşer. Yani, AK Parti her polemiğe aynı üslupla cevap vermek yerine, toplumu çözüme hazırlamak ve ortalığı sakinleştirmeyi tercih etmelidir.

MHP-CHP’nin tercihi bellidir. Bu tercihin temel iletişim gücü de mümkün olduğunca polemik yaratarak sinirleri bozmak ve atılacak adımlarda iktidarın cesaretini kırmaktır. Böylesi bir açılım sürecine rasyonel gerekçelerle karşı çıkmak mümkün olmadığı için elbette irrasyonel olacaklar. Bunu da kendi mantığı içinde yadırgamamak gerekir. Kim, “Kanın akmaya devam etmesini ve Kürtlerin ikinci sınıf kalmasını istiyorum” diyebilir ki! Bunu diyemeyince, sürece karşı çıkmak için “Bu bölünme projesidir, ABD planıdır, çukurdur, vs” dersiniz.

Şu halde gerilimi yaratmak, maraza çıkarmak, seviyeyi düşürmek gibi her türlü çatışmacı tavır Kürt meselesinde çözüm istemeyenlerin işine yarayacaktır.

Ne çabuk unutuyoruz... Bu mesele zaten böyle böyle büyüdü. Karşılıklı tafralarla, “Senden daha vatanseverim” şovenizmiyle, birbirini tetikleyen retorikle bu hale geldi. Herkes birbirine laf yetiştirirken gençler ölmeye devam etti.

Şimdi, bu kanlı tecrübeye rağmen, parmak uçlarımız çözüme değmeye başlamışken çözümü yine o retoriğe mi feda edeceğiz?

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim