1. HABERLER

  2. HABER

  3. MEDYA

  4. Genelkurmay Ona 'Akredite' Oldu
Genelkurmay Ona Akredite Oldu

Genelkurmay Ona 'Akredite' Oldu

Yener Dönmez, askeriye ile ilgili, ses getiren haber ve kulis yazılarına imza atınca teamülleri sarsan bir trafiğin içinde buldu kendini.

A+A-

Yener Dönmez, askeriye ile ilgili, ses getiren haber ve kulis yazılarına imza atınca teamülleri sarsan bir trafiğin içinde buldu kendini. Gazetesi Yeni Akit'e ne ön yargılı bakılıyordu, akredite değildi ama o Genelkurmay'a davet edildi, Karargâh'a misafir oldu. Dönmez, Ankara temsilciği görevinde askerlerle arasında oluşan diyalog sürecini anlattı.

En katı haliyle Genelkurmay uyguladı. Akreditasyon, gazeteciliğin ensesinde Demokles'in kılıcı gibi sallandırıldı. Medya, 'dost-düşman' diye kategorize edildi. Programlara, yayınları ve yelpazesi beğenilmeyenler alınmadı. Kimi basın organları, böylece cezalandırılıyordu güya. Ancak ayrımcılığa maruz kalan medya ve gazetecilerin fazla kaybı olmadı. Hatta akreditelere göre, daha gündem oluşturan savunma haberleriyle dikkat çektiler. İşte, bu süreçte sivrilen isimlerden biri de Yeni Akit Gazetesi Ankara Temsilcisi Yener Dönmez'di.

Hem gazetesine yan gözle bakılıyordu hem akredite değildi. Askeriye cihetiyle ilgili, ses getiren haber ve kulis yazılarına imza atınca teamülleri sarsan bir trafiğin içinde buldu kendini Dönmez. Genelkurmay'a davet edildi, Karargâh'a misafir oldu.

Yener Dönmez, 16 yıllık gazeteci. Henüz bir yılı doldurmadığı Ankara temsilciği görevinde askerlerle arasında oluşan diyalog sürecini Zaman'a anlattı. Ortaya hem Ankara gazeteciliği hem de asker-medya ilişkileri bağlamında ayrıntılar çıktı. Yeni Akit'te, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve bazı generaller hakkında çok sayıda belgeli haber yayımlandı. Askerlerle diyalog kanallarını açan da çoğunda temsilcisinin imzası bulunan bu haberlerdi. Dönmez, haberleri yayımlamadan önce karşı tarafın görüşünü aldıklarını, generallerin dönüş yaptıklarını belirtiyor. "Kurumu değil yanlış yapanları hedef aldık ve yanlışların düzeltilmesini amaçladık. Genelkurmay'dakiler bunu gördü. Bizi öyle değerlendirdiler ve diyalog süreci başladı." diyor. Ses getiren haberleri sıralarken, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın bir haberle ilgili olarak bizzat Akit'e "Olay doğru, tahkikat yürütülüyor" diye açıklama gönderdiğini hatırlatıyor. 'Bu bir ilkti' kaydını düşüyor.

Karargâh'a davetler

Son Yüksek Askerî Şûra öncesi emekli olan Işık Koşaner döneminde Genelkurmay kapıları da açılacaktı. İlk davet Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Tayyar Süngü'den geldi. Akit Gazetesi tarihinde ilk defa Karargâh'ta ağırlanıyordu. Görüşme, bir hayli ses getirdi. "Genelkurmay Başkanlığı'nın medyaya uyguladığı akreditasyon dönemi sona eriyor." ifadeleriyle basına yansıdı. Artık her haber ve yazının ardından telefonu çalıyordu Dönmez'in. Adı geçen generaller arıyor, Karargâh'a çağırıyordu. Yüz yüze ya da telefonla görüşmeler gerçekleştirdi. Bazı davetlere gidemedi ama gönderilen açıklamaları yayımladı.

Her görüşme ilginç diyaloglara sahne olurken yeni haberlere de kapı araladı. Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu, sık arayanlardandı. Dönmez'i Karargâh'ta ağırladı. Ancak bir sunumunda 'sağ basını kafaya almaktan' bahsetmesi iyi olmadı. Bu kulis bilgiyi köşesine taşıyan Dönmez'le yeniden görüşebilmek için bir hayli çabaladı. Sadece Genelkurmay Başkanı (Koşaner) ve 2. Başkanı Aslan Güner'in bulunduğu ortamdaki sözlerinin sızması Çubuklu'yu zor durumda bırakmıştı. Ankara temsilcisi, itiraflara da şahitlik etti. Bir haber üzerine arayan Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı Tuğgeneral Abdullah Aslan, "Mevcut kanunları ben düzenlemedim. Mekanizmada bir bozukluk var. Değiştirsinler ona uyalım." demişti. TSK Sağlık Komutanı Korgeneral Orhan Akbaş ise hakkındaki habere verdiği cevabı ayetlerle süsleyecekti.

Yener Dönmez, son derece medeni ve rahat diyalog kurulan insanlar olarak bahsettiği komutanlarla ilişkiyi olumlu buluyor. Bunun, kendisi ve dolayısıyla gazetesi için akreditasyonun fiilen kalktığı anlamına geldiğini belirtiyor. Zemini sağlayan faktörleri sıralarken, "Yazdığımız haberler doğru, belge ve kaynaklarımız sağlam olmasaydı diyalog gelişmezdi. Doğruları yazdıkça saygın oluyorsunuz. Davetler komutan izinliydi." diyor. Karargâh temsilcisi gibi hareket eden gazetecileri geride bıraktığı iddiasında ayrıca: "Bunların Karargâh'a da faydası yok. Akredite olanlardan daha fazla diyalog kurdum, daha çok kulis bilgisi haber yaptım."

Dönmez, hâlâ sürdüğünü aktardığı ilişkilerinin sınırlarını da çiziyor. "Haber kaynağı ve haber doğrulatma çerçevesinde kurulan diyaloglar normaldir. Dışına çıkılması, kopuştur." diyor. Kendisine haber servis edilmediğini ama her görüşmede yeni haberlere ulaştığını aktarıyor. Klişe ve tabularını yıkan Türkiye'yi anlayan yeni nesil gazeteciler içinde yer aldığını da ekliyor.

***

Korgeneralden ayetli savunma

TSK Sağlık Komutanı Korgeneral Akbaş, hakkındaki bir haberle ilgili olarak görüşmek istedi. Dönmez, gelemeyeceğini ancak açıklama göndermesi halinde yayınlayacağını söyledi. Paşa'nın cevabındaki şu ifadeler dikkat çekiciydi: "İftira ve gıybet 'kul hakkı yemek' olduğundan yüce Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de açıkça yasakladığı (Hucurat Sûresi 12. ayet, Nisa Sûresi 112. ayet) davranışlardandır. Bir Müslüman için yalnızca Kur'an-ı Kerim'deki bu hükümler dahi doğruluğunu araştırmadan kesin ifadelerle iddiada bulunmaktan kaçınmak için fazlasıyla yeterli olmalıydı..."

***

Çubuklu, tutuklanma kararından sonra aradı

Yener Dönmez, en ilginç trafiği ise, "Askerî vesayetin hukuk temsilcisi" başlıklı yazıyla köşesine konuk ettiği Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu ile yaşadı: "Çubuklu, davet etti görüştük. Işık Koşaner'e bir sunumunda 'Yener Dönmez'le diyalog kurduk. Bundan sonra aleyhimizde haberlere yer vermeyecekler. Sağ gazeteler kompleksli oluyor. Bu görüşmeleri artırırsak bunlara engel olabiliriz' demiş. Bunu kulis bilgisi olarak yazdım. Gün boyu santral ve cep telefonumdan aradı. 'Bir yarım saatte olsa seninle görüşmem gerekiyor, gece 12 de olsa bekleyeceğim.' dedi. Yanımda misafirim olduğunu söyleyince 'Telefonu misafirine ver, ondan izin alayım' diye üsteledi. Haber kaynağını görüşmek istiyordu. İmkânsız olduğunu aktardım. 'Kapıları kapatmıyoruz. Davetim geçerli, Karargâh'ta daha sonra ağırlarız' dedi."

Ve Çubuklu, Dönmez'i bu hafta içinde son kez aradı. İnternet andıcı soruşturması kapsamında tutuklanacaktı. Öncesinde şu duygusal ifadeleri kullandı: "Tebrik ediyorum. Beni cezaevine sonunda gönderdiniz ama size hep güvendim. Hâlâ güveniyorum. Samimiyetinize inanıyorum. Beni yanlış değerlendirdiniz. Şu an hazırlık yapıyorum. Bugün, yarın gidiyorum. O kadar duyguluyum ki. Cezaevine gitmeden son bir kez aramak istedim."

***

Gazetede "Hasan" bırakmadılar

Yener Dönmez, 1974 Nevşehir doğumlu. Eğitim fakültesi mezunu. Gazeteciliğe "Bağımsız, misyon gazetesi, mimarı da Mustafa Karahasanoğlu'dur." diye tanımladığı Akit'te başladı. Ses getiren haberlerin ekip çalışmasının ürünü olduğunu belirtirken, gazetesinin yaşadığı sıkıntılara değiniyor: "312 general dava açtı. Fiilî saldırılar oldu. Bugün basın özgürlüğünden bahsedenler, gazetemize bedeller ödetilirken alkışlıyordu. Bir çete reisinin ihbarını Emin Çölaşan 'Akit'te Hasan diye biri' ifadesiyle yazdı. Hasan Karakaya Ağabey dahil gazetedeki Hasanlar gözaltına alındı."

***

Kemal Kılıçdaroğlu yüzünden referandumu gözaltında geçirdim

kilicdaroglu.jpgDönmez, siyasî partilerle ilişkilerine değinirken de ilginç anekdotlar veriyor: "İktidar ve muhalefetin yanlışların yazıyorum. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu akredite uyguluyor. Oysa, Başbakan'ı 'Ben basına hoşgörülüyüm' diye eleştirmişti. Tarihçi Talip Karlıbel ile söyleşi yaptık. Kılıçdaroğlu'nun Almanya'da PKK'lılarla görüştüğüne dair iddiayı dile getirirken 'Erkekse bana dava açsın, sözlerimin arkasındayım. Annemi ve babamı arıyor, neden Akit gibi bir gazeteye malzeme veriyor diyor.' dedi. Referandumda oyumu tam kullanmıştım, 'Hakkınızda yakalama kararı var.' dediler. Mesaimi adliyede geçirdim. Kılıçdaroğlu, meğer dava açmış."

***

Kadir Özbek'in terlediği anlar

kadir-ozbek.jpgYener Dönmez, yargıyla ilgili haberlere de imza attı. Eski HSYK Başkan Vekili Kadir Özbek ile görüşmeleri bir hayli renkliydi: "HSYK'dan Yargıtay'a yeni geçmişti. Pahalı marka cip aldığını yazdım. 'Dokuz kişide daha var, sadece beni yazmışsın.'" Nasıl aldığına ilişkin belgeleri gösterdi. "Bana güven verdiniz. Bundan sonra birbirimize daha açık olalım." temennisinde bulundu. Aday adaylığı için istifanın son günüydü. Davet almadığını belirtti. Ayrıldık. Bir süre sonra telefonum çaldı. 'Canım istifa ettim.' dedi. 'Hayırlı olsun, zaten cip almıştınız, Anadolu yollarına düşersiniz.' karşılığı verdim. Tesadüf o ya, siyasi parti aday listelerinin kesinleşmesine bir gün kala Özbek'le ilgili bir görüntü ulaştı. İngiltere'deki bir striptiz kulübünde çekilmiş hoş olmayan görüntüler. Aradım, önce doğrulamadı. Sonunda "Adaylığımı engellemeye dönük. Bir insan, boşluğa düşüp eğlenmek-dinlenmek maksatlı oraya gitmiş addedemez misiniz?' dedi. Kendisine 'Açık olalım.' sözünde durmadığını hatırlattım. CHP, aday göstermedi."

ZEKAİ ÖZÇINAR / ZAMAN 

HABERE YORUM KAT