1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. ANKARA

  4. Genç Memur-Sen, ODTÜ'deki Mescid Saldırısını Protesto Etti
Genç Memur-Sen, ODTÜ'deki Mescid Saldırısını Protesto Etti

Genç Memur-Sen, ODTÜ'deki Mescid Saldırısını Protesto Etti

Genç Memur-Sen, ODTÜ'de mescid-e gitmek isteyen öğrencilere saldırılmasını protesto etti.

A+A-

Genç Memur-Sen, geçtiğimiz günlerde ODTÜ'de 40 kişilik bir öğrenci grubunun, ellerinde sopalarla mescide gitmek isteyen öğrencilere saldırmasını, mescitten çıkmak isteyen öğrencilerin ise darp edilmesini üniversite önünde protesto etti. Eylemde basın açıklaması yapan Genç Memur-Sen Genel Başkanı Eyüp Beyhan, "ODTÜ'de ibadet özgürlüğü için; marjinal grupların vahşet, Rektörün dinlenme kampı görüntüsü sona ermeli" çağrısında bulundu. Beyhan, konuşmasında ODTÜ rektörünü ve yönetimini istifaya davet etti.

Memur-Sen Konfederasyonu Gençlik teşkilatı Genç Memur-Sen, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) değerlere dönük vahşet kalkışmasına, ibadet özgürlüğünü yok sayan kolektif saldırıya, ibadet eden öğrencileri linç etmeye yönelik Vandallığa ve vahşiliğe tepki göstermek için Üniversite önünde bir araya geldi. İbadet özgürlüğünü engellemek için Vandal tavırları sergileyenleri kınayan Genç Memur-Sen’liler, “İnanca Özgürlük ODTÜ’ye Mescit, Zorbalığa Karşı Omuz Omuza, İbadet Hakkı Engellenemez, Gençler Burada Rektör Nerede, Faşitler Saldırıyor Rektör İzliyor” yazılı dövizler taşıdı.

Eyleme, Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Günay Kaya, bağlı sendikaların genel merkez yönetimi ve birçok gençlik örgütü de destek verdi. Genç Memur-Sen Genel Başkanı Eyüp Beyhan basın açıklaması yaptığı eylemin ardından grup, olaysız bir şekilde dağıldı.

BİLİM DEĞİL, VANDALİZM YUVASI

ODTÜ rektörü ve yönetimi, ibadet özgürlüğünün teminatı olma, ibadet eden öğrencilerin hukukunu koruma ve üniversiteyi Vandalizm, anarşizm ve linç kültürü ile hareket eden öğrencilerden arındırmamasını eleştiren Beyhan, “Bugün burada; ODTÜ’nün tarihe geçen bir bilimsel buluş yapması, yeni bir teknoloji geliştirmesi için toplanmak istedik. Bugün burada ortaya koyduğumuz birlikteliğin nedeni isterdik ki; ODTÜ yönetiminin ‘özgür üniversite’ talebinin içini dolduran özgürlükçü bir uygulamayı alkışlamak olsun. İsterdik ki, gençlerimizle birlikte buraya gelmemizin nedeni, ‘solun kalesi ODTÜ’ söylemini büyük maharet sanan marjinal sol görüşlere sahip öğrencilerin dünya çapındaki bir başarısını kutlamak olsun. Ne yazık ki, bunların hiç biri için burada değiliz. Yaşanan son olaylar, Rektör ve Yönetiminin, kuruluşundan bu yana ‘marjinal sol grupların istediği gibi at oynattığı üniversite’ özelliğiyle etiketlenen ODTÜ’nün, bu durumundan memnun olduklarını gösteriyor” dedi.

1451048352-5010e1.jpg

TERÖR ÖRGÜTÜ UZANTISI GRUPLAR

ODTÜ’de yuvalanan marjinal sol grupların, terör örgütlerinin üniversitedeki uzantıları olduğunu ifade eden Beyhan, şu şekilde konuştu: “Ellerinde çivili sopalarla namaz kılan öğrencilere saldıranları insan olarak tanımlamak, insana saygısızlık, insan onuruna duyarsızlık, insan haklarına kayıtsızlık olur. Böyle bir hataya düşmeyeceğiz. İnancı dolayısıyla insana saldıranları, ibadet eden öğrencilere linç operasyonuna tevessül edenleri, ibadethaneleri kendilerinin cinnet hanesi haline getirmek isteyenleri ‘üniversite öğrencisi’ olarak değil ‘terör tetikçisi’, ‘vahşet hizmetçisi’, ‘Vandalizm üreticisi’ olarak görüyoruz. Bu kimlikler, ODTÜ kampusunda fakülte, bölüm dersliklerine, amfilerine, bilim ortamlarına değil ODTÜ’nün ormanına yakışmaktadır. Ancak, oradaki doğal hayatı da terörize etme potansiyeline sahip olduklarını biliyoruz.

REKTÖR VE YÖNETİMİNE İSTİFA ÇAĞRISI

Saldırıya uğrayan öğrencilerin güvenliğini sağlamak için hiçbir adım atmayan Rektör ve Yönetimini istifaya davet eden Beyhan, “Saldırılar gerçekleşirken, kolluk kuvvetlerinin desteğini istemeyen hatta kolluk kuvvetinin üniversiteye girmesini istemeyen bir rektör profili var karşımızda. Üniversite öğrencilerinin azımsanmayacak bölümü tarafından dile getirilen ibadethane ihtiyacının karşılanması amacıyla mescit sayısının artırılması, caminin büyütülmesi, yeni cami yapılması ve mevcut mescitlerin büyütülmesi taleplerine duyarsızlığıyla 22 Aralık Salı günü yaşananların öncül sorumluluğu Rektör ve üniversite yönetiminindir. Ve ne yazık ki bu Rektör ve yönetimi, yapmaktan aciz olduklarının kesinleştiği görevlerine devam etmektedir. ODTÜ rektörüne ve yönetimine ‘itibarda irtifa kaybettiniz, artık istifa ediniz’ çağrısını yapıyoruz. Öğrenci kardeşlerimizin ibadet hürriyetinin garantörünün milletimiz olduğunu, ibadet ederken saldırıya uğrayan kardeşlerimizin arkasında Memur-Sen’in, Genç Memur-Sen’in ve paydaş ve davadaş kuruluşlarımızın olduğunu haykırıyoruz” diye konuştu.

BİLİM YUVALARINI TERÖR OVALARINA DÖNÜŞTÜRME GAYRETİ

“22 Aralık Salı günü ODTÜ’de gerçekleşen olayların, ortaya çıkan manzaranın ihmali sorumluluğunun bütün yönleriyle Rektör ve üniversite yönetimine ait olduğu kuşkusuzdur” diyen Beyhan, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Ancak, vahşet ve şiddet desenlerinin hakim olduğu Vandalizm tablosunda, anarşizm dekorunda icrai kimlik, Türkiye, irfan merkezi olması gereken üniversitelerde 28 Şubat sürecinde ikna odaları kuran vesayet erbapları yüzünden hiç de küçük olmayan bir sosyal maliyet ödedi. Görünen odur ki, ikna odaları üzerinden geliştirdikleri hevesleri kursaklarında kalanlar ODTÜ’deki mütedeyyin, inançlı ve muhafazakar öğrenciler üzerinde baskı uygulayarak bilim yuvalarını terör ovalarına dönüştürme kapasitelerini test ediyorlar. Biz, böylesi bir teste izin vermeyiz. Biz, böylesi bir girişimin içerisinde icrai ve ihmali katkısı bulunanları milletimize ifşa etmekten çekinmeyiz. ODTÜ’nün inançlı öğrenciler üzerinde vandalizm ve anarşizm odaklı baskı uygulamaya dönük bir pilot üniversiteye dönüştürülmesine seyirci kalmayız. Üniversite de bilim yapmak yerine inançlı insanlara dönük kıyım yapmak peşinde olan grupları uyarıyoruz. ODTÜ, ne hükmü sona eren ideolojilerinizin kalesidir, ne de ideolojik esaretinizi sergileyeceğiniz şiddet hapishanesidir. ODTÜ, millete ait bütçeden verilen kaynaklarla bilim üretmesi gereken, teknoloji geliştirmesi gereken milletin üniversitesidir. Ya bu gerçeğin gereklerini yerine getirirsiniz ya da ideolojik saplantılarınızla, çivili sopalarınızla, şiddet üretim tezgahı haline gelmiş kafalarınızla birlikte ODTÜ’yü terk edersiniz.”

YÖK’Ü GÖREVE DAVET EDİYORUZ

Beyhan yaşanan olayların, elinde kalem yerine çivili sopa taşıyanlara, zihnini bilim yerine ideolojik sapkınlıkla dolduranlara, teknoloji geliştirmek yerine farklı düşünenleri tekmelemeyi öğrencilik sananlara göz yuman Rektör ve üniversite yönetiminin üniversiteyi yönetemediğinin göstergesi olduğunu söyledi. Rektör ve yönetimi öğrenciler için özgürlüklerini risklerden korunmuş bir şekilde yaşayacakları bir akademik ortam üretemediklerini görmek, kabul etmek ve bunun gereğini yerine getirmek konusundaki beklentileri karşılaması gerektiğini vurgulayan Beyhan, “Marjinal grupların, terör eğilimli ve öğrenci görünümlü Vandalların vurdumduymazlıklarından istifade ettiği Rektör ve yönetimi, mescit içerisinde darp edilen, insan onurları rencide edilen, hak ve özgürlükleri yok edilen, linç edilmek istenen öğrencilerin yaşadıklarının manevi noktada tazmini için istifa etmelidir. Yönetim yeterliliğinde ki irtifa kaybının kişilik noktasındaki itibar kaybı olarak da tescil edilmemesi için germeden, gecikmeden istifa etmelidirler. Rektör ve yönetimi istifa etme yetisini kullanamazsa YÖK devreye girmelidir. YÖK, uluslararası sözleşmelerin, Anayasa ve Ceza Kanununun, YÖK mevzuatının ilgili hükümleri doğrultusunda öğrencilerimizin, gençlerimizin, milletimizin beklediği görevden alma, soruşturma açma ve disiplin ve ceza hukukunun gereklerini yapmalıdır” ifadelerini kullandı.

DEĞERLERE SAVAŞ AÇANLARIN KARŞISINDAYIZ

“Memur-Sen olarak bizzat ve Genç Memur-Sen’imiz aracılığıyla ODTÜ’deki öğrenci kardeşlerimizin hukukunu, öğrenim haklarını, ibadet özgürlüklerini, bu özgürlüklerini kullanmalarına yönelik teminatları, imkan ve fırsatları, mescit ve cami taleplerine ilişkin çalışmaları yakından gözlemlemeye devam edeceğiz” diyen Beyhan, sözlerini “Milletin garantör olduğu bir konuda hakkı ihlal tavrından vazgeçmeyenler, görevi ihmal tavrını sürdürenler, benzer tavır sahiplerinin düştüğü durumun ve sahip olacağı konumun ne olacağı konusunda hem yakın hem de uzak tarihteki örnekleri üzerinden inceleyebilirler. Görecekleri şudur ki; milletin hassasiyetlerine ve değerlerine savaş açanların, milletin inancına, iradesine, ibadetine yönelik şiddet uygulayanların, milletle ve milletin değerleriyle bilim yolculuğunu sürdüren gençlerle bilek güreşine tutuşanların karşılaştığı sonuç hüsran, içine girdiği süreç tükeniş olmuştur” şeklinde noktaladı.

Yeni Akit

HABERE YORUM KAT