"Genç Kızları Okula Almamak İnsanlık Değil!"

05.11.2010 18:56
Genç Kızları Okula Almamak İnsanlık Değil!
"Çağdaşlık, modernlik adına genç kızların giyim şekline bakarak okullardan uzaklaştırılması ne eşitlikle, ne insaniyetle, ne de vicdanla bağdaşmaz!”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, okuma yazma oranının yüzde 100'e ulaşması için mücadele verdiklerini vurgulayarak, "Bizim bu mücadelemize rağmen, hem de çağdaşlık adına, hem de modernlik adına, hem de bazen bizzat kadınlar tarafından genç kızların giyim şekline bakarak okullardan uzaklaştırılması ne eşitlikle, ne insaniyetle, ne de vicdanla bağdaşmaz" dedi.

İstanbul Kadın Araştırmaları Merkezi (İKAM) tarafından 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında dün İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen Uluslararası İstanbul Kadın Buluşması'na (KADINİst) Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, İKAM Kurucu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Alev Dedegil, Avrupa Parlementosu Başkenvekili Diana Wallis, Beyaz Kurdele Kurucusu Michael Kaufman, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş katıldı.

"Homoekonomikus anlayışıyla insana bakmıyoruz" diyen Erdoğan, kadın ile erkeğin temel haklara sahip olmasını, haklar noktasında kesinlikle eşit olmasını, demokrasinin, çağdaşlığın bir gereği olmanın çok ötesinde, bir insanlık meselesi olarak gördüğünü söyledi.

Kadın hakları meselesi sadece kadınların meselesi değil, insana değer veren herkesin meselesi olduğunu kaydeden Erdoğan, "Dünyanın tüm meselelerine, evet, mutlaka ve mutlaka kadın eli değmelidir. Ama, kadın eli, dünyanın tüm meselelerinden daha önce kendi meselelerine el uzatmalı, önce kendi hak mücadelesi önündeki engelleri aşmalı, önce kendi mücadelesinde özellikle hanım kardeşlerimizin güç birliği yapmaları gereğine inanıyorum." dedi.

IRAK'TAKİ SAVAŞ DULLARININ BEDELİNİ KİM ÖDEYECEK?

Erdoğan, şunları söyledi:

"Pakistan'daki kadının, yoksulluk karşısında var olabilme mücadelesi verdiğini de hatırlatmak istiyorum. Acaba gelişmiş ülkelerdeki kadınlar şu anda Pakistan'daki kadının veya kadınlarının ne kadar yanında yer aldılar onu da merak ediyorum. Gelişmiş ülkelerdeki kadınların doğum izni, süt izni mücadelesi elbette önemlidir. Ancak, Afganistan'daki, Afrika'daki kadınların ölüm kalım mücadelesi verdiklerini hatırlatmak isterim. Demokratik toplumlarda kadının cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadelesi elbette hayati derecede önemlidir. Ama Irak'ın kadınlarının, cinsiyet ayrımcılığıyla mücadele konusuna daha gelemediklerini, hayata tutunma mücadelesinde henüz başarı sağlayamadıklarını da hatırlatmak isterim. Yaptığım Irak seyahatlerinde bindiğim aracın şoförlerine sordum. Irak'ta kaç dul kadın var diye sordum. Bilmiyorum ama 1 milyonun üzerindedir dedi. Bunlar bu acımasız savaşın dulları. Bunun bedelini, faturasını kim ödeyecek? Bunu sormak bizim görevimiz değil mi? Bunu ben sadece burada konuşmuyorum, bunu BM'de de gündeme getirdim. Dünyanın bazı ülkelerinde, bazı bölgelerinde, kadınlar, son derece haklı olarak, fırsat eşitliği mücadelesi verirken, Filistin'de kadınların bebeklerini koklayamadıklarını, onlara ninni okuyamadıklarını, çocuklarının büyüdüğünü göremediklerini, çocuklarının, gözlerinin önünde ölüp gittiğini söylemek de bizim görevimiz. Modern dünyanın, çağdaş dünyanın kadını ne kadar önemliyse, Bağdat'ın, Nahcivan'ın, Darfur'un, Kabil'in, Kudüs'ün, Gazze'nin kadınları da o kadar önemlidir, o kadar kıymetlidir. Modern dünyanın kadınları, kendileri dışındaki dünyaya ne kadar kulak kesilirse, inanıyorum ki kadınların hak ve eşitlik mücadelesi de o kadar güç ve etkinlik kazanacaktır"

Kadın hakları mücadelesinin bir Müslüman, Hristiyan, Musevi ve ateist için farklı olmadığına dikkat çeken Erdoğan, "Kadın kadındır, insan insandır. Hepsine aynı şekilde yaklaşmak durumundayız" dedi.

BAŞI AÇIKLAR, ÖRTÜLÜLERİN MÜCADELESİNİ DESTEKLEMELİ

Türkiye'de, kırsal kesimde kız çocuklarının okutulması önündeki engelleri aşmak için yoğun ve örnek bir mücadele sergilediklerini ve başarı elde ettiklerini kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

"Eşim bu konuda büyük bir gayretin içinde oldu. Ve 8 yılda 350 bin kızımızı okulla buluşturduk. Maddi imkanı olmadığı bahanesiyle kızlarını okula gönderemeyen ailelere maddi destek sağladık. Okuma yazma kurslarıyla, kampanyalarla kadınları okula, eğitime kazanırdık. Erkeklerde de, kadınlarda da, okuma yazma oranını yüzde 100'e çıkarmanın mücadelesi içindeyiz. Buna rağmen, bizim bu mücadelemize rağmen, hem de çağdaşlık adına, hem de modernlik adına, hem de bazen bizzat kadınlar tarafından genç kızların giyim şekline bakarak okullardan uzaklaştırılması ne eşitlikle, ne insaniyetle, ne de vicdanla bağdaşmaz. Başörtülü bayanlar başı açık olanların haklarını mücadelede gösterdikleri tavrı, ben başı açık bayanların başı örtülü bayanlar için de göstermesini bekliyorum demiştim. Bunu gösterenler var. Onları istisna olarak da ayrıca da alkışlıyorum. Ama istiyorum ki bu çok daha geniş tabanlı olsun. Ortak payda bellidir, kadınlarımızın haklarıdır. Bu ortak payda da her zaman buluşmaları gerekir. Bir alanda ayrımcılığı reddedeceksiniz, başka bir alanda ayrımcılığın bizzat mimarı olacaksınız. Biz bu konuda da, bu en temel insan hakkı, eğitim hakkı alanında da suskunluğu, tereddüdü, çekimserliği esasen anlamsız buluyoruz. Kadın hakları için mücadelenin, ideolojilerden arındırılması, siyaset ve ideolojiler üstü bir yapıya kavuşması, hareketin önünü daha da açacaktır."

ANAMIN BULAŞIK YIKARKEN NASIL ÜŞÜDÜĞÜNÜ BİLİYORUM

Yapılan okullar, okullar, hastaneler, çağdaş konutlardan en çok kadınların memnun kaldığını belirten Erdoğan, " İktidara geldiğimizde 9 ilde doğalgaz vardı, şimdi 66 ilde var. Ne yazık ki biz de kömürü çoğu yerde kadın sırtlanır, taşırdı. Ama şimdi artık bu sıkıntılar kadınımız için yok. O şehrin topyekun sakinlerini sevindirecek adımları attık. Ama kadınların sevincinin, mutluluğunun daha farklı olduğunu Anadolu'yu dolaşırken gördüm. Çünkü nasıl kömür taşıdıklarını, o sobayı yakmak için nasıl çile çektikleri, o kız yavrunun nasıl dalları sırtlanıp ocağa taşıdığını gördük. Bulaşık yıkamak için soğuk mutfakta nasıl üşüdüklerini biz biliyoruz. Anamdan biliyorum, komşularımızdan biliyorum. Biz öyle banyosu vesairesi çok rahat evlerde doğup büyümedik. Mutfağa banyodan geçilen evlerde büyüdük. Dışarıdan baktığında evin içi görülen yerlerde doğduk büyüdük, oralardan geldik. Onunu için biz damdan düşeni iyi biliriz. Onunu için görevimizin sorumluluğumuzun ne denli büyük olduğunun farkındayız" diye konuştu.

HAK VERİLMESİNİ BEKLEMEYİN, MÜCADELE EDİN

Kadınlara sorunlarını aşmak için her zaman destek vermeye devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, "Ancak, açılan kapılardan, açılan yollardan daha fazla kadının ilerlemesi, kapalı kapıların zorlanması sizler sayesinde olacaktır. Siyasetten yerel yönetimlere, iş dünyasından eğitime, kültürden spora kadar her alanda daha çok hanım kardeşimizi, daha çok başarılı bayanı görmek bizi memnun eder. Ama bunların yeterli olmadığını bizler de biliyoruz. Hakkın verilmesini beklemeyin, hakların elde edilmesi için mücadele edin" dedi.

Başbakan Erdoğan'ın konuşması sırasında İstanbul Feminist Kolektifi üyesi bir grup, "Eşit değilsiniz dendikçe daha çok öldürülüyoruz", "Erkeklerin sevgisi her gün 3 kadını öldürüyor" yazılı dövizler açarak protesto gerçekleştirdi. Eylemcilere sert bir şekilde müdahale etmeyen güvenlik görevlileri, ellerindeki dövizleri toplayarak kadınların salondan çıkmasına eşlik etti.

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim