1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. DERGİLER

  4. Genç Birikim Dergisinin 146. Sayısı Çıktı!
Genç Birikim Dergisinin 146. Sayısı Çıktı!

Genç Birikim Dergisinin 146. Sayısı Çıktı!

Temmuz 2011 tarihli 146. sayısıyla okuyucularına merhaba diyen Genç Birikim Dergisi; “Kur’an Anayasadır!” vurgusunu manşete taşıdı.

A+A-

Genç Birikim Dergisinin aynı zamanda Genel Yayın Yönetmenliğini de yapan Araştırmacı-Yazar Ali Kaçar, “Biz ve Kur’an” başlıklı yazısında; yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in özelliklerinden bahsettikten sonra gözyaşları içerisinde dinlenen Kur’an’ın, bizzat bireysel, ailevi ve toplumsal hayatı tanzim etme yönünün görmezlikten gelinmesi halinde, Kur’an’ın ‘mehcur’ bırakılmış olacağını, Kur’an-ı Kerim’in, anlamak ve yaşanmak amacıyla gönderilmiş ilahi bir kitap olduğunu, Kur’an-ı Kerim okuyuşumuzun, hayatımızı mutlaka değiştirmesi gerektiğini, yanlış ve hatalarımızı düzelterek, bizi münker ve habaisten uzaklaştırarak mü’mince yaşamamızı sağlayacak tarzda olması gerektiğini ifade etmiş.

Süleyman Arslantaş “Baas Rejimi Suriye’de de Yıkılıyor!.. Ya Sonrası” başlıklı yazısında; Ortadoğudaki Baas rejimlerinin kısa bir tarihini aktarıp Türkiye ile ilgisini kurduktan sonra, Arap dünyasındaki sokağın Türkiye modeli istediğini ancak Türkiye modelinde, Türkiye’de Müslüman ahalinin önce seküler hale getirilmeye çalışıldığını, sonra bunu halk yemeyince laiklik dediklerini, bunun da dozajını ayarlamayınca halkın yine bunu da yemediğini, bu sefer laik demokratik olmak yerine, demokratik laik olma modelini dayattıklarını ve şimdiki Türkiye modeli denilen şeyin demokratik-laik bir model olduğunu, evrensel nitelikli olan dinin bireysel bir anlayış ve yaşayışa indirgendiğini, demokratik-laik sistemin tatbikçilerinin artık namazlı-abdestli Müslümanlardan oluştuğunu, genelde tatbik edilen sistemin, Allah’ı unutturan bir sistem olduğunu, laiklik ve demokrasinin sekülerizmin alt başlıkları olduğunu dile getirdikten sonra yazısını şu sözlerle nihayete erdirmiş: “Baas da ömrünü tamamladı. Irak’da öldü, Suriye’de can çekişiyor. Ne yazık ki yerine gelecek olan İslam olmayacak, muhtemelen demokratik ve fakat devamının ne olacağı bilinmeyen bir yönetime doğru gidiliyor. Bu söyleyeceğim son söz bazıları için ümit mi, ümitsizlik mi olur bilmem ama Baas sonrası Suriye namazlı abdestli Müslümanlara teslim edilecek gibi gözüküyor…Yani “namazlı” demokratlara!..”

Araştırmacı-Yazar Ali Kaçar’ın kaleme aldığı, “Emperyal Kuşatma ve İslam Dünyası”nın giriş kısmını oluşturan yazıda; “terörün insanlık tarihi ile yaşıt olduğunu, terör olayının günümüzde en yaygın olarak bilineninin ise bireyler, örgütler ve devletler tarafından yapılanı olduğunu, ancak bireysel ve örgütsel terörden daha tehlikeli olanının ve daha kalıcı izler bırakanının ise devlet terörü olduğunu, hatta terör olayları incelendiğinde bireysel ve örgütsel anlamda yapılan terörün birçoğunun da yine devletler ya da devletlerin kontrolündeki istihbarat teşkilatları tarafından organize edildiğinin ve desteklendiğinin görüleceğini, yapılan araştırmalarda, Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede gerçekleştirilen bireysel suikastlar ya da toplu katliamlara neden olan terör olaylarının, emperyal devletlerin kontrolünde olan gladyo/kontrgerilla tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu, büyük çaptaki eylemleri örgütlerin, istihbarat teşkilatlarından destek görmeden yapabilmelerinin mümkün olmadığını, bugün, çeşitli coğrafyalarda gerçekleşen terörün tek nedeninin ırkçı Siyonist terör örgütü İsrail, emperyalist ABD ve diğer işbirlikçi ülkeler olduğunu” ifade ettikten sonra yazısını şu sözlerle sona erdirmiş: “Usame bin Ladin’in şehid edilme şekli bile emperyal terörün hukuk tanımazlığının ulaştığı boyutu göstermektedir. Bağımsız olduğu iddia edilen bir ülkenin topraklarına izinsiz olarak düzenlenen bir operasyon neticesinde silahsız bir insanı katletmek, hukuku çiğnemek anlamında, İkiz Kule’lerin bombalanmasından ne farkı vardır? Usame bin Ladin’in şehid edilmesinden “memnun olanların” bu hukuksuzluğu ya da yıllardır bu ülkelerde ABD ve işbirlikçileri tarafından gerçekleştirilen terörü gündeme getirmemeleri mankurtlaşmalarından mı kaynaklanmaktadır? Dünyada en çok Usame bin Ladin’den “nefret ediyorum” diyenlerin, dünyanın en büyük eli kanlı terörist devletin izni çerçevesinde ABD’de kalıyor oluşu da aynı gerekçeden mi kaynaklanmaktadır?”

Necdet Yüksel “Sorumluluklardan Kaçanlarla Tarihe Yön Verilemez” başlıklı “Tunus, Yemen, Mısır, Ürdün, Suriye’deki halk isyanlarına şekil veren referansın ne olduğu, rejimin polisiyle/askeriyle çatışan halkların dillerinde Tekbirin yanında bir de demokratikleşme istemlerinin yer almasının nasıl anlaşılması gerektiği, halkların hedefinin İslami mi yoksa demokratik bir sistemi mi kurmak olduğu” sorularına cavap arayan yazısında şu tespitte bulunuyor: “Söz konusu İslami yapılar asli/özgün tevhidi mihenklerini terk ettikleri an hedeflerinden de anlamlarından da mücadelede Müslüman topluluklara lokomotiflik yapabilme liyakatlerinden de uzaklaşmışlardır. Yaptıkları bu vahim yanlış tercih asla hoş görülemez; asla kabullenilemez ve bir kazanç/zafer babında ele alınamaz. Laiklik yanlıları, totaliter blokları ortadan kaldırmada kullandıkları Müslümanları şimdi bir kenara atmanın peşindeler; çıkarları gerektirdiğinden Müslümanlara sempatik davranan batılılaşma sevdalısı yığınlarla yola çıkmak tam bir akıl tutulmasıdır/değerlerine/kimliğine güvensizliktir de.”

genc-birikim-146.jpg

Celal SANCAR’ın BBC’den Aktardığı “ABD’nin Cezayir’den Almadığı Ders”, Hayriye BİCAN’ın “Su Gibi”, Muhammed İMAMOĞLU’nun “Hayatını İslâma Adayan Âlim ve Müfessir: Ebu’l-A’lâ El-Mevdûdî – I”, İsa MEMİŞOĞLU’nun “Eşref’i Mahlûkat Ya Da Allah’ın Halifesi İnsan”, Fazlı BİLİR’in “Yalan Üzerine Bazı Notlar”, Muhammed Zahid RAMAZANOĞLU’nun “Üç Ayları Nasıl İhyâ Etmeli? – II”, İdris GÖKALP’ın “Kur’an Nasıl Bir Kitaptır?”, Şükran SAĞLAM’ın “Rasulullah’ın Neslini Devam Ettiren Nur Yumağı”, Ayfer TOPRAK’ın “Yolda Kalanlar”, Büşra ALİM’in “Bir Annenin Günlüğünden” Necdet YÜKSEL’in “İlahi Vahiy Hayatın Kendisidir/ Özüdür/Gözdesidir” başlıklı yazıları okunmaya değer diğer yazılar.

Dergide ayrıca bu ay Fatih PALA’nın “Yâr Aksa!” başlıklı bir şiiri, Ayten DURMUŞ’un “Aile İçi İletişim” başlıklı Konferansı ve Genç Birikim dergisinin Hatay Mülteci Kampında Bulunan Suriyeli Ebu Enes ile gerçekleştirdiği bir röportaj da yer almış.

İrtibat Tel: 0312 229 67 18

HABERE YORUM KAT