1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. “Geleneksel ve Modern Cahiliyeden Arınma Zorunluluğu”
“Geleneksel ve Modern Cahiliyeden Arınma Zorunluluğu”

“Geleneksel ve Modern Cahiliyeden Arınma Zorunluluğu”

Özgür-Der Elazığ Temsilciliği’nin seminerlerin ikincisi olan “Geleneksel ve Modern Cahiliyeden Arınma Zorunluluğu” başlıklı semineri Diyarbakır Özgür-Der Şubesi’nden Abdülhakim Beyazyüz sundu.

A+A-

Özgür-Der Elazığ Temsilciliği’nde, “İslami Mücadelede Güncel Fıkıh ve Kimlik İnşası” başlığıyla on beş günde bir devam eden seminerlerin ikincisi olan “Geleneksel ve Modern Cahiliyeden Arınma Zorunluluğu” başlıklı semineri Diyarbakır Özgür-Der Şubesi’nden Abdülhakim Beyazyüz sundu.

Sunumuna, ilan edilen seminer başlığındaki bazı kavramlara dair altı çizilmesi gereken noktalar olduğunu ifade ederek başlayan Beyazyüz, gelenek, geleneksel, gelenekçi ve modern, modernist kavramlarının özenle birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti. “Gelenek dediğimiz zaman mutlak bir kötülüğe işaret etmiyoruz, çünkü bizler de bir geleneğin devamı ve devam ettiricileriyiz. Bizler İbrahimi bir geleneğin izinde yürümeye çalışan Müslümanlarız.” “Gelenekçi, gelenekçilik ve geleneksel cahiliye dediğimiz zaman, vahyin öngördüğü hayat ve hakikat anlayışına tarihsel süreç içerisinde çeşitli kültürlerden ve eski cahiliye kültüründen yapılan eklemeler ve çıkarmalarla oluşmuş bir hayat ve algı biçimini kastediyoruz. Taklitçiliği, Batıni inanışları, hurafelerin dinleştirilmesini kastediyoruz.” “Ma’ruf olan, vahiyle çelişmeyen sosyal ve kültürel değerleri bu anlamda olumsuzlamak da mümkün değildir” dedi.

Benzer şekilde modern olmakla, modernist bir telakki taşımak arasında da fark vardır diyen Beyazyüz, “her çağda yaşanan o dönemin modası yani modernidir, ancak biz modaya uyarak yaşayamayız, güncel olanı vahiyle ıslah etmeliyiz” dedi. “Modernist olmak ise dünyayı, eşyayı, insanı ve Allah ile varlık arasındaki ilişkileri Batı aklının inşa ettiği aydınlanmacı pozitivist telakki ile algılamaktır ki biz bunu asla kabul edemeyiz.” “Çünkü bu akıl hümanizmadan köken alan Allah’ı devre dışı bırakarak insanı ve insan aklını hakikatin ölçüsü sayan vahiy dışı bir telakkidir.”

Devamla Beyazyüz “bu anlamda bu iki kavramı cahili özellikleriyle kabul etmediğimizin de altını çizmek istiyorum” diyerek “cahili gelenek ve cahili modernizm” anlayışlarından arınmayı kast ettiğimizi belirtmek gerekir”, “her geleneksel ve her modern de bu anlamda cahili değildir.” “Dolayısıyla sunumumuzda işaret ettiğimiz cahili olandan arınmak esastır” dedi.

Daha sonra özellikle modernizmin insan, Allah, akıl, tarih, toplum, bilgi ve eşya anlayışları ile nasıl bir cahiliye inşa ettiğini ayetler ışığında örneklerle açıklayan Beyazyüz, geleneksel tortulardan, “iletilen din” yerine ikame edilmeye çalışılan “üretilmiş din” algılarından arınmamızın da geleneksel cahiliyeden arınma anlamına geldiğini belirtti.

Geleneksel tortularla üretilmiş cahili telakki ile modernist cahili telakki iki uç yaklaşımı yani ifrat ve tefrit biçimini ifade eder diyen Beyazyüz, “örneğin geleneksel cahili yaklaşım aklı iptal edip iradeyi yok sayarken, yanlış kader anlayışlı ile kaderciliği ve her türlü zulme boyum eğmeyi içselleştirirken, tarihin de sürekli kötüye gittiğine inanır. Buna karşılık modernist cahili sapma ise aklı mutlak hakikat ölçüsü, insanı yarı Tanrı bir varlık, ilahi müdahaleyi yok sayma ve iradeyi putlaştıran bir yaklaşım içerisindedir ve tarihin sürekli ilerlemeci anlayış içerisinde iyiye gittiğini düşünür”, “ikisi de sünnetullah yasalarını dikkate almayan bir yaklaşım içerisindedir” diyerek konuyu açıkladı.

Bütün cahiliyelerden arınmanın yegane yolunun Allah’ın bizi yarattığı fıtrat üzere bulunmaktan, Allah’ın esması ile ahlaklanmaktan geçtiğini belirten Beyazyüz, “Allah bizlere rahmet vesilesi olarak vahiy ve resuller göndererek bizleri hidayet yollarına iletmiştir”, “bu yola giren insanları Allah kendisine dost edinir” dedi.

“Allah merhametin kaynağıdır insanlara keremiyle lütufta bulunup akıl ve vahiy nimetiyle buluşturmuştur”, “insan da Allah’a teslim olarak, modern ve geleneksel cahiliyeden arınarak değerli olabilir” dedi. “Bu arınma neticesinde de yeryüzünde adaletin, tevhidin, merhametin, barışın ve paylaşımın temsilci olabilir” diyerek sunumunu tamamladı. Beyazyüz “çalışmalarımızı Rabbimiz bereketlendirsin” diye duada bulundu.

Program sonunda Özgür-Der Elazığ temsilciliğinin resmi açılış programının ise 2 hafta sonra bir panelle 7 Kasım Cumartesi günü yapılacağı, tüm şube ve temsilciliklerimizin davetli olduğu bilgisi paylaşıldı. Programla ilgili ayrıntılar sitemizden ilan edilecektir.

elazig-20151025-01.jpg

elazig-20151025-02.jpg

elazig-20151025-03.jpg

elazig-20151025-04.jpg

HABERE YORUM KAT