'Geleneksel İslam'ın eleştirisi' ne demek?

24.03.2013 07:44

Faruk Beşer

Önce böyle kavramların kategorik ve indirgemeci özelliklerine dikkat çekmeliyiz.

Hiçbir düşünce dışardan üretilen kavramlarla anlatılamaz.

Biriler kendi durdukları yerden ve kendi emellerine hizmet edecek şekilde sizi kategorize ederler, siz de iki adım sonra bu kategorilerden birini kabullenirsiniz.

Mesela; modernist, gelenekçi, muhafazakâr, radikal, ılımlı, kökten dinci, İslamcı ilah… derler, siz de kendinizi bunlardan hangisine yakın görürseniz ondan olduğunuzu sanırsınız.

Mesela, ben gelenekçi bir müslümanım, dersiniz.

Böylece bütünden, cemaatten, ümmetten kopmuş olursunuz. Oysa İslam ümmeti içerisinde her zaman bu kategorilerin belirleyici özelliklerini taşıyan bireyler bulunabilir. Ama onlar bütünün oluşması için zaten bulunmaması imkânsız parçalardır, farklılıklardır.

İnsanın eti, kemiği, tırnağı, kanı vardır. Hatta ruhu, bedeni, duyuları ve duyguları vardır. İnsan bunların hepsidir, hepsinin yeri ve görevi ayrıdır.

Müslüman müslümandır. Elbette her şey gibi müslümanın da ilim, amel ve ahlak bakımından kalitesi yüksek olanı, düşük olanı bulunur.

Bir müslüman, ben modernist ya da gelenekçi değilim, müslümanım. Görevim, çok daha iyi bir müslüman olabilmek. Ben bunun için çalışırım, der. Hepsi bu kadar.

Ancak bu gün dışarıdan bakılınca 'gelenek' kavramıyla anlattıkları bir vakıa da var. Buradaki 'gelenek', halk arasında kullanıldığı şekliyle; gelenekler, görenekler, adetler değil. Doğru da yanlış da olabilen kabuller, alışkanlıklar değil. Bunlar da İslam'dan beslenmiş olabilirler, ama İslam'ın nasıllığını belirleyemezler, doğrunun ölçüsü olamazlar.

Onun için usulü fıkıh 'âdet' ile 'örf'ü ayırır. Âdet, avdet eden, tekrarlanan her türlü davranıştır, örf ise bunların sadece maruf olanları, iyi bilenenleridir.

Kuranı Kerim böyle bir din anlayışını, 'atalarının dinine uyanlar' diyerek kınar:

Nuh'a da Musa'ya da inanmayanlar, hep biz atalarımızdan böyle bir şey duymadık diyerek inanmamışlardır. (23/24, 28/36)

Mekke müşrikleri de; 'Allah'ın indirdiği dine ve O'nun elçisine gelin dendiğinde, bize atalarımızın yolu yeter, dediler. Ya ataları bir şey bilmeyen ve hidayeti bulamamış insanlar iseler ne olacak?' (5/104, 31/21). Demek ki, bu anlamda bir gelenekçilik körü körüne inanmadır. Statükoyu korumadan ibarettir, din değildir.

Bu durum elbette günümüz için de geçerlidir. Kişi, din adına öğrendiklerini sağlam delillere dayandırıp, bunların Allah'ın dini olduğu konusunda ikna olmadıkça o dini kendi dini kılmış olamaz, o atalarının dini olur. Demek ki, Kuranı Kerim bizden bu bilinç düzeyini istiyor.

Cemaat İslam'ın olmazsa olmazı ise de, grup üyeleri çoğu zaman dini yorumlara, bizimkiler böyle diyorsa doğru olan budur diye bakarlar.

İşte bu da yerilmesi gereken gelenekçilik cinsindendir.

Geleneksel İslam'ı eleştirenler bu ayırımı yapabilseler ve âdetin ve geleneğin her türlüsünün İslam olamayacağını söyleseler buna diyecek bir şey kalmaz.

Ama yeni bir kavram olarak gelenek denen şey bu değil.

İşte o 'modern'in karşısına koyarak 'gelenek' dedikleri vakıayı biz bir kategori oluşturmadan şöyle anlıyoruz:

Hiçbir din, hiçbir düşünce, hatta sanat derin bir geçmişi olmadan var olamaz, gelişemez. Selimiye bin yıllık bir birikimin somutlaşmış halidir. Mecelle bin üç yüz yılda yazılmıştır.

Onun için Cumhuriyetimizin hala ne bir sanatı ne de bir kültürü vardır. Bindiği dalı kesenler yukarı çıkamazlar, aşağı düşerler. Batı uygarlığına yamanmaya çalışmamız bu yüzdendir. Biz yokuz, bizi kendinize katın ki, biz de sizinle birlikte var olalım demektir.

Milletler kendi kültürleriyle, sanatlarıyla, ekonomileriyle ve bunların toplamı olan medeniyetleriyle var olurlar. Başka bir medeniyete eklenmeyi kabul edenler, bunu arzu edenler, bu değerlerini yitirenler, ya da zaten hiç bulmamış olanlardır.

Evet, bu anlamda gelenek denen şey nedir? Bunu gelecek yazımızda tamamlayalım.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim