1. YAZARLAR

  2. Bekir Berat Özipek

  3. ‘Gelen gideni aratır’ sözü irticadır
Bekir Berat Özipek

Bekir Berat Özipek

Yazarın Tüm Yazıları >

‘Gelen gideni aratır’ sözü irticadır

A+A-

Yıl 1930’du. Süreyya İlmen’in ‘Halka tepeden bakan bir devlet dairesi’ şeklinde tanımladığı Halk Fırkası iktidardaydı. Bir muhalefete ihtiyaç vardı, ama bu ‘görev’ herkese verilemezdi. Muhalefet gerekiyorsa onu da devleti temsil eden parti yapmalıydı. Güdümlü muhalefet partisi Serbest Cumhuriyet Fırkası (SCF) böyle kuruldu.

Yeni partinin kurucusundan, üyelerine ve ideolojisine kadar her ayrıntı yukarıdan belirlendi.

Kuruluş haberi ülkede bir fırtına etkisi yaptı. Haberi veren gazeteler elden ele dolaşıyordu. Her ilden telgraflar yağıyor, partiye ilgi çığ gibi büyüyordu. SCF’nin ilk seçimde Halk Fırkası’nı alaşağı edecekti.

Anlaşılıyordu ki, parti ‘zamansız’ kurulmuştu. Halkımız henüz CHP’nin kadrini kıymetini anlayacak olgunluk seviyesinde değildi ve olmaya da niyeti yoktu. İktidar elden gidemezdi. Tehlikenin farkına varılmıştı. SCF kapatılmalıydı. Ama bir sebep gerekiyordu.

İşte irtica tam da o zaman hortladı. Ülkenin her yanından ‘irtica haberleri’ geliyordu. SCF binasına sarıklı biri girmişti. Adana’da yeşil bayrak açılmıştı. Milliyet, Cumhuriyet, Akşam ve diğer gazeteler, tıpkı bugünküler gibi manşetler atıyordu.

SCF lideri Fethi Okyar öfkeliydi. Kendisinin ve partisinin irtica ile ilişkilendirilmesine isyan ediyordu. Nasıl etmezdi ki? Partinin yöneticileri arasında bu suçlamayı hak edecek kimse yoktu. Kendisiyle birlikte Nuri Conker’i, Ahmet Ağaoğlu’nu ve Makbule Hanım’ı partiye seçen Mustafa Kemal’di. Terakkiperverciler’in başına gelenleri bildiğinden önlemini baştan almış, partiye ‘şüpheli’ kimseyi almamıştı. Girenlerden de laiklik ve milliyetçilik ilkelerine uyma taahhütnamesi alıyordu. Hatta partinin adını bile basına Serbest Layik Cumhuriyet Fırkası olarak duyuruyordu. Ama nafile. Mürteciler, komünistler, Kürtler ve gayrimüslimler sempati duyuyor diye SCF suçlanıyordu. Yerel seçimlerde alkışlanacak bir kararla Rum, Ermeni ve Musevi aday gösterdiği için adı ‘apostollar fırkası’ olmuştu. CHP’li Ziya Ortaç da iğrenç ‘şiir’inde bu yüzden SCF’yi şöyle suçluyordu:

Bolşevik bağırdı çarıksız kaldık / Fethi Bey milletin haline acı / Mürteci bağırdı sarıksız kaldık / Sendedir bu derdin büyük ilacı. Dediler intihap değil pek uzak / Birleşti Panayot, Mıgırdıç, İzak / sandığın başında kurdular tuzak / Yobazlar el açıp oldu duacı. Osmanlı devleti gibi bu fırka / Metelik vermiyor mezhebe ırka / Kapabilmek için bir süslü hırka / Kol kola geziyor papazla hacı’.

Suçlamalar o kadar bıktırıcıydı ki, Serbest Fırka’yı destekleyen Zekeriya Sertel’in Son Posta’sı, artık cevap yetiştirmek yerine, irtica suçlamalarıyla şöyle dalga geçiyordu: ‘Gelen gideni aratır demek irticadır.’ Ama SCF ne yaparsa yapsın sonuç değişmedi. Kuruluşundan üç ay sonra parti, ilgisizlikten değil, tam tersine aşırı ilgi gördüğünden dolayı kendisini feshetmek zorunda kaldı.

Şimdi bu yakıcı gündemin arasında ‘tarihten bir sayfa’nın yeri ne? Keşke bu sayfa tarihte kalmış olsaydı. Bugün yine İttihat Terakki’ye karşı çıkan bir parti var ve aynı suçlamalar ona da yöneltiliyor. Sadece irtica mı? Ülkeyi satma, işbirlikçilik vs. de aynı.

Yani AK Parti’nin mürteci olmadığını kanıtlamak için uğraşması boşuna. Çünkü onu irticayla suçlayanlar, kendi söylediklerine SCF’yi suçlayanlardan daha fazla inanıyor değiller.

Sorun, Çevre’den gelen bir partiye tahammülsüzlükten ibaret. İttihat Terakki-CHP çizgisi, 1930’dan farklı olarak Hükümet’i verse bile gerçek iktidarı vermemek, ekonomik ve sınıfsal iktidarını korumak istiyor.

Gerilim de çelişki de bundan ibaret. Gelin yine Son Posta’nın, bugün de geçerli bir saptamasıyla bitirelim: ‘Bu ülkede 1908’den beri hep aynı fırka iktidar mevkiindedir, sadece isimleri değişmiştir.

 

Star Gazete

YAZIYA YORUM KAT