Gelecek Kürt Hizbullahı’nın

09.05.2012 01:54

Emre Uslu

Doktora tezim için incelemeye aldığım Kürt kimliğinin dönüşüm sürecini incelerken diğer milliyetçi kimlikler gibi Kürt kimliğinin de seküler bir kimlik olarak doğduğunu, seküler milliyetçi örgütler tarafından yaratılıp büyütüldüğünü, ancak 1990’lı yıllardan itibaren seküler vurgunun giderek azaldığını, hem Kürt kimliğinin taşıyıcısı örgütlerin hem de kimliğin kendisinin evrilerek Kürt-İslam kimliğine dönüşmekte olduğunu görmüştüm.

Doktora tezinde incelediğim Kürt kimliğini etkileyen üç temel aktör, Devlet, PKK ve Hizbullah ile üç temel faktör, modernleşme, şehirleşme, ve globalleşme süreçleri arasındaki ilişkinin doğal sonucunun Kürt İslam kimliğinin taşıyıcısı örgüt olarak Kürt Hizbullahı’nı büyüteceği ve seküler kimlik vurgusuyla ortaya PKK/BDP’yi de zayıflatacağı sonucu çıkıyordu.

Tezde BDP/PKK çizgisinin bu sosyolojik sürece ve siyasal İslami vurgusu daha da öne çıkan sürece daha fazla dayanamayacağı ve dinî söylemleri benimsemeye mecbur olduğu temel gözlemlerimden biriydi. Nitekim 1990’lı yıllardan sonra PKK taktik gereği olsun Kürt İmamlar Birliği gibi dinî birlikler kurarak İslamileşen Kürt kimliğini elinden kaçırmamak için çaba gösterdiği biliniyor. Son yıllarda ortaya çıkan sivil Cuma eylemlerinin de PKK çizgisinde dine doğru kayan zeminde kendine yeni yer edinme girişiminden başka bir şey olmadığı görülüyor.

Yine tezde işlediğim konulardan biri de bir modernite çocuğu olarak Kürt kimliğinin şehirlerde doğduğunu Türk kimliğine reaksiyon olarak geliştiğini bunun da kimliğin gelişimi önündeki en büyük engel olduğu değerlendirmesi. Daha kötüsü de bütün milliyetçi kimlikler şehirlerde büyüyüp gelişmiş ve şehirli örgütler tarafından beslenip büyütülmüş kimliklerken, Kürt kimliği de şehirlerde doğmuş ancak PKK önce Kürt entelektüeline saldırıp onları etkisizleştirerek sonra da gerilla hareketi tarzıyla Kürt kimliğini bir kırsal kimliği olarak taşımaya evirmeye başlamıştır. Bu da Kürt kimliğinin reaksiyoner kimlik olarak kalmasını sağlamış ve gelişip derinleşmemiştir. PKK ilk jenerasyon Kürt entelektüelini etkisizleştirdikten sonra kendi entelektüelini yetiştirememiş, en büyük Kürt entelektüeli olarak ortada Öcalan kalmış onun da kimliğe katkıları reaksiyoner hamlelerden öteye gidememiştir.

Oysa Kürt toplumu şehirleşirken Kürt siyasal kimliğinin taşıyıcısı PKK kırsalda kalmış ve böylece Kürt kimliği ve talepleri PKK’nın ilerisine taşınmıştır. PKK bu değişime karşı kendini yenilemeye kalkmış, ilk yenileme hamlesi 2004 yılında örgütün parçalanmasına neden olmuş, PKK da savaş başlatarak dönüşen Kürt kimliğinin taşıyıcısı olmak yerine bunu örgütün dağılmasının birinci önceliği saymış ve Kürt kimliğini halen reaksiyoner kimlik olarak Kürt kimliğine dayatmaya çalışmıştır.

Oysa Kürt kimliği 1990’lardaki şehirleşme, Batı-Doğu entegrasyonu, globalleşme ve liberal ekonomik düzenin yavaş yavaş bölgeye yerleşmesiyle yeni bir evreye girmiş artık reaktif kimlikler yerini proaktif kimliklere bırakmaya başlamıştır. Proaktif Kürt kimliğinin en önemli taşıyıcısı Kürt Hizbullahı’dır. Zira PKK’dan farklı olarak Kürt Hizbullahı bir şehir örgütü olarak doğmuş, PKK ile çatıştığı zamanları saymazsak daha çok proaktif stratejiler izleyerek insanlara ulaşmış, şehirlerde insanların anlık olaylara reaksiyon göstererek kimliklerini inşa etmeleri yerine proaktif yöntemlerle, sohbet halkaları kurarak, yardım organizasyonları düzenleyerek, konferanslar, bilgilendirici faaliyetler yaparak proaktif Kürt kimliğinin taşıyıcısı olmuştur. Bu nedenlerle de zaman, mekân ve sosyoloji Kürt Hizbullahı’nın yanındadır.

Diyarbakır ve İstanbul Kazlıçeşme meydanlarında, en görkemli BDP toplantılarından üç kat fazla kalabalıkla gerçekleştirilen gösterilerle Kürt Hizbullahı bazı gözlemcileri şaşırmış olabilir, Türk medyası halen Kürt Hizbullahı’nı 2000 yılındaki görüntülerle anmak istiyor da olabilir ama Kürt Hizbullahı 2004 yılında aldığı değişim kararlarıyla zamanın akışının doğru tarafından yer ayırtmış, giderek büyümüş ve büyümeye devam edecektir.

2005 yılında bir ara eski alışkanlıklara dönüp silahın cazibesine kapılmak isteyen örgüt üyeleri oldu. Hizbullah hareketi içinde büyük tartışma yaratan bu taleple, özellikle global cihat sürecinin zirve yaptığı o dönemde El Kaide ile örgüt arasında bir yakınlaşma görüldü. Bunu yazdım diye Kürt Hizbullahı tarihinde ikinci defa bildiri yayınlayıp beni tehdit de etti ama, o süreçte örgüt içindeki sağduyu hâkim oldu ve örgüt silahlı eylem ve macerayı tercih etmedi. Doğrusunu da yaptı.

Bundan sonra Kürt Hizbullahı’nı silah kullanmaya zorlayacak örgütler, devletler, istihbarat birimleri olacaktır. Eğer Hizbullah silahı hatırlamak gibi bir aptallık yapmazsa yeniden, Kürt kimliğinin en büyük taşıyıcısı Kürt Hizbullahı olacaktır bundan hiç şüphem yoktur. Doktora tezimde incelediğim bütün göstergeler bunu gösteriyor. Zaten 2008 yılında bunu yazdığımda bu görüşü çok iddialı bulanlar çıkmıştı.

Kürt Hizbullahı Kürt toplumun en ücra kılcal damarlarına ulaşıp kendi mesajını taşıyor ve proaktif Kürt kimliğin taşıyıcısı oluyorsa, önümüzdeki beş yıl içinde tartışmasız en etkili Kürt örgüt olacaktır.

PKK silahların gölgesinde ve kendi geliştirdiği silahlı mücadelenin esiri olmuştur. Bu nedenle de zamanın ruhunu ıskaladı, ıskalıyor. PKK’nın şu şartlar altında silahlı mücadele kısır döngüsünden de kurtulması zor görünüyor. KCK yapılanması da kriminalize edilince PKK hep reaksiyoner kimliğin taşıyıcısı olmaya mahkûm olmuştur. PKK silahları susturmadığı sürece bu süreç de PKK aleyhine olacak. PKK şunun farkında değil: en güçlü devlete karşı direnebilirsiniz ama sosyal değişime direnemezsiniz.

acilim1@gmail.com

TARAF 

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim