“Geçmişi kontrol eden şimdiyi de kontrol ediyordur”

20.12.2008 04:55

Kürşat Bumin

“Özür”e tepkiler ülkeyi biraz olsun tanıyanların bile tahmin edebileceği bir “açılım”da ilerliyor.

Bizi burada özellikle ilgilendiren tepkiler, tabii ki, kurumsal nitelikte olanlar.

MHP başta olmak üzere birçok siyasal parti bu işin “yanlış ve haksız” olduğunu ilk günden açıklamıştı zaten.

Dün baktım, tepki gösterenler içinde Atatürk Üniversitesi Senatosu da varmış. Bu bilgiyi görünce “Tamam” dedim, “Diğer senatoların tepkileri de eli kulağındadır muhakkak.”

Peki o zaman soralım: Başlangıçta 4, bugün 14 bin (?) (yarın belki 140 bin) kişinin dilediği bu “özür”, Atatürk Üniversitesi Senatosu'nu niçin ilgilendiriyor? Özür dileme girişimi metinde apaçık biçimde belirtildiği gibi imzacıların “kendi payıma” diyerek gerçekleştirdikleri bir eylem olduğuna göre, söz konusu Senato bu işe niçin burnunu sokuyor? (Böyle, yani benden duymaya alışmadığınız bir deyim kullanıyorum, çünkü senatoların “burnu” yoktur.)

Senato, metnin altını imzalamış olan A ya da B'ye “Hayır ben burada iş başındayken sen bana sormadan kimseden özür dileyemezsin!” mi demek istiyor?

Senato böyla düşünüyor olmalı; bu münasebetsiz tepkiyi bu münasebetsizlik dışında nasıl açıklayabiliriz?

Senato, belli ki, bu metindeki şekliyle, yani içine “kendi payıma” ifadesinin özellikle yerleştirildiği “özür dileme” eyleminin ya da daha doğru bir sözcükle “af dileme”nin (çünkü biliyorsunuz, “özür” sözcüğü “mazeret”ten geliyor ve imzacılar mazeret aramıyorlar) tamamen “bireysel” bir seçim olduğunu hâlâ (o nasıl Senato ise!) öğrenememiş.

Dikkat ederseniz Senato'nun bu tepkisi, “Ermenilerden özür dileme”yi de içine alan ama onunla sınırlı kalmayan bir sakat zihniyete işaret ediyor.

Bu zihniyet bireylerin kendi başlarına, tamamen özgür iradeleriyle belirledikleri bir düşünce, tavır ve tutum içinde olamayacaklarını -bir kere daha- hatırlatıyor.

Durum şöyle bir diyalogla özetlenebilir:

İmzacı: “Büyük Felaket hakkında duyduklarım-okuduklarım vicdanımı çok rahatsız ediyor. İnsan ilişkilerinde esas aldığım moral çerçevenin bu olayda tarumar edildiğini anlıyorum. Dolayısıyla ben 'kendi payıma' özür dileyerek iç hesaplaşmamı ilerletmek istiyorum.”

Senato: “Dur bakalım orada. Vicdan da ne demek? 'Moral çerçeve' de neyin nesi? Daha da önce sen kimsin ki “ben” diyerek cümle kuruyorsun? Bekle, önce Senato kararı çıksın..”

Sadece Senato mu? Sırada kimler var acaba diye biraz daha karıştırdım.

“Akademisyenler Birliği” diye bir kuruluş (neyin nesi olduğunu bilmiyorum doğrusu) da tepkili.

TBMM Başkanı da memnun değil.

İstanbul Barosu da rahatsız.

Türkiye Gençlik Federasyonu diye adını ilk kez duyduğum bir kuruluş da öfkeli.

Ve de tabii dün haber sitelerine düşen Genelkurmay açıklaması.

Ülkemizde gazeteciler çok meraklı oldukları için, karşılarındaki generalin kendi ilgi alanlarına giren konularda açıklama yapmasını tatminkâr bulmamış olacaklar ki, Genelkurmay'ın “özür” meselesine ilişkin görüşünün ne olduğunu da sormuşlar.

Merak işte, sonu yok...

Genelkurmay adına açıklama yapan general de soruyu şöyle cevaplamış:

“Bizim burada görüşümüz, yapılanları kesinlikle doğru bulmuyoruz. Özür dileme yanlış olduğu kadar zarar verici sonuçlar da doğurabilecek bir davranıştır.”

“Özür-af dileme” eyleminin önüne duvar ören bu açıklama hakkında da, Senato açıklamasına ilişkin sorduğumuz soruyu dile getirebiliriz:

Genelkurmay, ne münasebetle, toplumda bir takım insanların tamamen “kendi payına”-kendi adına üzerinden bir asır geçmiş bir trajediyi hatırlayarak “özür” dilemeleri hakkında fikir beyan ediyor?

Ne münasebet?

İmzaya açılan metin Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleştirdiği askeri darbelerden ve askeri cezaevlerinde binlerce kişiye işkence yapılmasından dolayı “Genelkurmay'ın özür dilemesi” gerektiğinden söz etmiyor ki... Durum böyle olsa o zaman “Tabii, bu durumda ona da söz hakkık düşer” diyelim, ama durum böyle değil.

O zaman mecburen şu sonucu çıkaracağız: Demek ki, sadece Senato, İstanbul Barosu ve diğerleri değil, Genelkurmay da, bu toplumda insanların tamamen vicdanlarının sesini dinleyerek tamamen moral bir tepki ortaya koymalarına izin vermiyor.

Bana göre bu ülkenin bugün “özür” vesilesiyle bir kere daha hatırladığımız asıl problemi budur. Bireysel ve toplumsal vicdanı kontrol altına almak, kontrol altında tutmak yani.

Orwell'ın çok güzel bir sözü var: “Geçmişi kontrol eden şimdiyi de kontrol ediyordur.”

Ortaya konan münasebetsiz tepkileri bu çerçevede anlamamız gerekiyor.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim