Gecikmiş sorular

30.07.2010 17:28

Yasemin Çongar

Oğlunuzu gönderdiğiniz savaş, “gerçek” bir savaş mı sizce?

Oğlunuzu emanet ettiğiniz komutanlar, bu emanete riayet ettiler mi?

Oğlunuzu bir tabut içinde size geri veren ordu, onun yaşaması için gereken her şeyi yaptı mı dersiniz?

İnsan, içi kanayan bir annenin, bir babanın gözlerine bakıp bu soruları nasıl sorar; ben sorabilir miyim, bilmiyorum.
19 haziran gecesi, Şemdinli Gediktepe’deki PKK baskınında can veren gencecik çocukların ailelerine bu soruları sormak mümkün mü dersiniz, gerekli mi hatta?

O ailelerin taptaze yaralarını hakikatle deşmeye hakkımız var mı bizim?

Oğlu ölen bir anneye, bir babaya gerçekleri söylemek mi daha insanca yoksa susmak mı?

“Şehadet” sessizliğine gömülüp dua etmek mi evla, yoksa Zonguldak Ereğli’den Piyade Er Ramazan Erdem’in mesela, ya da Edirne Uzunköprü’den Piyade Çavuş Oğuz Yelken’in ya da Keşanlı Piyade Onbaşı Mustafa Kayın’ın ya da Milaslı Piyade Onbaşı Mustafa Derin’in ya da Aydın’dan Piyade Er Mehmet Ali Tosun’un ya da Kahramanmaraş Göksun’dan Topçu Çavuş Elhas Esendere’nin annesine, babasına, “Oğlunuz Gediktepe’de neden öldü biliyor musunuz” diye sormak mı?

Bugünkü manşetimiz bu sorunun cevabını veriyor; bugünkü manşetimiz kırk gün önce Gediktepe’de son bulan on bir hayatın hesabını soruyor…

Gediktepe’de etlerinden et koparılmış annelerin, babaların önünde eğilerek, onlardan utanarak, onların bu manşetle biraz daha kanayacaklarını bilerek yapıyoruz bunu.

Çünkü “gerçek” bir savaş değil onların oğullarını alan… Şike var orta yerde; ihmal var, hatta belki ihanet var.
Çünkü ölmeyebilirdi onların oğulları; bu şikeyi, bu ihmali, bu ihaneti zamanında sorgulayabilseydik biz, belki ölmeyecektiler.

Ve bu danışıklı savaşın hakikatini “şehadet” sessizliğine feda ettiğimiz her an, daha nice annenin, nice babanın oğullarının tabutunu aynı sessizlik içinde teslim almasına boyun eğiyoruz aslında.

Ve artık yeter. Hakikaten yeter.

Şimdi soralım:

Gediktepe’deki PKK baskını, “gerçek” bir baskın mıydı sizce?

Saldırı sonrası, Gediktepe’ye giden Başbakan Erdoğan’a brifing veren Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya’ya inanırsanız, öyleydi.

“Saldırı gecesi 23:30 sıralarında ilk PKK’lı görüntülerini aldık” demişti Kaya; sonra bu bölgelere topçu atışı ve diğer ağır silahlarla ateş edildiğini anlatmıştı.

Ardından, ateşe karşılık verilmediği için bu görüntülerin “çoban, köylü ya da kaçakçı” olabileceğinin düşünüldüğünü söylemişti.

11 askerin ölümünün açıklaması buydu velhasıl: Komutanlar, PKK’lıları "çoban" sanmıştı.

Oysa Gediktepe’nin günler öncesinden Heron’lar tarafından çekilen görüntüleri Taraf’ın elinde şimdi ve o görüntülerde “çoban” deyip geçiştirilemeyecek bir katır konvoyunun düzenli hareketi çok net izlenebiliyor. Bu görüntüleri Mehmet Baransu’ya verip yorumlayan askeri kaynaklar da, “Burada kalabalık bir PKK’lı grubun hareketi saptanmış” diyorlar.
Soralım o zaman: Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya, bu görüntülerin farkında mıydı? Onları görünce “çobandır” deyip geçti mi? Bölgedeki taburu uyardı mı? Ve saldırıdan sonra Başbakan’a brifing verirken, o görüntülerden hiç söz etti mi?

Şimdi de, saldırı gecesini dünkü Habertürk gazetesine anlatan, arkadaşları kollarında ölen ve kafasında o geceden yadigar şarapnel parçasıyla yaşayan Gazi Er Necati Yurt’u dinleyelim:

“Tekeli Taburu’nun üst bölgesinde operasyona gidiyorduk. 110-120 kişi olarak taburdan çıktığımızda beş saat gibi bir yürüyüşten sonra Gediktepe mevkiine ulaşıyorduk. Burada mevzilenip sınırımızı koruyor, yaklaşık 10-15 gün kalıyorduk. Tabura inip üç-beş gün dinlenip yeniden üst bölgeye gidiyorduk. Saldırıdan önce devreler olarak faaliyetimiz vardı. Kurban kestik, mevlit okuttuk. Ardından yine beş saatlik yürüyüşle Gediktepe’ye çıktık. Saat 22:00’de termal kameralarda bir kişilik görüntü vardı. Saat 23-23:30 gibi bu kez görüntü beş kişi oldu. Saat 01.00-01.30 gibi teröristler biksi ve roketlerle saldırıya başladılar. Mevzide beş kişiydik. Mevzimiz saldırıya müsait olduğundan yoğun ateş altında kaldık. Başımızı bile kaldıramıyorduk. İlk atışta yanımdaki Süleyman ve Ramazan şehit oldular. Süleyman yaralıyken yaşatmak için turnike yaptım ama başaramadım. Saat 04.00’te Kobra helikopterler geldi…”

Ve soralım yeniden:

19 haziran gecesi, beş saat yürüyerek Tekeli Taburu’nun üst bölgesindeki Gediktepe’ye giden Necati Yurt ve arkadaşları, bir PKK baskını bekliyorlar mıydı? Bölgedeki Heronların günler öncesinden saptadığı PKK sevkıyatı görüntülerinden haberdar edilmişler miydi?

Ve belki çok daha önemli bir soru:

Hakkari’deki Terörle Mücadele Büro Amiri Başkomiser Ahmet Yiğenoğlu’nun 16 haziran gecesi saat 22:00’de Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı’na geçtiği rapordan haberdar mıydı, Er Necati Yurt ve arkadaşları?

Bugünkü manşetimiz, bu soruyu soruyor işte; Başkomiser Yiğenoğlu’nun “PKK saldıracak” diyerek, yer ve zaman bildirdiği uyarısının niçin kale alınmadığının cevabını talep ediyor.

Yiğenoğlu, “saldırı yapılma ihtimali çok yüksek” diye özellikle belirttiği raporunda, 17 haziran akşam saatlerinde PKK’nın saldırabileceğini haber veriyor.

Yiğenoğlu’nun ihbar ettiğinden otuz saat sonra, PKK aynı bölgeye saldırıyor.

Biz de soruyoruz:

Tümgeneral Gürbüz Kaya ve diğer komutanlar, bu uyarı raporu üzerine ne yaptılar? Hangi önlemleri aldılar? Saldırı anından tam 50 saat önce, “saldırı olacak” diye uyarılan Şemdinli Jandarma Komutanlığı niçin bir şey yapmadı?

Bu somut ihbara ve eldeki Heron görüntülerine rağmen, 19 haziran gecesi, o askerler Gediktepe'ye niye hiçbir önlem
alınmadan gönderildi? Onları kim gönderdi?

Gecikmiş sorular bunlar.

Gediktepe'de ölen on bir genci geri getirmeyecek sorular.

Ama aynı zamanda, bu danışıklı savaşın hakikatini "şehadet" sessizliğine feda ettiğimiz her an, biraz daha geciken, cevapsız kaldıkları her gün yeni gençlerin ölümünü hazırlayan sorular...

Yeter artık. Hakikaten yeter.

ycongar@mac.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim