Gazze'ye nasıl yardım edilir

31.12.2008 06:02

Resul Tosun

Bir defa önce sorunun adını doğru koymamız lazım gelir. Filistinliler işgalci değildir. İşgalci olan İsrail'dir. İsrail, Filistin topraklarını işgal etmiş terör kullanarak bir devlet kurmuştur. Terör üzerine bina edilen bu devlet işgal ettiği topraklarla yetinmemiş yine silah zoruyla genişleme politikası gütmüştür/gütmektedir. Filistin toprakları BM nezdinde de işgal edilmiş topraklar olarak adlandırılmaktadır. Bu arada yerli Filistin halkını da her fırsatta göç etmeye zorlamıştır/zorlamaktadır.

25 Ocak 2006 tarihinde uluslararası gözlemcilerin denetimi altında, Filistin'de bir seçim yapıldı. Bu seçimi, başta ABD olmak üzere bütün Avrupa devletleri ve İsrail alkışladılar ve bizdeki CHP'ye tekabül eden el Fetih'in kazanması için gayret ettiler. O kadar ki, İsrail Filistinlileri etkilemek için hapiste tuttuğu bazı Filistinli şahsiyetlere el Fetih lehine açıklamalar bile yaptırdı.

Uluslar arası gözlemcilerin şahadetiyle hiçbir hilenin yapılmadığı, Arap dünyasının bu en demokratik seçimlerini AB'ye, Avrupa'ya ve İsrail'e rağmen HAMAS kazandı. Yani Filistin halkı HAMAS'ı tercih etti. Seçimler yapılıncaya kadar demokrasi ve insan haklarından bahseden batı dünyası, hiç beklemedikleri şekilde seçimleri HAMAS kazanınca kurulan hükümete karşı ilk tavrı onlar koydular. Buna nağmen HAMAS hükümeti önemli başarılara imza atmaya başlayınca bu kez Filistin özerk yönetimi başkanı Mahmud Abbas'a hükümeti azlettirdiler. Yani tek başına iktidar olmuş partinin hükümetini azlettirdiler. Abbas'ın Filistin aleyhine aldığı bu karara HAMAS itiraz etti. Ondan sonra Gazze'de HAMAS yönetimi bağımsız olarak devam etti. Bunun üzerine İsrail Gazze'ye ambargo uygulamaya başladı. Fakat Mısır'a açılan Refah kapısı Gazze halkı için adeta bir nefes borusuydu. İşin en vahim tarafı bu kapının kapatılmasını Mısır yönetiminden bizzat Mahmud Abbas'ın istemiş olmasıdır! Mısır yönetimi de maalesef Filistin'in meşru temsilcisi Abbas'tır o istedi biz de kapattık bahanesinin arkasına sığınmaktadır!

Tabi bu arada İsrail, meclis başkanı dahil milletvekillerini bulduğu yerde yakalayıp hapse attı.

Topraklarını savunduğu ve işgale karşı meşru direnme hakkını kullandığı için HAMAS, İsrail'in hoşuna gitmiyor. İsrail'in hiçbir kural tanımadan Filistin halkına karşı uyguladığı insanlık dışı muameleye HAMAS direniyor ve İsrail'i yıldırıyor. Öyle ki İsrail geçen Haziran ayında ateşkesi kabul etmek zorunda kaldı. Fakat İsrail kural tanımazlığını bu süre içinde de sürdürdü ve ateşkesi onlarca defa bozdu her bozduğunda da mukabele edildi. Bu mukabele misliyle mukabele değildi. Biri en modenn silahlarla saldırıyor öteki ev yapımı silahlarla karşılık veriyordu.

Son iki aydır uygulanan ambargo ise maalesef içler acısıydı. Gazze'yi sesiz ölüme terk eden İsrail ateşkes bitince HAMAS'tan tek taraflı olarak ateşkesi devam ettirmesini istedi. HAMAS bu tek taraflı Filistin halkı aleyhine ateşkesi kabul etmeyince de İsrail, geçen Cumartesi dünyanın gözü önünde katliam yapmaya başladı.

Üstelik katliamdan birkaç gün önce Türkiye ziyaretinde İsrail başbakanı, Cumhurbaşkanı Gül'e, "Gazze'de insani kriz yaşanmayacak." sözü vermesine rağmen.

Durum ortada. Filistinliler tanklarıyla tüfekleriyle Telaviv'i işgale yürümüyorlar. Sadece yaşadıkları toprakları savunuyorlar. İsrail ise Filistin halkına yaşama hakkını bile çok görüyor.

Filistinliler İsrail'in modern silahlarla uyguladığı katliama karşı ev yapımı füzelerle cevap veriyorlar ve bugüne kadar oyıllarca atılan füzeler sonucu ölen İsrailli sayısı sadece 21(yirmibir)dir. İsrail attığı her adımda yüzlercesini birden katlediyor.

Ebu Gureyb'de mahpus Iraklıların işgal güçlerine karşı mukavemeti neyse Gazze'deki Filistinlilerin onlardan farkı yok. Çünkü Gazze Ebu Gureybin genişletilmiş şeklidir.

Maalesef başta ABD olmak üzere batı dünyası Gazze'yi Ebu Gureybe çeviren İsrail'in insanlık dışı uygulamalarını kınamak yerine İsrail silahları karşısında mantar tabancasından farksız füzeleri bahane ederek hala iki taraflı saldırıların durdurulmasını talep edecek kadar gözü kapalı ve önyargılı davranmakta. Ve maalesef Türkiye'de ki bazı safdil ya da kandırılmış kalemler de işgalci yerine işgale uğrayanları sorumlu tutmaktadırlar.

Beyler işgal en büyük insanlık suçudur.

Düşünün ki, evinizi birileri işgal etti ve siz küçücük bir odada yaşamaya mahkumsunuz. Bu durumda sizin öteki odalarınızı mutfağınızı tuvaletinizi kullanmak istediğinizde uygulanan yasağa karşı mukavemetiniz ne kadar masum olursa Filistinlilerin mukavemeti de o kadar masumdur.

İsrail insanlık suçu irtikap etmektedir.

Burada insani kriz yaşanmayacak sözü vermiş olmasına rağmen başlattığı bu katliamdan sonra artık İsrail devlet adamlarıyla görüşmenin hiçbir faydası yoktur. İsrail bu davranışıyla Türkiye'ye karşı da çok büyük bir saygısızlık yapmanın yanı sıra diplomatik güvenilirliğini de tamamen yitirmiştir.

Dolayısıyla diplomatik ilişkilerin yeterli olmayacağı anlaşılmıştır. Biz dünyaya akıl vermeden önce kendimize bakmalıyız. Neler yapılabilir? Bence Türkiye, İsrail ile diplomatik ilişkiler asgariyi indirebilir, yapılan anlaşmaları askıya alıp gözden geçirebilir, güvenlik konseyindeki üyeliğimiz başlar başlamaz bu konuya yönelebilir ve NATO'nun tıpkı Bosna'da olduğu gibi İsrail'e müdahalesini gündeme getirebilir, aksi takdirde NATO üyeliğini de askıya alacağını duyurabilir.

Bunlar hükümetimizin hemen başvurabileceği acil fakat inanıyorum ki etkili tedbirlerdir.

Biz elimizdeki bu imkanları değerlendirelim sonra dünyaya akıl verebiliriz.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim