1. YAZARLAR

  2. Yıldırım Türker

  3. Gazze’de patlak veren
Yıldırım Türker

Yıldırım Türker

Yazarın Tüm Yazıları >

Gazze’de patlak veren

A+A-

Chomsky, birkaç yıl önce bir söyleşisinde, İsrail’in saldırganlığı üstüne, dünyaya bombalardan bakmanın daha büyük acılara neden olacağını ve belki de kıyametin çok yakın olduğunu söylüyordu.

Kıyamet günü insanlığın başına Gazze’den patladı işte.

Buna kıyamet demenin hiçbir sakıncası yoktur.

İsrail, dünyanın barış umudunu toptan yok eden bir katliam sürdürüyor şu an.

Naomi Klein, yakın zaman önce çıkan, bir önceki gibi çok tartışılacağa benzer kitabı ‘Şok Doktrini’nde tehlikenin dökümünü çıkarmış.

Klein, dünyanın her yerinde ‘şok doktorları’nın iktidarda olduğunu ve onların savaş, katliam ve kargaşayla beslendiklerini örnekleriyle anlattığı kitabında İsrail ekonomisinin yapısına eğiliyor doğal olarak. Analistler Davos ikilemini çözmeye çalışırken yeni bir konsensüsün ortaya çıktığını ileni sürüyor. “Piyasa istikrarsızlığa  tam olarak bağışıklık kazanmış değil. Sürekli bir felaket akışı artık öylesine beklenen bir şey ki piyasa da kendini bu yeni statükoya uyarladı. İstikrarsızlık yeni istikrar biçimidir.”

İsrail’in de kendi küçük ölçekli Davos ikilemini yaşıyor Klein’a göre. Savaş ve terörist saldırılar yoğunlaştıkça Tel Aviv Borsası bu krizlere paralel olarak yükselmekte.

Dolayısıyla genel olarak, global ekonominin durumu gibi,  İsrail’deki politik durum tam anlamıyla bir felaket olsa da ekonomisi tarihinin en güçlü noktasında. 2007 yılının  büyüme oranları Çin ve Hindistan’la yarışıyor.

Bu, İsrail ekonomisinin savaşa ve kargaşaya dayanıklı, sağlam yapısını göstermiyor. İsrail’in, ekonomisini tam da savaş ve kargaşa üstüne inşa etmişliğinin kanıtı.

İsrail, 2000’li yıllarda ekonomik gelişimini tamamıyla güvenlik teknolojilerine bağladı. Sadece 2007 yılında yerli güvenlik ürünleri satan 350 şirkete bir 30 tane daha eklenmiş.

İsrail, sadece katliamcı, vahşi bir politikayı fütursuzca uygulayan bir devlet değil. Aynı zamanda da insanlığa korkunç bir uyarı. Dünya ekonomisinin savaş tacirleri ya da Klein’in deyimiyle ‘şok doktorları’ tarfından ele geçirilmiş olması, ABD’nin bütün ‘demokrasi’ dilini ve stratejisini tehdit ve paranoya örgütlenmesi üstüne kuruyor olmasının sonuçlarından biri Filistinlilerin başına gelenler.

Filistinliler, en zayıf halkalardan biri olarak vahşi kapitalizmin, global savaş ekonomisinin bedeli olarak havaya uçuruluyor gözlerimizin önünde.

Havyarın yanına silah üretimini de katmış İsrail’in zenginleştikçe vahşileşip vahşileştikçe zenginleşmesi, dünyanın çok hayati ve çarpıntılı bir yol ayrımına gelmiş olduğunun bir kanıtı değil mi?

İşte bütün bu bilgiler ışığında İsrail’in Hamas’ı ortadan kaldıracağım çığlıklarıyla bebekleri katletmesini meşru müdafaa olarak adlandıranlara söylenecek bir şey yok. Vahşetten, zulümden nemalananlar ve onların bekçileri hep olacaktır.

Aynı zamanda milliyetçiliklerin kışkırtılıp sürekli bir çatışma ortamını diri tutmak da farz olduğu için kimin terörist, kimin terörizm taciri olduğunu ayırt etmek de hiç kolay olmaz.

Bütün dünyanın görmezden gelmeyi başaramadığı ama engelleme konusunda da bir türlü yeterince hevesli görünmediği bu katliam karşısında insanlığın tutumu 21. yüzyılın iklimini belirleyecektir.

Britanyalı yazar John Berger ve Uruguaylı yazar Eduardo Galeano, İsrail ordusunun Gazze’ye karşı günlerdir devam eden askeri operasyonlarına karşı dayanışma amaçlı bir metin yayımladı. Bu çağrının paylaşılması ümidiyle hep birlikte okuyalım:

“İsrail ordusunun, yapılan saldırıları öne sürerek Hamas’ın kontrolündeki Gazze’ye düzenlediği bombalı saldırılarda 300’den fazla insan öldü. Hafta  sonu başlayan saldırıların arkasından İsrail askerleri sınıra yığılırken bir kara operasyonunun da geleceği konuşuluyor. Bizler şimdi de İsrail ve Filistin halkı arasındaki 60 yıllık çatışmanın son ve belki de kesin bir sondan önceki-perdesini izliyoruz. Bu  trajik çatışmanın karmaşıklığı üzerine, kah bir tarafı, kah diğerini savunan milyarlarca söz söylendi. Bugün İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları karşısında, aslında bu çatışmanın arkasında her zaman üstü örtük olarak ortada duran hesaplar açıkça gün ışığına çıkarıldı. Bir İsrailli mağdurun ölümü yüzlerce Filistinli’nin öldürülmesini meşrulaştırıyor. Bir İsraillinin hayatı, yüzlerce Filistinlinin hayatı değerinde. İsrail Devleti ve dünya medyasının -azıcık bir sorgulamayla- akılsızca tekrar ettiği, aşağı yukarı bu. Ve 20. Yüzyıl Avrupa  tarihinin en uzun yabancı toprak işgalini meşrulaştıran bu iddia, baştan ayağa ırkçı. Yahudi halkının bunu kabul etmesi, tüm dünyanın aynı fikirde olması ve Filistinlilerin buna boyun eğmek zorunda kalması, tarihin ironik şakalarından biri. Hiçbir yerde kahkahalar duyulmuyor. Öte yandan, biz bunu daha ve daha yüksek sesle çürütebiliriz. Haydi, öyle yapalım.”

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT