Gazze halkları sokağa döktü

07.01.2009 15:21

Beril Dedeoğlu

İsrail’in hava ve deniz operasyonları sonrasında giriştiği kara operasyonu dünya genelindeki infialin artmasına neden oldu. Gösteriler, protestolar yapılıyor; bayraklar ve maketler yakılıyor. Kısacası Gazze’ye yapılan kara operasyonu bir yandan insani duyarlılıkları ortaya koyarken bir yandan da İsrail ve ABD karşıtlığını, anti-batıcı eğilimleri, İslami reflekslerin dışa vurumunu ve farklı türdeki milliyetçilikleri açığa çıkarıyor. Ayrıca yine bu olayların, her bir ülke liderinin tutumuyla kendi vatandaşları arasındaki mesafenin ölçümünde de kullanıldığı söylenebilir.

Tepkilerin özellikle İsrail askerlerinin Gazze’ye girmesiyle alevlenmesinin bazı nedenleri olduğu düşünülebilir. En belirgin endişe, İsrail’in Gazze şeridini yeniden işgal edeceğinin düşünülmesinden kaynaklanıyor. İsrail bunun bir işgal olmadığını söyleyerek tıpkı Bush yönetiminin Irak’ı işgale gitmediklerini söylediği türden bir eğilim sergiliyor. İsrail’e göre Gazze’de terör saldırıları durdurulana ve terör araçları bertaraf edilene kadar kalınacak. Kısacası çok kalınacak, zira terör ve terörle mücadele meselesinin ne kadar çetrefilli olduğu malum. Her kişi ve eylemin, her siyasal partinin ve hatta her mutfak tüpünün terör kapsamında değerlendirilmesi mümkün. Dolayısıyla, ileride bir Filistin devleti kurulursa, bunun sınırlarının yeniden en temel sorun olacağı düşünülüyor.

İkinci infial nedeni, İsrail’in kurulması muhtemel bir Filistin’in ne tür bir yönetime sahip olacağına kendisinin karar vereceğinin anlaşılması. Halkların talepleri yerine ‘uygun’ liderler aramış olan İsrail’in artık bu uygun lideri de gözden çıkardığı ve inisiyatifi kendi eline aldığı akıllara geliyor. Bu durumun tüm Ortadoğu ülkelerindeki liderleri kara kara düşündürdüğü de ortada. İsrail’e Hamas’ı hiçe saydığı için kızamayan Arap ülkeleri, bir bakıma kendi iktidarlarının soruşturulmasına da izin verilmeyeceğini hesaplıyorlar. Dolayısıyla halkların gösterilerinin arkasında sadece Hamas’ı desteklemek yok, Ortadoğu’daki halklar ile iktidarlar arasındaki yapısal sorunların soruşturulması da var.

Tepkilerin artmasındaki bir diğer neden ise, bir hafta süren dolaylı operasyonlar sırasında uluslar arası hukuk ve diplomasinin ne denli etkisiz kalabileceğinin bir kez daha ortaya çıkması. Sadece ‘batı’ değil Rusya ve Çin’in de bu konuda çelişkilerle dolu tutumları bulunuyor. Bir yandan İsrail durdurulmak istense bile öte yandan kendileri de zamanında benzer uygulamalar yaptıklarından bir yaptırım kararı alma şansına sahip olamıyorlar. Fatura ABD’ye çıkıyor gibi görünebilir, ancak bu konuda kimsenin eli temiz değil ve sokaklara dökülenler bunu biliyorlar. Devletlerin meşru müdafa hakkı meselesi çoktan beri bulanık bir içerik taşıyor. Hamas’ın ev yapımı füze kullanması, İsrail’e savunma hakkı verir mi tartışmasının özü bakımından bir uçakta, davranışlarından şüphe edilip indirilen Müslüman aileye yapılandan farkı değil. Dolayısıyla dünya genelindeki ayırımcığın İsrail’de olanları, burada olanların da dünyadaki tepkileri karşılıklı olarak beslememesi mümkün değil.

Öyle anlaşılıyor ki İsrail bu tepkilerin tümünü göze almış, sonuçlarına katlanmaya hazır. Ancak yine anlaşılıyor ki bir çok başka ülke, özellikle de Avrupa ülkeleri bu konuda hala kararsız. Barış atağına geçen AB ve ayrı koldan çalışan Sarkozy, Hamas’ın siyasal muhatap alınması dışındaki yöntemleri zorlayarak tavırlarını sergiliyorlar. Bu tavır, Türkiye’nin girişimlerine dahil olmak yerine ayrı bir düzlemden girişim başlatma anlayışında da gözlemleniyor.

Devletlerin girişimlerinin sonuçları, İsrail’in operasyon seyrine bağlı. Halkların tutumları ise, İsrail’in yaptıklarına değil kendi ülkelerindeki siyasilerin alacağı pozisyonlara göre şekilleniyor.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim