Gayrimüslim evlilikte namus şartı

04.03.2010 00:11

Ahmet Kurucan

Bundan yaklaşık iki yıl önce ehli kitap bayanlarla evlilik mevzusu ile alakalı bir yazı kaleme almıştık. Yazının genel muhtevası "... sizden önceki ehli kitaptan hür ve iffetli kadınlar da, mehirlerini verip nikâhladığınız da size helâldir" (Maide, 5/5) ayetinde günümüzde çoklarının dikkat etmediği, gözden kaçırdığı iffet/namus şartıydı.

O yazıda bu tip bayanlarla evlilik yapacak olanlara "ince eleyip sık dokumalısınız" demiş ve ardından sözlerimi söyle bağlamıştım: "Bu, hem muhtemel adayın mazisi itibarıyla önemli hem de kurulacak yuvanın istikbali açısından. Çünkü iffet sabahtan akşama oluşmaz. O, insanın yaşam tarzını belirleyen bir inançtır, kültürdür ve kabuldür. Bu kabulde rol oynayan dinî ve kültürel bir zemin vardır. Zemini biliyoruz. İslam'ın iffet anlayışını doğurmayan bir zemin o. Ama evrensel doğrular istikametinde istisnalar her zaman olabilir. İşte illa olacaksa iffet bağlamında o istisnaları bulmak lazım."

Şimdi sorulan soru, mazisi yukarıda işaret ettiğimiz türden gayri meşru ilişkilere sahne olmuş ama yapacağı evlilikle bu türlü bir hayata son vermeye söz veren ve mazisinde yapmış olduğu yanlışlıklardan dolayı tevbe eden kişilerle evlilik yapılıp yapılamayacağı hakkında.

Öncelikle iffet, kadın-erkek ayırt etmeksizin hem evlilik öncesi hem de sonrası için bütün insanlardan istenen bir şarttır. Meseleyi ehli kitap bayanla evlilik bağlamında tek taraflı dile getirmem kimseyi aldatmasın. Müslümanların kendi aralarında yapacağı evlilikler için de aynı şart geçerlidir ve bu şart aranmalıdır. Kur'an, "Zina eden erkek, ancak zaniye veya müşrik bayanla evlenir; zaniye ise ancak zani veya müşrik ile evlenir. Böyle evlilikler müminlere haram kılınmıştır."(24/3) ayeti ile bu hususu açık ve seçik bir şekilde vurgulamaktadır. Fakat ve ne yazık ki başta kendi ülkemiz olmak üzere birçok İslam ülkesinde bugün namus/iffet sadece bayanda aranan bir özellikmiş gibi yaygın bir kanaat vardır.

İkincisi; iffetsizlik bir evlilik engelidir. Fakat burada önemli olan -ki sorunun cevabına bizi adım attıracak bir konudur bu- engelin daimi mi yoksa geçici mi olduğudur. Genel yaklaşım, bunun geçici bir evlilik engeli olduğu merkezindedir. Bunun manası, eğer bayan evlilik öncesi iffet ve namus anlayışını arka plana atan davranışlarından tevbe ve istiğfar ederse, literatürde kullandığımız tabirle "halini ıslah" ederse, evlenme engeli ortadan kalkar. Kaldı ki aynı şey bir önceki paragrafta ifade ettiğimiz gibi Müslüman olan erkek ve bayanlar için de geçerlidir.

Bahsini ettiğimiz ayet şöyle: "...Ama bu suçları işledikten sonra tevbe edip durumlarını ıslah edenler hariç (bu hükmün dışındadır.) Zira Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir." (24/5) Bazı müfessirler bu hükmün bir önceki ayette zikri geçen namuslu kadınlara iftira edenlere has olduğunu söylese de, bazıları hükmün üçüncü ayette belirtilen zina eden erkek ve kadınları da içine aldığını söylemektedir. İslam'ın tevbe, günahların affı vb. konulardaki genel yaklaşımı ikinci sınıfta yer alan fukahanın yaklaşımına destek vermektedir.

Son olarak; erkeğin bu hali uzun vadeli olarak kabullenip kabullenemeyeceği; halk tabiriyle içine sindirip sindiremeyeceğidir. Bu bir tercih meselesidir. Objektif, herkesi bağlayan, söyle olmalıdır tarzında bir şey söylemek, sözün geldiği bu aşamada tek kelime ile imkânsızdır. Müslüman birisi, ehli kitap bayanla evlilik yürüyüşünde bu yol ayırımına geldiyse, din başta sosyal, kültürel vb. birçok perspektiflerden meseleye bakacak ve nihai kararı kendisi verecektir.

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim