Gannuşi ve Türkiye modeli

06.11.2011 00:07

Mustafa Özcan

Türkiye modeline en fazla atıfta bulunan liderlerden birisi Tunus Nahda Hareketi Lideri Raşid Gannuşi olmuştur.

Bu taklidinin arkasında birkaç neden var.

Birinci neden: Tunus özellikleri itibarıyla Türkiye’ye çok benziyor. Burgiba ve Bin Ali, Mustafa Kemal modelini ve çizgisini benimsedikleri ve esas aldıkları gibi İslamcılar da Türkiye’deki İslami modeli esas almışlardır. Ahmet Taner Kışlalı Tunus’un en çok Türkiye’ye benzeyen Arap ülkesi olduğunu söylerdi. Habib Burgiba’nın bazı çekincelerle birlikte kendisine referans aldığı model Kemalizm idi. Kaderin cilvesine bakın ki, şimdi de Gannuşi bazı çekincelerle birlikte yine Türkiye veya AKP modelini esas almaktadır. Esasında Arap dünyasında Mustafa Kemal çizgisini model alanlara dair müstakil bir çalışma yapılsa aydınlatıcı olur. Burgiba gibi Mustafa Kemal çizgisine öykünen bir iki isim vermek gerekirse bunlardan birisi Mısırlı Vefd Partisi Lideri Mustafa Nahas Paşa’dır. Hasan el Benna ‘Ankara mezhebini veya doktrinini’ esas aldığından dolayı Mustafa Nahas Paşa’yı paylamıştır. Başka bir isim Cezayir’in kanlı 28 Ocak-Şubat sürecinin mimarı olan ve bu süreci yöneten Halit Nezzar’dır. Çevik Bir’in Cezayir versiyonudur. Nezzar, Hizb-i Fransa’nın önemli figürlerinden birisi olarak bilinir. Burgiba İslam’la ilişkisinde retçi değil tevilciydi. Kendi ifadesiyle İslami referansı reddetmek yerine tevil etmek daha doğru bir yaklaşım idi ve bu noktada kendisinin Kemalizm’den ayrıldığını söylerdi. Coşkun Kırca ise iki yöntemi yargıladığı yazılarında Burgiba’ya değil Mustafa Kemal’e hak verirdi. İslam’ı referans almanın tehlikeli bir yöntem olduğunu ve İslamcılara meşruiyet kapısı açacağını savunurdu. İşte bu uzlaşmaz ve retçi anlayış veya yaklaşım Türkiye’nin 28 Şubat duvarına toslamasına neden olmuştur.

İkinci neden: Raşid Gannuşi ve arkadaşlarının içeride ve dışarıda meşruiyetlerini pekiştirecek bir modele ihtiyaç duymalarıdır. Bu İran veya başka bir model olmayacağına göre zorunlu olarak Türkiye veya AKP öne çıkmaktadır. Bu da kaderin bir cilvesidir. Tunus’un devri-i sabıkı da lahıkı da Türkiye’yi örnek almaktadır. Nahda hareketi iç ve dış barışı tesis etmek için her iki tarafça da makbul bir modele ihtiyaç duymaktadır. Bu da tamamen AKP modelidir. AKP pratik bir modeldir ve aynı sorunlarla karşılaşan Gannuşi için bir çıkış kapısını temsil etmektedir.

Üçüncü neden: Hem Nahda hareketi hem de AKP veya Türkiye modeli en modernist modellerden birisidir. Gannuşi yaklaşık 20-30 yıldır eski düşünce ve yaklaşımlarını daha modern ve esnek bir çizgiye çekmiştir. Hâlâ laik kesimler kendisine yönelik güvensizlik arz etseler de Gannuşi yeni yolunda epey mesafe kat etmiştir. Bu yönüyle İran’daki resmi çizgiye değil muhalif Yeşil Harekete benzemektedir. Yine de İslami referanslara atıf ve benimseme noktasında İran Yeşil Hareketi’nden daha diridir.

Gannuşi, 30 yıl önce İran Devrimine ve çizgisine daha yakın ve sempatik bir şahsiyetti. Lakin köprünün altından çok sular akmıştır. İran’ın pragmatik yapısı Gannuşi ile İran arasına kalın bir duvar çekmiştir. İran, sürgüne mahkum edilen Gannuşi hareketine mesafe koymuştur. İran Devrimi koptuğunda Gannuşi bir ayeti İran lehine yorumlamıştı. Bu ayet şudur: “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir(Maide Suresi, ayet 54).” Gannuşi bu kavmin devrimden sonra İranlılar veya Persler olabileceğini söylemiştir. Lakin 30 yıl sonra Gannuşi fiili olarak bu ayetle ilgili Vani Mehmet Efendi’nin yorumuna gelmişti. Vani Mehmet Efendi Araisül Kuran adlı eserinde ve Elmalılı Hamdi Yazır, Ömer Nasuhi Bilmen ve Celal Yıldırım Hoca olmak üzere bir çok İslam alim ve müfessiri tefsirlerinde söz konusu ayetin Türkler’e işaret ettiğini kabul etmektedir. Gannuşi 30 yıl sonra fiilen bu noktaya gelmiştir. Gannuşi Tunus’un bazı hususiyetlerini ve özelliklerini dikkate almakla birlikte uygulamada büyük ölçüde Türk modelini örnek alacaklarını söylemiştir (http://www.aldaronline.com /Dar/Detail2.cfm?ArticleID=171264). Mısırlı yazarlardan Muhammed Moro da devr-i sabık döneminde İslami değerlerden çok uzaklaşıldığını ve bunun tamirinin de kolay olmadığını ve dolayısıyla Tunus’un tedricilikte (aşamalı yaklaşımda) Türk modelini örnek alacağını ve bu hususta İslamcıların kendisini anlayışla karşılamaları gerektiğini ifade etmektedir. Burgiba ve Bin Ali tarafından Tunus’da İslami kesimlere yönelik olarak kaynakların kurutulması politikası uygulanmış ve epey mesafe alınmıştı. Bu politikanın tortularından sıyrılmak kolay olmayacak, en azından zaman alacaktır.

Mühim not: Sevgili okurlarımın Kurban Bayramı’nı tebrik eder, İslam alemine ve insanlığa hayırlar getirmesini niyaz ederim.

YENİ AKİT 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim