1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Gannuşi: “Arap Baharı Bitmedi, Devam Edecek”
Gannuşi: “Arap Baharı Bitmedi, Devam Edecek”

Gannuşi: “Arap Baharı Bitmedi, Devam Edecek”

Tunus’taki Nahda Hareketi’nin lideri Raşid Gannuşi: “Türkiye’de seçimlerin başarısı Ortadoğu için de çok önemli.”.

A+A-

Arap Baharı’nın başarıyla tamamlandığı tek ülke olarak kabûl edilen Tunus’taki Nahda Hareketi’nin lideri Raşid Gannuşi, “İslâm Devletinde Kamusal Özgürlükler” isimli kitabı üzerine bir konuşma yapmak için MÜSİAD’ın konuğu olarak İstanbul’a geldi.

Tunus’ta seküler kesime karşı uzlaşmacı tavrıyla takdir toplayan Gannuşi ile konuşmasının ardından özel bir mülakat yapma şansı yakaladım ve “1 Kasım’da AK Parti’nin yüzde 50’ye yakın oy aldığı için laik kesim kutuplaşma endişesi yaşıyor. Türkiye’ye ne önerirsiniz?” diye sordum.

“Arap Baharı Bitmedi, Devam Edecek”

- Yıllardır, demokrasi ile İslâm arasındaki ilişki tartışılıyor. 2000’li yılların başında Batı ılımlı İslâm’ı destekler görünüyordu. Fakat zaman içinde Mısır örneğinde gördüğümüz gibi, ılımlı İslâmcılara olan açık desteklerini geri çektiler. Bu politika değişiminin nedeni nedir? Politik İslâm demokrasiyi adapte etmek konusunda sınıfta mı kaldı? Yoksa Batı bölgesel çıkarları uğruna strateji mi değiştirdi?

Bazı insanlar Arap Baharı’nın sonsuza kadar yükselerek gideceğini zannetti. Oysa devrimlerin tarihine bakarsanız iniş-çıkışlar görürsünüz. Meselâ Türkiye’de inkılâpların ilanından bu yana bir sürü problem yaşandı. Fransa’da ve Amerika’da da demokrasi bugünkü durumuna kolay gelmedi. Ortadoğu’da da benzer şeyler yaşanabilir. “Arap Baharı bitti.” diyorlar, hayır bitmedi, devam edecek.

- “Arap Baharı sadece Tunus’ta başarılı oldu.” tezine katılmıyorsunuz yani, öyle mi?

Bunu söylemek yanlış olur. Bazı ülkeler daha komplike sistemlere sahip. Arap Baharı hâlen devam eden bir süreç, yükselişler ve düşüşler yaşansa da sonunda bu sürecin demokrasi ile sonuçlanacağını düşünüyorum.

- Sizce Mısır’da Müslüman Kardeşler’in başarısız olma nedeni neydi? İktidarda oldukları dönemde muhalefet karşısında sizin gibi davransalardı darbeyi engelleyebilirler miydi?

Müslüman Kardeşler’in geleceği demokrasinin geleceğine bağlı. Ben Mısır’da demokrasinin galip geleceğine inanıyorum. Mısır’da tek çare bütün Mısırlıları diyalog yoluyla bir araya getirebilmek. Bir kesimin diğer kesimi dışlamasıyla bu iş yürümez. Londra’ya ziyaretim sırasında Sisi ile görüştüm. Kendisine Müslüman Kardeşler’i sorduğumda farklı bir cevap verdi ve Müslüman Kardeşler’in Mısır’ın parçası olduğunu söyledi. Bu doğru bir adım, umarım devamı gelir. Şunu da belirtmeliyim, Mısır ile Tunus arasındaki fark sadece Nahda ile Müslüman Kardeşler arasındaki farktan ibaret değil. Mısır jeopolitik ve stratejik olarak önemi yüksek bir ülke. İsrail’e yakın. Ordusu çok güçlü. Oysa Tunus küçük ve homojen bir ülke. Ordu da güçlü değil.

“Batı Medyası Erdoğan Hakkındaki Fikrini Neden Değiştirdi, Anlamıyorum”

- Yasemin Devrimi’nin başlangıcında, Batı İslâm ve demokrasi konusundaki samimiyetinizi sorgularken, siz “Türkiye’yi ve Erdoğan’ı örnek alıyoruz.” demiştiniz. Aradan geçen sürede sekülerler ve Batılı elitler Erdoğan’ı baskıcı ve otoriter olmakla eleştirirken, sizi toleranslı ve çoğulcu davranışlarınızdan ötürü takdir ettiler. Bu zihniyet değişimini nasıl yorumluyorsunuz?

Batı medyası Erdoğan hakkındaki fikrini neden değiştirdi, ben de anlamıyorum. Ona “diktatör” diyecek kadar ileri gitmeleri anlaşılır gibi değil. Hatta onlara “Erdoğan’a neden ‘diktatör’ diyorsunuz?” diye çok sordum. “Darbe yaparak mı geldi?” diye soruyorum, “Hayır.” diyorlar. “Seçimlerde hile mi yaptı?” diye soruyorum, “Hayır.” diyorlar. “Bazı olayların üstünü örtüp yasakladı mı?” diye soruyorum, “Hayır.” diyorlar. “Seçimlerde düşmanlık mı yaptı?” diye soruyorum, “Hayır.” diyorlar. “Kendi rakiplerini mahkûm etmek için hapishaneler mi kurdu?” diye soruyorum, “Hayır.” diyorlar. Ben yönetimin başında değilim, karar vermeyi bıraktım. Yönetimin başında olmadığım için Batı bana böyle iyi davranıyor olabilir.

“Tunus’un Demokrasiye Geçiş Sürecini Herkes Destekliyor”

- Peki, Batı’nın Nahda Hareketi’ne karşı davranışında bir değişiklik seziyor musunuz?

Demokrasiye ve sivil topluma katkılarından dolayı Tunus’a Batı tarafından pek çok ödül verildi. Tunus Ulusal Diyalog Dörtlüsü, Nobel Ödülü aldı. Geçen hafta New Yok’ta Uluslararası Kriz Grubu, Nida ve Nahda Partisi arasındaki diyaloğu takdir etmek üzere Essebsi ve benim onurumuza bir yemek verdi. Daha önce İngiltere’de Chatnam House’dan ve Almanya’dan da ödüller almıştık. Kısacası Tunus’un demokrasiye geçiş sürecini herkes destekliyor. İslâm ve demokrasinin uyumuna dayanan Tunus demokrasi modelinin başarısının, IŞİD gibi İslâm’ın kötü uygulamalarına alternatif oluşturduğunun farkındalar. Umarım Türkiye’ye baktıklarında da aynı dersi çıkarırlar.

“Arap Baharı’nı Destekleyenler, Türkiye’deki Seçim Sonuçlarına Sevinmiştir”

- Türkiye’deki seküler kesim 1 Kasım seçim sonuçlarını şaşkınlıkla karşıladı. Önümüzdeki süreçte iktidarın toplumu kutuplaştırmasından endişe ettiklerini söylüyorlar. Kendi ülkesinde toplumsal uzlaşıyı her şeyin üstünde tutan bir lider olarak, AK Parti’ye ve Türkiye insanına ne önerirsiniz?

Seçim sonuçları için bütün Türkiye halkını tebrik ediyorum. Sadece AK Parti kazandığı için değil, demokratik seçimleri hakkıyla yerine getirdikleri için. Türkiye’de demokratik seçimlerin başarıyla işlemesi Ortadoğu’da demokrasinin gelişmesi için de çok önemli. Eminim Arap Baharı’nı destekleyen herkes, Türkiye’deki seçim sonuçlarına sevinmiştir. Türkiye ve dolayısıyla bölge üzerinde kötü oyunlar oynamaya emel edenler ise büyük bir üzüntü yaşamıştır. Başbakan Davutoğlu’nun seçim gecesi yaptığı konuşmayı dikkatle takip ettim. Sevincin zirvesinde olmalarına rağmen alçakgönüllüğü elden bırakmadılar. Sadece onlara oy verenler değil, tüm Türkiye için çalışacaklarını söylediler. Mekke’nin fethinden sonra kısa bir âyet inmiş, Hz. Muhammed’e, bu zafer karşısında alçakgönüllü ve mütevazı davranması emredilmişti. Görüyorum ki Başbakan Davutoğlu da Hz. Peygamber’in yolunda ilerliyor. Bundan sonra Türkiye’de insanlar arasında birliktelik sağlanacağını görüyorum.

“Önemli Olan, Toplumsal Uzlaşının ve Birliğin Korunması”

- Liderliğini yaptığınız Nahda Hareketi’nin, teoride ve söylemde ılımlı görünse de pratikte radikal İslâm’la arasına yeterince mesafe koyamadığı eleştirisine cevabınız nedir?

Hareketimize iyi niyetle bakanlar, ne dediysek onu yaptığımızı göreceklerdir. 2011’de seçimi kazanmamıza rağmen, tek başına iktidar hakkımızdan vazgeçip seküler partilerle birlikte koalisyon hükûmeti kurduk. Ülkemizin çıkarları uğruna, yeni bir seçim ya da darbe olmamasına rağmen iktidardan çekildik. Yeni Anayasa’nın sadece İslâmcıları değil toplumun tüm kesimlerini temsil etmesi için çaba gösterdik. Şeriat konusunda konsensüs oluşmamıştı, bu konuyu gündem dışı bıraktık. 2014 seçimlerinde 1’inci parti olamasak da kazanan partiyi tebrik ettik. Yeni hükûmetin kurulması için elimizi uzattık. Oyların 3’te 1’ini alsak da hükûmete yalnızca 1 üye vererek, ülkenin iyiliği için kendimizi feda etmeye hazır olduğumuzu gösterdik. Bütün bunlara rağmen insanlar bizden daha ne bekliyor? Bizim için önemli olan, toplumsal uzlaşının ve birliğin korunması.

“Tunus’ta Çatışma Demokrasi İsteyenler ile Diktatörlük İsteyenler Arasında Yaşanıyor”

- 2014’te seküler kanadı temsil eden Nida Partisi Tunus’taki seçimlerden galip çıktı. Muhafazakârlar ile sekülerler arasındaki savaşı sekülerlerin kazandığını söyleyebilir miyiz?

Medeniyetler ve ideolojiler arasında çatışma olduğunu düşünen çarpık zihniyetli bazı insanlar böyle olduğunu söyleyebilir. Fakat biz Tunus’ta asıl çatışmanın demokrasi isteyenler ile diktatörlük isteyenler arasında yaşandığını düşünüyoruz. Bugün Nida kazanır, yarın biz kazanırız, önemli olan demokrasinin sürdürülebilmesi. Laiklik konusuna gelince, Essebsi’ye “Nida laik bir parti midir?” diye sordular, “Hayır, değiliz.” diye cevap verdi. Tunus Anayasası’nda “Tunus Müslüman bir ülkedir.” diye yazıyor.

- Nida Partisi’nin başını çektiği birlik hükûmetinden memnunsunuz yani, öyle mi?

Şu ana kadarki icraatlarından mutluyuz. Eski diktatörlükten kalan zihniyet kırıldı ve bir daha asla geri gelmeyecek. İktidara her kim gelirse gelsin, önemli olan gelenin demokrat olması. Umarım şu an devlet başkanı da bu yönde çalışarak parti içindeki problemleri çözer ve hep beraber yolumuza devam ederiz.

“IŞİD’in Ortaya Çıkmasının Arkasında Diktatörlüklere Karşı Tepki Yatıyor”

- IŞİD’in en çok militan devşirdiği ülkelerden biri Tunus. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?

IŞİD’in ortaya çıkmasının arkasında diktatörlüklere karşı tepki yatıyor. IŞİD’e katılan insanlar, demokratik bir ortamda yetişmediler ve diktatörlüğe karşı yanlış bir tepki geliştirdiler. Irak’ta Saddam rejiminin kalıntıları IŞİD ile çalışıyor. Aynı şey Suriye ve Libya için de geçerli. Bunlar diktatörlüğün son kalıntılarıdır. Uzun vadede demokrasi ve gelişim ile bu sorun yavaş yavaş ortadan kalkacak. Tıpkı aşırı sağ ve aşırı sol hareketlerin zayıflaması gibi, demokrasi karşısında radikal İslam da zaman içinde zayıflayacak.

Raşid Gannuşi Kimdir?

* Tunus’ta Nahda Hareketi’nin lideri. 1981’de kurulan hareket, şiddet içermeyen bir İslâm anlayışını, çok partili sistemi ve demokrasiyi savundu.

* Nahda Hareketi kuruluşundan kısa bir süre sonra, devrik lider Zeynel Abidin Bin Ali tarafından yasaklandı, destekçileri hapse mahkûm edildi. Gannuşi Londra’ya sürgüne gönderildi.

* 2011 yılında, Arap Baharı’nın Tunus’taki ayağında, Bin Ali’ye karşı başlatılan Yasemin Devrimi’nin ardından ülkesine geri döndü ve Nahda Hareketi’nin başına geçti.

* Nahda Partisi, 24 Ekim 2011’deki seçimde yüzde 37 oy alarak birinci parti oldu.

* Gannuşi, hükûmeti tek başına kurabilecek sandalye sayısına sahipken seküler partiler ile işbirliğine giderek geniş tabanlı Ulusal Birlik Hükûmeti’ni kurdu. Kısa süre sonra Nahda karşıtı protestolar nedeniyle kendi rızasıyla hükûmetten çekildi.

* 2014’te seçimlerde seküler Nida Partisi galip gelirken, Nahda 2’nci oldu. Buna rağmen Gannuşi, Nida Partisi liderini tebrik etti ve koalisyona katılmayı kabûl etti. Yaşadığı zorlu süreci “Eğer Nahda acı ödünler vermeseydi Tunus’ta demokrasi başarısı gerçekleşmezdi. Özgürlük ya herkes için olacaktır ya da hiç kimse için olmayacaktır.” sözleriyle anlattı.

* 2012 yılında Time Dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 ismi arasında gösterildi. Aynı yıl, İngiltere’de Chatham House Ödülü’ne layık görüldü.

Kübra Par / Haber Türk

HABERE YORUM KAT