1. YAZARLAR

  2. Fikret Ertan

  3. Gaddar rejimin son katliamı
Fikret Ertan

Fikret Ertan

Yazarın Tüm Yazıları >

Gaddar rejimin son katliamı

A+A-

Bir Türk yetkili ‘Suriye’de neyi öngöremediniz?’ sorusuna Beşşar Esed’in, rejimin  ‘gaddarlığını’ diye cevap vermişti bir süre önce.

Öngörülemeyen bu hususun ne kadar doğru olduğu dün yaşanan insanın kanını donduran, dehşete düşüren büyük bir katliamla bir kere daha açıkça ortaya çıkmış bulunuyor. Katliam, televizyon seyreden herkesin görüntülerini belki de ağlayarak seyrettiği Şam’ın doğusundaki banliyöler bölgesinde dün sabaha karşı vuku buluyor.

Rejimin bataryalarından attığı zehirli ya da kimyasal gaz yüklü roketlerin, insanları uykuda yakaladığı ve ilk tahminlere göre 635, son tahminlere göre de aralarında bebeklerin, çocukların da bulunduğu 1.300 masumun acılar içinde ölmesine yol açan katliam bize göre başkalarının ve rejimin söylediği gibi iddia falan değil. Katliam bir gerçek. Buna hiç şüphe yok bize göre; zira bu görüntüler uydurma, montaj falan olamaz; bunlar gerçek görüntüler; zaten başka türlü olması da mümkün değil.

Dikkat edilirse görüntülerde herhangi bir yaralanma ya da kan izi görünmemektedir. Aksine kurbanların ortaya koyduğu bütün semptomlar zehirli gaz ya da kimyasal gaz saldırısına işaret etmektedir. Kasılmalar, solunum güçlükleri ve benzeri semptomlar katliamın ancak zehirli ya da kimyasal gazla olduğunu açıkça göstermektedir. Bu gazlar da klasik sarin ya da hardal gazı değil muhtemelen başka gazlar da olabilir. İlk değerlendirmelerde uzmanlar böyle söylüyorlar.

Esasen, gaddar, acımasız ve pervasız rejiminin tabiatı ve  karakteri icabı bu ve benzeri katliamları yapmaktan çekinmediğinin ve çekinmeyeceğinin artık herkes tarafından çoktan anlaşılmış olması gerekir. Bu yüzden ‘rejim niye bu katliamları yapıyor?’ diye sormanın anlamı yok; çünkü tıyneti öyle. Zaten, daha önce benzeri katliamları yapmamış mıydı sanki? Bundan sonra da yapar; çünkü karşı koyan ne yazık ki ortada bulunmuyor. Bilakis, Rusya, Çin, İran ve Hizbullah tarafından şöyle veya böyle desteklenen rejim ayakta kalmak adına her bakımdan ve her şeyi gözüne alarak gaddarlık yolunda yürüyor.

Genel tablo bakımından durum böyle. Son katliam bakımından ise belki yapılacak bazı şeyler var. Bunlardan ilki Şam’da bulunan BM kimyasal silahlar denetim ekibinin derhal katliam bölgesine gidip inceleme yapmasını, delil toplamasını sağlamak olabilir.

Rejimin buna karşı çıkacağı belli; ancak BM’nin mutlaka bu konunda ısrarlı olması, resmi müracaat yapıp reddedilse bile bunu belgelendirmesi gerekir. Bu konuda BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon Şam’da bulunan BM heyetine emir verip katliam bölgesine muhakkak gitmelerini derhal talep etmelidir. Moon bunu yapabilecek durumdadır. Reddedilse bile bu her halükârda rejimin zarar hanesine mutlaka yazılacaktır.

Diğer yandan, bölgede olan istihbarat servisleri de bu katliama el atabilir, kendilerine has metot ve vasıtalarla katliam bölgesinde delil toplayabilir, tespit yapabilirler. Bunlar zor ve riskli işlerdir; ama istihbarat servislerinin işi de zaten zoru yapmaktır; aksine herkes yapar. Bugün gelinen noktada ne yazık ki, son katliamla ilgili sadece bu çareleri önerebiliyoruz. Esas çare, elbette durmadan konuşmak, rejimi kınamak, boş laflar etmekten değil; rejime ve gaddarlığına artık bir şekilde son vermenin yolunu aramaktan; ama gerçekten aramaktan geçer. Bunu da muhalefet kendi başına bugüne kadar yapamadıysa daha ne kadar beklenecek, daha ne kadar katliamlar yaşanacak?. Sorumlular kendilerine bu soruyu çokça sormalılar.

ZAMAN

 

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum