Füze kalkanı: Tehdit yok, karar politik

07.09.2011 14:55

Lale Kemal

Washington, füze savunma sisteminin, balistik füze tehdidine karşı erken uyarı sağlayacak radarına ev sahipliği yapması konusunda biran önce karar vermesi için epeydir Ankara’yı sıkıştırıyordu. Ankara da, nihai karar için 12 Haziran seçimleri sonrasını işaret ediyordu. ABD, Türkiye’yi bir karara varmaya zorlamak için, “O zaman radarları başka bir ülkeye yerleştiririz” diyor, Ankara da, “Paşa gönlünüz bilir” mealinde yanıt veriyordu. Ankara, bu tehdit içerikli tarza pabuç bırakmasa da içten içe füze kalkanı sistemi içinde yer almak istiyordu. Bu düşüncesinde temel etken; İran’dan Türkiye’ye yönelik potansiyel bir füze tehdidi algıladığından değil daha ziyade başta ABD NATO ile ilişkileri germek istememesiydi. Ankara, daha ziyade politik olan ve radara evsahipliğini kabul ettiği kararı verirken işin askerî yönünü de ihmal etmiyordu. Zira, her ne kadar Amerikan sistemleri ilk aşamada füze kalkanının önemli parçalarını oluşturacak olsa da Türkiye, üyesi olduğu NATO bünyesinde devam eden balistik füzelere karşı geliştirilen füze sistemi içinde de aktif yer alıyor. Kalkana, ‘hayır’ deseydi NATO içindeki bu askerî ve teknik nitelikli faaliyetlere aktif katılımı da olumsuz etkilenecekti.

Biz, iç meselelerle uğraşırken, Ankara-Washington ve NATO karargâhının bulunduğu Brüksel üçgeninde, füze kalkanı diye de anılan füze savunma sisteminin radarının Türkiye’de konuşlandırılması için yoğun pazarlıklar yapılıyordu.

Nihayetinde seçimler yapıldı, iktidardaki AK Parti, rakiplerine karşı açık ara oy farkıyla üçüncü kez iktidara geldi. Ankara, füze savunma radarının, resmen açıklanmayan ülkenin bir askerî üssüne yerleştirmeyi kabul ettiğini geçen hafta açıkladı. Amerikan yapımı ama NATO şemsiyesi altındaki füzelerin radarı, Türkiye’nin coğrafi olarak doğusundan gelebilecek olası bir füze saldırısını erkenden uyarma işlevini görüp, hedefine ulaşmadan füzenin imha edilmesini sağlayacak.

Hatırlarsanız, geçen yıl yapılan NATO’nun Lizbon zirvesinde, ittifak, Ankara’nın talebini kabul etmiş ve füze kalkanının kuruluş nedeni olarak gösterilen İran’ın bir tehdit olarak anılması ibaresini, stratejik konsept belgesinden çıkartmıştı. Gerçi adı konmasa da tehdidin İran’dan geleceği varsayımıyla füze sistemlerinin radarları Türkiye’de konuşlanacak.

İran, radara evsahipliği yapacağından dolayı ad vermeden ama adres göstererek Türkiye’yi eleştirdi. Varsın eleştirsin... İran, şayet Türkiye’yi hedef alacak bir füze fırlatma düşüncesi içinde değilse, savunma amaçlı olan füze sisteminin radarının bu ülkede konuşlandırılacak olmasından rahatsız olmaması gerekiyor. Belli ki İran kötü niyetli ki radar sisteminin Türkiye’de konuşlandırılacak olmasından alınmış.

Türkiye’nin füze savunma kalkanı içinde yer alacak olması, Ankara’nın, Batı’dan uzaklaştığı şeklinde ortaya çıkan dış politika yönelimleri konusundaki algıyı bertaraf edici nitelikte bir karar. Türkiye’nin, Batı ile ittifak içinde olması, kötü niyetli komşularına karşı bir panzehir ve alternatif de oluşturuyor.

Türkiye’nin, son yıllarda izlediği pro-aktif dış politika, Batı’dan kopuş şeklinde algılanmakla birlikte işin aslı öyle değildi. İşin aslı, demokratikleşme adımları atarak özgüvenini kazanmakta olan Türkiye’nin, ulusal çıkarlarını ön plana çıkartma akılcılığını göstermeye başlaması idi. Nasıl, örneğin, Amerika, ulusal çıkarlarını gözetmek adına içinde bulunduğumuz coğrafyada Türkiye ile iyi ilişkiler yürütmek istiyorsa Türkiye de gerek ABD gerekse diğer Batılı ve Doğulu komşuları ile benzer güdülerle ilişki kurmaya başladı.


Türkiye, radar sistemine evsahipliği yapmayı kabul ederek, bir taşla iki kuş vurmuş oldu. Bir yandan, veto hakkının bulunduğu tek uluslararası kuruluş olan NATO’daki konumu üzerine kuşkuları giderdi. Diğer yandan da, kötü niyet taşıyabilecek komşularına karşı seçeneklerinin olduğunu gösterdi.

Arda duyarlılığını diğer ünlülerden bekliyoruz

Gelişmiş toplumlarda, ünlü isimler; sorunlu alanlarda farkındalık yaratmak dolayısıyla bu sorunların çözümünde hep önemli araçlar olagelmişlerdir. Bizde, sanatçı, futbolcu, yazar olsun ünlü isimlerin, farkındalık yaratma adına ön plana çıkmaları çok nadir rastlanan bir durum. Ünlü futbolcu Arda’nın, pazar günkü BDP kongresinde büyük alkış alan, “Attığım golü Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bütün halkların şehit olan evlatlarına armağan ediyorum” sözleri, ayrıştırıcı değil birleştirici olması açısından takdire şayandı.

Sistem, bilinçli şekilde, bilgiye erişimimizi ve özgürce düşünmemizi engelleme üzerine kuruluydu. Artık tabular yıkılıyor, ünlülerin Arda örneğini almalarını, demokrasi adına diliyorum.

BDP’nin, tabanıyla zıtlık teşkil eden kibirli vekillerine de bir çift sözüm var. Alkışladığınız Arda gibi birleştirici olun, ayrıştırıcı değil.

loglu@superonline.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim