1. YAZARLAR

  2. Lale Kemal

  3. Futbolda silah bağlantısı araştırılıyor mu
Lale Kemal

Lale Kemal

Yazarın Tüm Yazıları >

Futbolda silah bağlantısı araştırılıyor mu

A+A-

Futbol üzerine kafa yoran gazeteciler, yazarlar ve bu camianın içinde bulunan namuslu insanlar, muazzam paraların döndüğü futbol dünyasında yaşanan güç ve silah satışı odaklı finans ilişkilerini bilirler. Bu ilişki ağı, aslında açık bir sır gibiydi, üzerine gidecek yüreklilikte yargı mensupları ise sindiriliyordu.

Kimi futbol takımı yöneticisi işadamlarının, silah alımlarında yüksek meblağlarda komisyon aldıkları da açık bir sırdır.

Devam eden şike soruşturmasının odağındaki Fenerbahçe’nin eski yöneticilerinden birinin, ABD’den bazı askerî sistemlerin yüksek meblağlarla satın alınmasına, biz vergi mükelleflerini zarara uğratarak aracılık ettiğini ve bu tür faaliyetlerin, yerli silah sanayiinin önünü kestiğini yazmıştım. Bu yazım üzerine bizzat kendisi telefonla aramıştı. Kendince büyük bir teveccüh gösterdiğini ima ederek, “Aslında sizi şirketimde çalışan emekli generallere aratırdım, ama ben aradım, bizzat doğru bilgileri aktarmak için” demişti. Anladınız değil mi?, adam aslında aba altından sopa gösteriyor ve beni, şirketinde çalıştırdığı generaller ile üstü kapalı tehdit ediyordu. Herhalde bu zavallı işadamı beni böylece korkutacağını sanıyordu.

Artık Türkiye’de, onlarca yıl kendilerine “dokunulmazlık” bahşedenlere, suç işlediklerinden şüphelenildiğinde yargı marifetiyle dokunuluyor. İster emniyet müdürü gibi üst düzey bürokrat olsun ister kendilerine devlet adamlığı yakıştırması yapan kimi askerî bürokratlar ile onların yargı, basın, iş dünyası ve üniversitelerdeki uzantıları olsun hepsine artık dokunuluyor. Kamu vicdanı bir nebze olsun rahatlıyor, suç işlediğinden şüphelenilen herkese dokunuldukça.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, bir konuşmasında şöyle diyordu: “Yargının asli görevi, gücü elinde bulunduranları hukukun sınırları içine çekmek, onların makul ve ölçülü davranmalarını sağlamaktır.”

Baskı, tehdit, şantaj sökmezse canına kastedilen bir düzen artık kırılıyor gibi. Türkiye’nin bu arınma sürecinden rahatsız olanlar çirkin yüzlerini her ortamda gösterebiliyorlar. Toplum olarak, bizi aydınlık Türkiye’ye götürecek temizlik operasyonlarına güçlü destek vermeliyiz.

Futbolda şike iddialarıyla başlatılan soruşturma ve bu çerçevede yapılan gözaltıların, kapsamlı bir organize suç davasıyla sonuçlanacağı netleşmeye başladı. Şaşırmam da zaten. Zira bazıları gözaltına alınan yöneticilerin, silah ihalelerini, temsilcisi oldukları firmalara yönlendirmek için kimi önde gelen asker kişiler ile yaptıkları kulisler, işbaşındaki hükümetleri bu amaçla etkileme politikaları çok iyi bilinirdi de, işin şantaj ve tehdit boyutu nedeniyle üzerine gidilmesi yargı dâhil her kesimi korkuturdu.

Artık futbol dünyasındaki derin ilişkiler de mercek altına alındığına göre bu camiadaki bazı kişilerin, savunma ihalelerinden elde ettikleri öne sürülen milyarca dolarlık komisyonlar bağlamındaki ilişkiler ağı da soruşturma kapsamına girmiş olabilir diye düşünüyorum.

Zekeriya Öz’ün, bu yıl içinde başka bir göreve atanmadan önce baktığı Ergenekon darbe planı soruşturmaları kapsamında askerî ihaleleri de mercek altına aldığını ben dahil bazı gazeteciler yazmıştık. Savunma sanayii alanında bir uzman kişi, Öz’e, 2009 yılı başlarında askerî ihalelerde yaşandığı iddia edilen yasadışı faaliyetlerle ilgili kapsamlı bir dosya vermişti. Öz’ün, bu çok özel bilgilerin yer aldığı dosyayı da gözönüne alarak askerî ihaleler ile Ergenekon’un para kaynakları arasındaki olası ilişkileri de mercek altına aldığı biliniyordu.

Kimi işadamları, asker ve siyasi iktidarlar arasında geçmişte yaşandığı öne sürülen silah ihalelerinde işbirliği ve bu yolla darbeci zihniyete para kaynağı yaratma ağının çözülmesi, askerî vesayetin geriletilmesi ve temiz Türkiye yolunda bir diğer önemli ve kritik adımı oluşturacaktır.

 

Ahmet Hakan yalpalama, “Hadsizle tartışmak” yazını hatırla

İyi ki şu duyarlı okurlar var, onlara minnettarım. Bir okurum, Ahmet Hakan’ın, “Süheyl yüzünden programı terk etmek” başlıklı pazartesi günkü yazısında, ben ve Star yazarı Nasuhi Güngör’ün,Habertürk programını terk etmemizle ilgili eleştirel yazısı üzerine arşivleri taramış. Bu arşiv taramasından ortaya çıkıyor ki, Hakan, bir başka yazısında, saygısızlığın boyutları açısından aslında hiç benzerlik taşımayan bir olayda bile iki konuğa, programda kalmalarından dolayı eleştiri yöneltmiş.

Bizi ise, sözde bir hukukçunun seviyesiz tartışmalarının muhatabı olmak istemediğimiz için televizyon programını terk etmemizden dolayı eleştirmiş. Hakan, bizim tavrımızı eleştirirken başka bir yazısında, çok ağır ifadeler kullandığı bir gazetecinin tavrı karşısında diğer iki konuğa soruyor:

“Neden bu nezaket yoksunu adamın karşısında ‘tartışma yapma’ çabası içine girmeye rıza gösteriyorlar? O adamla tartışırlarken aradaki farkın hissedilmeyeceği tehlikesine nasıl atılabiliyorlar? Hadi diyelim hiçbirini hesap edemiyorlar, bir hadsize verilecek en büyük mükâfatın, onu muhatap almak olduğunu da mı kestiremiyorlar?”

Ya işte böyle; “Bir hadsize verilecek en büyük mükâfatın, onu muhatap almak olduğunu gördüğümüz için programı terk ettik.” Her eleştiriye yanıt verecek değilim ama Hakan’ın bir başka yazısı ile bizi eleştirdiği yazısı arasındaki çelişki, beni bu yazıyı yazmaya mecbur etti.

Sevgili Nasuhi, basın camiasında çok özlediğimiz ilkeli duruşu ve dayanışmayı sergilediğin için çok teşekkür ederim.

TARAF 

YAZIYA YORUM KAT