Futbol ve laiklik...

03.04.2010 03:28

Atilla Özdür

Konuyla ilgili üç adet sümen ayağını zemine yerleştirelim ki, temel sağlam olsun... Derler ki, üç noktadan meydana gelen tabla gönyesinde olurmuş...

Aslolan da temeli terazisinde, gönyesinde kurmak değil mi...

Bir... Futbol, spor değildir...
İki... Asker sivil idareciler, devlet adamları, bürokrasi elemanları, elinde millet parasıyla şuna buna ihsan kapısı açabilecek devlet yetkisini elinde bulunduranların ekserisi, sıradan vasat insan gibi futbol klüplerine sevdalı...
Üç... Profesyonel futbol klüpleri birer ticari işletme... Hisse payları Borsa’da işlem görüyor... Gerektiğinde bilanço değerleriyle birlikte alınıp satılıyor. Dolayısıyle sahip değiştirebiliyorlar...

İkiyüzü aşkın spor klübünün SGK’ya 71 milyon lira borcu var imiş... Eğer doğru ise, buradan anlaşılması gereken net gerçek şöyledir...
Türkiye’nin asker sivil bürokrasisi, politikacılar, karar süreçlerinde etkin politik liderler ve bunların yanında da defli, dümbelekli ve davullu, zurnalı amigolar, taraftarlar elbirlik ederek;
Türkiye Cumhuriyeti’nin dar gelirli yoksul işçileri ile memurları ve dahi bunların emeklilerinin maaş ve ücretlerinden keserek sağlık - sıhhat, hastane - ilaç ihtiyaçları için biriktirdikleri kendi paralarından eski para ile 71 trilyon liralık büyükçe bir parçasının üzerine sevdalandıkları klüpleri oturtmuşlar...
Edirne mebusu Cemalettin Uslu Meclis’te usulüne uygun bir şekilde ortaya bir soru atıyor... Çalışma Bakanı da bunu cevaplayınca, fotoğraf gazetelerde yer alıyor.
Borçlu klüplerin arasında İstanbul’un çok büyüklerinden, sevilenlerinden tutun, tüm Anadolu şehir ve kasabalarından sürüsüne bereket ikiyüzü aşkın spor klübü, borçlu klüpler listesinde yer almaktaymış...
Bir işletmenin eski SSK, yeni SGK’na borçlu olması, o işletmenin sigorta primlerini yatırmaması, af eklentisiyle muvakkaten üzerine oturması demektir...

Futbol spor değildir... Spor olmayan futbolla ilgili yasızında Cüneyt Arvasi, Çarşamba günü şöyle yazıyordu...
‘Futbol sektörü 90’lı yılların başından itibaren gittikçe ticarileşti... Yayın hakları, sponsorluklar ve klüplerin mali değerleri çok büyük rakamlarla telafuz edilmeye başlandı.
‘Bu devasa ekonomi, aynı zamanda illegal finans dünyası için hiç olmadığı kadar rahat ve derin hareket alanı oluşturdu...
‘Üstelik milyonlarca fanatik taraftarın sayesinde güçlü politik kimlikler sağlayan klüp başkanlıkları, itibar ve dokunulmazlık da kazandırıyordu...
‘Nalıncı keseri gibi çalışan spor basını ise bu sisteme alet oluyor’...
Ve daha neler neler....

Büyüklerimizin futbol klüplerine olan sevdaları tuz kuruluğundan pek öteye gitmez... Büyüklerimiz bir elleri balda bir elleri yağda, ‘koyver gerisi rahvan gitsin’ havasıyla yaşadıklarından, Sosyal Güvenlik Kurumu açıkları için konsolide bütçeden yaptıkları transferlerin sosyal faturası, bunların hiç birisini rahatsız etmez...
Amma, tabanda yaşayan, yaşamaya çalışan asgari ücretliler, dümen çevirme imkan ve kabiliyetinden yoksun memurlar, emekliler ile vasat işçiler için durum yukarıdakine benzemiyor. Aşağının manzarası, onlar için hayatın ‘Gerisini rahvan götürecek kadar koyverivermelerine’ uygun ve rahatlatıcı değildir...
SGK’na takılan 71 trilyon liralık takıntı, Başbakanın sabah kahvaltısındaki yumurtasına ellemese de, tabandaki işçinin bir lokmacık peynirine, El Fatiha çektirir...
Büyüklerimizin SGK için konsolide bütçeden yaptıkları her bir transferin yürek yakan acısını, Anadolu’nun ücra ve yoksul köy, kent ve kasaba halkları, altyapı eksikliği olarak bıçak yarası misali, kıçlarında hisseder...
Amma yine de afyonlanmış bir kafa ile hem de aç karnına, ‘ya ya ya, şa şa şa, aslan cemal çok yaşa’ diye haykırmadan edemezler...

TÜRK-İŞ’in Tekel işçilerinden başka bir derdi yok mu, Allah aşkına...
Tekel işçileri de, diğer sendika ve konfederasyonların liderleri, yöneticileri ve üyeleri gibi, yüreklerinde bir klüp aslanı yatırmaktadır, hiç şüphesiz...
İster misiniz siz, ‘şu takımı tutup bu takıma yuhh çeken’ ey işçiler, sendikacılar;
Yukarıdaki büyüklerimiz, bir babalık, bir ağabeylik ederek, bir sporseverlik gösterisine saparak borçları bini aşmış spor klüplerinin sizlere olan borçlarının üzerine koskocaman bir af çizgisi çekiversin...

Futbol bir metadır. Meta ekonomisinin yeşil sahalarda pazarladığı bir meta... Meta ekonomisi ürettiği tüketim mallarını pazarlayabilmek için nasıl ki insan beynine nüfuz ederek, reklam silahını kullanarak, durduk yerde ona ihtiyaç hissini zerkediyor, futbolda da yapılan aynen böyle...
Durduk yerde turnuvalar düzenlemek...
Fakirler, fukaralar; kayıtiçi, kayıtdışı zavallı işçiler ve emekliler, aklınıza ve tencerelerinize sahip çıkın... Maaşlarınıza yapılan, ancak yapılabilen yüzde ikilik zam için hükümete, ‘Allah cezanızı versin’ çekmeyin... Asıl cezayı çeken sizlersiniz...
Açın gözlerinizi, yapışın yakalarına sendikacılarınızın... Ellerinizde pankartlar, usulüne uygun yürüyüşlerle klüpleri protesto etmek sizin de hakkınız...
Sendikacılar, ihanet etmeyin, veli-i nimetiniz olan işçilere...
Faks: 0212 632 83 06...

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim