1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Futbol Bir Spor mu, Yoksa Bir Din-İdeoloji midir?
Futbol Bir Spor mu, Yoksa Bir Din-İdeoloji midir?

Futbol Bir Spor mu, Yoksa Bir Din-İdeoloji midir?

FB, GS, BJK, TS vs. gibi kulüplerine dokunulmazlık addeden kitlelerin aklı nasıl çalışır, imanı-vicdanı nasıl teşekkül eder, anlamak zor!?

A+A-

Bu kez şike operasyonuyla Türkiye’nin baş gündemine oturan futbol kültürünün ürettiği insan tipine dikkat çeken Kenan Alpay, milliyetçilik rüzgârını şiddetlendiren, çatışma kültürünü besleyen futbol sevgisinin masum bir centilmenlik duygusundan ibaret olmadığını belirtiyor. 12 Eylül’den Susurluk’a, 28 Şubat’tan Ergenekon’a Türkiye’de futbolun her zaman askeri vesayetin önemli bir parçası olduğunu da ifade eden Alpay, böyle bir kültürün mafya üretmesine şaşırmamak gerektiğini vurguluyor.

İşte Kenan Alpay’ın yazısı:

kenan-alpay.jpgFutbol kültüründen ne bekleniyordu?

Futbol, küresel siyasetin bir yansıması olarak Türkiye toplumunda da eğlence arayışından çok iktidar ve zenginlik yolunun bir parçası oldu.

Askeri darbe, işkence, yolsuzluk, yoksulluk ve elbette ki yoksunluk sarmalında kıvranan ülke ve halkların idaresinde futbol, her derde deva bir ilaç gibi piyasaya sürüldü. Özellikle Arjantin’den İtalya’ya, Brezilya’dan İspanya’ya kadar askeri cuntaların cirit attığı ülkelerde futbol, kulüpleri ve kültürüyle halka bir afyon gibi boca edildi. Futbol kültürünün hızla ürettiği lümpen ve saldırgan insan tipinin önü alınamaz oldu.

Her yerde, her şeyde ve her zaman futbolun rengini, ruhunu ve hedefini önceleyen fanatik güruhlar türetildi. Takımı için yaşamak, takımının renkleriyle bezeli bir dünya saplantısıyla hareket etmek makul ve makbul addedildi.

Futbolun beslediği militarist mantık, askeri ilişki biçimi bizzat devlet teşvikiyle idealleştirildi. Askeri literatür ve hiyerarşi spor gazete ve ekranlarından taşıp kulüplere, stadyumlara istikamet belirler oldu. Taraftar ile fanatik, taraftar ile militan arasındaki fark tefrik edilemez duruma geldi.

Milliyetçilik rüzgârını şiddetlendiren, çatışma kültürünü besleyen futbol sevgisinin masum bir centilmenlik duygusu olmasının imkânı yoktu. Fakat fiziki başarı, psikolojik üstünlük ve hızlı zenginleşme sürekli reklam edilip öne çıkarıldı. Böylece futbol kültürünün günah ve kötülükleriyle hesaplaşmanın önüne geçildi.

Hızla küreselleşen dünyada futbola, hem rasyonel açıdan hem de fonksiyonel olarak ideal bir birey ve toplum inşa etmenin eğlenceli aracı rolü biçildi. Profesyonelleşme, uzmanlaşma, siyasal ve toplumsal desteği maksimum düzeye çıkarma konusunda yaşanan rekabet beraberinde birçok kirlenmeyi getirdi. Kirlilik saf olarak sporun kendisinden kaynaklanmadı belki. Ancak spora yüklenen anlam ve sportif faaliyetler etrafında halkalanan ilişkiler ağı kirlenmeyi hızla yaygınlaştırdı.

Futbol kara para, fuhuş, kumar, şantaj, uyuşturucu, silah ticareti, borsa spekülasyonu ve sair alanlarda mafya kültürünün rahatlıkla maskelendiği bir zemine dönüştürüldü. Tabiatı icabı mafya kültürü, iktisadi ve siyasi açıdan büyümek için daha çok insanın yozlaştırılmasının yolunu aradı. Yozlaştırma harekâtı için her türlü araca ve aktöre tereddüt etmeden abandı.

Bu açıdan Fenerbahçe başta olmak üzere bazı kulüp yöneticilerine yönelik şike operasyonu aslında şaşırtıcı bir yön taşımıyor. Aklı başında hiç kimse “zinhar şike yoktur!” diyebilecek durumda değil. Olsa olsa şikenin boyutları ve aktörlerinin ağırlığı tartışma konusu olabilir.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ...

 

HABERE YORUM KAT