1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. FSM Üniversitesi'nde Mehmet Akif Programı
FSM Üniversitesinde Mehmet Akif Programı

FSM Üniversitesi'nde Mehmet Akif Programı

Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi'nde Mehmet Akif'i anma programı düzenlendi.

A+A-

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Söz-Eylem Öğrenci Kulübü “Mehmet Akif'i Anma Programı'' düzenlendi. Programda konuşmacılar, Prof. Dr. Recep Şentürk, Prof. Dr. Fatih Andı, Prof. Dr. Hasan Akay, Talha Burak Ünlü ve Emine Nur Çakır’dı.

İlk konuşmacı olarak sözü Prof. Dr. Recep Şentürk aldı. Şentürk, konuşmasına Mehmet Akif’in mealinden Fatiha suresini ve Bakara suresinin ilk beş ayetini okuyarak başladı. Şentürk; “Akif’in, bizlere en büyük mirası Kuran mealidir. Akif bu meali yazmaya 1926 yılında başladı. Kendisine gelen teklif üzerine yazmaya başladığı meal için 1000 lira almıştı. Akif, bu parayı Sebilu’r Reşad dergisinin çıkarılması için dergiye verdi. Mehmet Akif’in meal çalışmalarına başladığı dönemdeki şartlarla 1932’deki şartlar bir değildi. 1932 yılında ezan ilk defa Türkçe okutulmaya başladı. Akif, bu durum üzerine yazacağı mealin ibadetlerin Türkçe yapılmasına sebep olacağı üzerine meal çalışmaları için aldığı 1000 lirayı geri vererek anlaşmayı bozdu. Akif’in bu tavrı gerçek bir kaygı üzerine oturmaktadır.” diyerek sözlerine son verdi.

İkinci konuşmacı olarak Prof. Dr. Fatih Andı söz aldı. Andı konuşmasında; ” Akif çok yönlü bir kişiliğe sahiptir. Bütün bunların yanında bir siyasetçi olduğu da gözümüze çarpmaktadır. Akif’in siyasi kimliğinin temelini inancının gereklerini hayata geçirmek üzere şekillenmiştir. Akif’in hayatını üç döneme ayırabiliriz.  Bunlardan birinci dönem II. Meşrutiyet’e kadar olan dönemdir.  Bu dönemde Mehmet Akif’in İttihat ve Terakki’nin aydınlarına bir sempati duymaktadır. Fakat Akif’in bu tavrı Abdülhamit karşıtlığından kaynaklanmaktadır. İkinci dönem ise II. Meşrutiyet’ten 1925 yılına kadar yaşanan dönemdir. Bu dönemde ise İttihat ve Terakki’nin darbeyle başa geldiğinden dolayı İttihat ve Terakki’ye bir karşı duruş ve Milli mücadele dönemini içermektedir. Asım’ın Nesli kitabında Meşrutiyet eleştirisi daha kapsamlı ve esprilidir. Üçüncü dönem ise 1925 ile 1936 yılları arasıdır. Bu dönem Akif’in hayatı hakkında en az bilgiye sahip olduğumuz dönemdir. Akif bu dönemin bir kısmını Mısır’da geçirdiği için hakkında fazla bir bilgimiz yoktur.” dedikten sonra konuşmasına son verdi.

Üçüncü konuşmacı olarak Prof. Dr. Hasan Akay söz aldı. Akay konuşmasında;  “Akif bizlere soyut ve somut olmak üzere iki miras bırakmıştır. Mehmet Akif’in somut mirası bahsedildiği üzere yazmış olduğu mealdir. Akif’in soyut mirasıysa bize bıraktığıysa yas ve acıdır. Bu değerlerden bir tanesi İstiklal şuuru bizlere bıraktığı soyut miraslardandır. Akif, bu İstiklal şuurunu şu dizelerle özetlemektedir. ‘ Ben ebediyetten beri aşığım İstiklale” diyerek istiklal’in önemine vurgu yapmıştır.” diyerek sözlerini tamamladı.

Dördüncü konuşmacı olarak Söz-Eylem Platformundan Emine Nur Çakır söz aldı. Çakır; “ Akif sadece şair değil, bir şahsiyettir. Geçmişten günümüze Akif şair olarak görülür. Mehmet Akif mücadeleci bir kişiliğe de sahipti. Milli Mücadeleye değer vermiş fakat istediği gibi sonuçlanmayınca Mısır’a hicret etmiştir. Akif’in bu hicreti bir kaçış değil, bir tutarlılıktır. Mehmet Akif, karşıt görüşlerin bile kendisini sahiplendiği birisidir. Bu durumu üç Mehmet Akif şeklinde açıklayabiliriz. Bunlardan birincisi resmi ideolojinin sahiplendiği İstiklal Marşı ve Çanakkale Marşı’nın yazarı olarak görülmektedir. İkincisi milliyetçi olarak görenlerin sahiplendiği bir portre karşımıza çıkmaktadır. Bu görüşün aksine Akif ümmetçi bir kişiliğe sahiptir. İddia sahiplerinin söylediği gibi “Ebediyen sana yok ırkıma yok izmihlal” ifadesinden yola çıkarak Akif’in milliyetçi olduğu ifade edilmiştir. Mehmet Akif’i incelerken dönemin şartlarını göz önüne almazsak bu durumu yanlış yorumlarız. Burada Akif yaşadığı dönemin ezilen toplumuna vurgu yapmaktadır. Üçüncü Mehmet Akif Müslüman bir şahsiyet olan, gerçek Mehmet Akif’tir. Akif’in yaşadığı dönemde Modernizm şahlanmıştır. Bütün İslam coğrafyası emperyalist kuşatma altındadır. Böyle bir dönemde Mehmet Akif Müslüman kimliğiyle ortaya çıkmıştır. İslam toplumlarının yaşadığı sıkıntının sebebini İslamiyet’ten değil, Müslümanların içine düşmüş olduğu pasiflikten kaynaklandığını ifade ederek, çözümü İslam’da görmüştür.” diyerek sunumunu bitirdi.

Son konuşmacı olarak Söz-Eylem Platformundan Talha Burak Ünlü söz aldı. Ünlü: “ Mehmet Akif’in yaşadığı dönemde, Osmanlı devleti çöküş sürecine girmiştir.  Bu sürecin aşılması için aydınlar, edebiyatçılar arasında üç çözüm yolu öne çıkıyordu. Bunlardan birincisi Batıcılık, ikincisi Türkçülük ve üçüncüsü İslamcılık’tı. Mehmet Akif toplumu ayakta tutan İslami değerlerin erezyona uğradığını düşünüyordu. Dolayısıyla Osmanlı’nın tekrar ayağa kalkması için hurafelerden arınmış bir İslam’ın tekrar öne çıkararak, vurdumduymazlık ve uyuşukluktan kurtulması gerektiğine inanıyordu. Akif’e göre Osmanlı bilim ve teknolojide geri kaldığı için gerilediğini bu yüzden Batı’nın bilimini örnek almamız gerektiğini düşünüyordu.  Mehmet Akif'in gerek kişisel dinî yaşantısı ve din algısı, gerekse dinin bireysel ve toplumsal hayattaki yeri ve değeri ile ilgili görüşlerini hem Safahat'ında yer alan şiir ve manzumelerinden hem de Sebilu'r-Reşat'taki nesirlerinden çıkartabilmek mümkündür.” diyerek konuşmasına son verdi.

Konferans katılımcılardan gelen sorular ve katkılarla son buldu.

Haber: Kürşat OKUR

mehmet-akif-ersoy-paneli-(1).jpg

mehmet-akif-ersoy-paneli-(2).jpg

mehmet-akif-ersoy-paneli-(3).jpg

mehmet-akif-ersoy-paneli-(4).jpg

mehmet-akif-ersoy-paneli-(5).jpg

mehmet-akif-ersoy-paneli-(6).jpg

HABERE YORUM KAT

3 Yorum