Fotokopisi, aslı...

05.07.2009 04:18

Tamer Korkmaz

Albay Dursun Çiçek, belgedeki imzasını savcılıkta kabul etmiş; buna mukabil “imzasının belgeye montajlandığını” öne sürmüş...

TÜBİTAK raporu ise Çiçek'i yalanlıyor.

TÜBİTAK, askeri savcılığın talebiyle yaptığı incelemede Çiçek'e ait imzanın montaj olmadığına hükmederek “Belgeye orijinali dışında unsurların eklendiğini gösterir veri yok” demişti.

*

14. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklandıktan on sekiz saat sonra Albay Çiçek'i tahliye ederken “Kaçmayacağına dair kuvvetli kanaat oluşunu” gerekçe göstermiş, ayrıca “Yeterli delil bulunmadığına” hükmetmişti.

Söz konusu mahkeme “Delillerin yetersiz olduğuna” karar verirken, İrtica ile Mücadele Planı'nın “fotokopi olmasından dolayı delil niteliği taşımayacağına” kanaat getirmişti.

14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin bu yargısı, Massimo Troisi'nin başrolünü oynadığı İtalyan filmi “Postacı”daki bir repliği hatırlattı, bana:

“-Sözleriyle bu denli dokunuyorsa elleri yakında demektir.”

“Fotokopiden belge olmaz” hükmünü verenler, “fotokopi”nin “orijinal belge”den elde edilmiş olabileceğine zerre kadar ihtimal vermiyorlar!

Neden acaba?

“İrtica belgesi sahte mi gerçek mi?” diye üç haftayı geçti hâlâ daha tartışılıyor.

“Sahte bir belge” bu kadar uzun bir süre tartışılır mı?

Postacı filminden ilham alacak olursak:

“Fotokopisi bu kadar tartışılıyorsa aslı yakında demektir!”

*

Bakınız, o belgenin gerçek olduğu hususundan kaçış yok.

Bu durum, eninde sonunda anlaşılacak.

Bir başka deyişle, belge olayının üzerini örtmek mümkün değil.

Albay Çiçek, jet hızıyla ve son derece kuşkulu, yalınkat bir kararla tahliye edilmiş olsa da; belge olayı 'dönülmez akşamın ufkunda' bir süreçtir.

*

Ergenekon savcısı Zekeriya Öz, Çiçek'i tutuklanması talebiyle mahkemeye gönderirken; albayın darbeci Ergenekon örgütüyle ilişkilerini altı maddede toplamış...

Çiçek'e yönelik suçlamalar şöyle:

-TSK içinden gelen ihbar mektubunda Çiçek'in Ergenekon üyesi olduğu ve cuntacı gruplarla çalıştığına dair bilgiler verilmiş.

-Ergenekon sanığı Hurşit Tolon'da ele geçen CD'deki belge ve fotoğrafları Albay Çiçek'in gönderdiği belirlenmiş.

-Çiçek, Poyrazköy'deki cephanelik nedeniyle tutuklanan yüzbaşıyla da irtibatlı.

-Çiçek'in, STK'ları fişleyen 2006 tarihli “lahika”nın altında da imzası var.

-Adli Tıp, Jandarma ve Emniyet belgedeki imzanın Çiçek'e ait olduğu sonucunda birleştiler.

Başka?

-Çiçek'in adı Özden Örnek'a ait günlüklerde de geçiyor!

Şimdi tutup bu hayati suçlamaları yok mu sayacağız?

14. Ağır Ceza Mahkemesi, albayın tutuklanmasına karar verirken, Ergenekon Savcısı'nın ortaya koyduğu bu tabloya bakmış...

“Kuvvetli suç şüphesi bulunduğundan tutuklanmasına” karar vermişti.

On sekiz saat sonra son derece kuşkulu bir tahliye kararıyla serbest kalmış olsa da, Çiçek yargılanacak.

Süreç işleyecek.

Albayın darbeci Ergenekon örgütüyle bağlantısına dair çok ciddi suçlamalar, deliller 'yok sayılmakla' yok edilemiyor:

Çiçek'i takip edecek.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim