1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Formülün mucidi Süheyl
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yazarın Tüm Yazıları >

Formülün mucidi Süheyl

A+A-

Bülbül'ün çektiği dilinin belası derler.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun derdi de dili.

Ergenekon sanıkları için,"Yetki mahkemelerindir" demişti. Şimdi ise, "Arkadaşlarımız bırakılmadan yemin etmeyiz" diyor. Eğer bugün Ergenekon sanığı milletvekilleri için tahliye kararı çıkmazsa, CHP Meclis'e girecek ama yemin etmeyecek.

BDP zaten Meclis'e gelmiyor.

Yeni dönem açısından iyi bir başlangıç değil.

Kılıçdaroğlu seçim öncesinde, "Evet çıkmayabilirler. Sonuçta yargının takdirinde" demişti.

Şimdi ise seçildikleri gün tahliye edilmeleri gerektiğini savunuyor.

Peki Kemal bey'in yeni görüşünün mucidi kim?

Bu formülün mucidi Süheyl Batum...

Daha önce, "Anayasa açık, kurtarmak mümkün değil. Onların kurtulmayacağını bile bile, arkalarında olduğumuzu sembolik olarak gösteren bir şey yapalım dedim. Bu, bir kurtarma değil, prensip meselesi" görüşündeydi Süheyl Hoca...

Seçimden sonra o da görüş değiştirdi.

CHP kaynaklarından edindiğim bilgiye göre; CHP'nin Ergenekon sanığı milletvekilleri konusundaki stratejinin mimarı Süheyl Batum.

Yani 'Meclis'e gidelim ama yemin etmeyelim' stratejisini çizen de o.

Bir kaynağım, "Şu günlerde Kemal bey'e en yakın isim Süheyl Batum" dedi.

Süheyl Batum'un DP genel başkanlığı için ismi geçerken, ani bir manevra ile CHP'de önemli bir göreve getirilmesinin hikmeti şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Ergenekon sanıklarının genel başkan kontenjanının ilk sıralara konulmasının, Kılıçdaroğlu'nun Sinan Aygün ve Mehmet Haberal için Parti Meclisi'nde varlığını ortaya koyarak mücadele etmesinin sebebi şimdi daha net bir şekilde anlaşılıyor.

Cumhuriyet'in kurucusu olduğunu iddia eden parti, tarihinde ilk kez Atatürk'ün, "En büyük eserim" dediği Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yemin etmeme kararı alıyor.

Tuhaf bir ilişki türü.

Ergenekon ile CHP arasında güçlü ilişkiler olduğunu biliyorduk.

Kemal bey, "Nerede Ergenekon örgütü, bulun üye olacağım" diyebilmişti.

Ama CHP'nin kararları üzerinde, Ergenekon etkisinin bu denli güçlü olabileceğini tahmin edemiyorduk.

Yüzde 95 katılımla Meclis'in belirlendiği yüzde 50 oy oranı ile iktidarın tayin edildiği, muhteşem bir seçim yaşadık.

Bunun rüzgarı dahi en az 1 yıl ülkemizi uçurur diye düşünüyorduk. 4 yılı kurtardık, gelecek 4 yılı planlarız diye umut ediyorduk.

Ancak gecikmeden ülkemizin yelkenlerini şişirecek rüzgarı, Tsunami'ye çevirmek için çalışmalar başladı.

Allah aşkına yeni dönem böyle mi olmalıydı?

Yüzde 50 ile iktidarını belirleyen dünyanın gıpta ettiği Türkiye, yeni döneme kriz soluyarak mı başlamalıydı?

"İki ateş arasındayız" dedi bir CHP yöneticisi...

"BDP'nin peşine takılmış parti durumuna düşmek istemiyoruz, ama arkadaşlarımız olmadan da yemin etmek istemiyoruz"

Seçim kampanyası sırasında ilginç bir CHP-BDP ittifakı oluşmuştu. Hakkari'de, Şırnak'ta Başbakan Erdoğan'a kepenkler kapatılırken, Kılıçdaroğlu Hakkari'de BDP'lilere seslenmişti. Seçim öncesinde iki kesimle işbirliği yapmıştı Kemal Kılıçdaroğlu...

Bir Ergenekoncular, iki BDP'liler...

Seçimden sonra da bu ittifak sürüyor.

AK Partililerle konuştum.

Bu süreçte ne yapacaklar sorusuna yanıt aradım.

BDP'nin Dicle krizini, CHP'nin Ergenekoncu aday sorununu bile bile hazırladığı görüşündeler.

"Sürecin diline bakıyoruz" dediler. "Sorunu çıkaranlar, çözüm önerilerini de getirsinler,onu görelim" görüşünü savundular.

Tek maddelik Anayasa değişikliği mi olur, CMK 309'a göre Adalet Bakanlığı nezdinde "Kanun Bozma" yoluna mı gidilir, ya da başka yasal yollar mı aranır sorusuna, ısrarla yanıt aradım.

AK Parti'de, "Sorunun mimarı da müsebbibi de değiliz" görüşü hakim. Bir süreliğine, "Hareketsizlik" stratejisi izleyecekler.

Siyaseten kim kimin yanında yer alıyor, onu görmek ve göstermek istiyorlar.

Bunun için, CHP ile BDP arasındaki ittifakın belgelenmesinden yanalar.

Bu süreç de aşılacak.

Ancak iyi bir başlangıç yapma imkanı varken, bu fırsat heba edildi.

Yeni dönem başlamadan,"Topal ördek" oldu.

Deniz Baykal'la konuştum.

3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra Başbakan Erdoğan'la ilgili yasağın kaldırılmasında önemli katkısı olmuştu.

"Bir an bile tereddüt etmedim" dedi.

Ardından ekledi, "Daha sonra aleyhime de kullandı ama bu kararı alırken ne Erdoğan'la, Ne Gül'le ne de bir AKP'li yetkili ile temas kurmadık. Bir pazarlık, bir müzakere yapmadık. İlke olarak yaptık bunu. Seçime girmiş, yüzde 34 oy almış bir partinin lideri, şiir okudu diye yasaklanır mı diye düşündüm ve derhal harekete geçtim"

Deniz bey o günlere döndü.

"3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra Anamuhalefet lideri olarak AK Parti Genel merkezini ziyaret ettim. Kimse bunu yapmadı" diye anlattı. Deniz Baykal'ın o günkü tavrına bugün ne kadar çok ihtiyaç var.

Aslında bunun işaretleri de verilmişti.

Başbakan, CHP Genel Merkezini ziyaret edeceğini açıklamış, Kemal bey de, "Görüşürüz" demişti.

Deniz bey,"Bu sıradan bir olay değil. Hükümetin çok önemsemesi gerekiyor" görüşünde.

"milli iradenin bir saygınlığı olsun" çabası içinde.

Peki CHP meclise girer ama yemin etmezse bu parti içinde bir sorun olur mu?

Deniz bey'le konuşmamız da öyle bir izlenim edinmedim.

"CHP, bu işe seyirci kalamaz"dedi.

"Arkadaşlarımız içerideyken biz Meclis'e girelim ama hiçbir şey yokmuş gibi davranalım diyemeyiz" görüşünü savundu.

Akşam saatlerinde Kılıçdaroğlu'ndan, "Mahkeme olumsuz karar verse de , Başbakan'dan oturup kanun yaparız yaklaşımı gelirse, bu iş çözülür" mesajı geldi.

CHP-BDP ve YSK elele verip düğüm attılar. Şimdi de dönüp Başbakan'dan düğümü çözmesini bekliyorlar.

Başbakan'dan beklenen İskenderin kılıcı gibi düğümü çözmesi.

YENİ ŞAFAK 

YAZIYA YORUM KAT