Flexible fıkıh

11.03.2010 03:09

Ahmet Kurucan

Esnek, bükülebilir, uysal, yumuşak demek flexible. Buna göre "flexible fıkıh"ın manası kendiliğinden açığa çıkıyor. Ama birileri bunu İslam hukukunun bir zaaf noktası olarak algılıyor ve halk tabiriyle dalga geçen bir dille eleştiriyor. Bu değerlendirme eskilerin "cehaletin bu kadarı ancak ta'lim ile mümkündür" deyişiyle anlattıkları hakikate birebir örnek teşkil ediyor. Halbuki tam aksi; esnek olma hukukun en tabii, en temel ve en vazgeçilmez özelliğidir.

Cehaleti kendiliğinden menkul birtakım zevatın söz konusu değerlendirmeye verdikleri örnekler kadın-erkek münasebeti, Müzdelife'den ayrılma, şeytan taşlama zamanı konularındaki birbirinden farklı hükümlermiş. Dün, haremlik-selamlık tatbikatına deliller bulan ulema, bugün meşru sınırlar içinde kadın-erkek beraberliğine delalet eden ayet ve hadisler buluyormuş ve bu ayetler-hadisler dün yok muymuş? Aynı şey Müzdelife'den ayrılma zamanı ve şeytan taşlamanın başlama vakti için de geçerliymiş!

Bahse medar konuları temel alan değerlendirmeler bir kenara, İslam hukukuna bakan yanıyla prensipler bağlamında bazı vurgulamalarda bulunalım isterseniz.

1- Öncelikle bir normun hukuk olabilmesi için onun sabit ve sabit olmayan unsurlarının olması şarttır. Sürekli değişken esaslar üzerine kurulu bir hukuk olmaz ve olamaz. Olamaz; zira hayat değişkenler üzerine kurulu bir olgudur. Hukuk ise bu olguları farklılıklar içinde birlikte yaşamanın adı olan toplumsal düzeni koruma esasına göre düzenlemelerde bulunur. Devlet de yaptırım gücü desteği ile bu düzenlemeleri hayata geçirir.

İslam hukuku nazara alındığında bu sabiteler Kur'an ve sünnet tarafından belirlenmiştir. Belirlenen bu sabitelere evrensel doğrular diye de isimlendirmede bulunabilirsiniz. En basitinden adalet bir sabitedir ama adaleti sağlama formu zaman, mekân ve insan faktörlerine göre ya da siyasî, ekonomik, kültürel kabullere göre değişkenlik arz edebilir; hatta arz etmek zorundadır.

2- Bu köşede yüzlerce defa tekrar ettik, bir kez daha edelim; içtihat sonucu elde edilen bilgi, 'ehlinden sadır, mahalline müsadif' olma şartı ile üretilmiş ve zanni bir bilgidir. Allah kelamı ve ümmeti bağlayan Peygamber buyruğunda olduğu gibi mutlak bilgi değildir. O yüzden denir ki içtihadi bilgi, yanlışlanabilen doğru veya doğrulanabilen yanlıştır.

3- İslam hukuku ibadet hariç diğer bölümleri itibarıyla asırlardır yürürlükte değildir. Halbuki hukukun kendini yenilemesi, yürürlükte olması mümkündür. Kütüphane raflarındaki kitapların sayfaları arasındaki hukukun hayatın içinde olmadıkça karşılaşılan yeni durumlara cevap vermesi, çözüm üretmesi imkânsızdır. Bu bağlamda yerini alan hukuk tabir caizse "ölü bir hukuktur" ve tarih ilminin konusudur.

4- Yukarıda örneği verilen meseleler ve benzerleri, birçokları itibarıyla başka kültürlerle karşılaşmamız neticesi yeni gündeme gelen meselelerdir. Eleştiri konusu yapılan yaklaşımlar da İslam hukukunun hâlâ canlılığını koruduğunun bir göstergesi olarak bugünde dünü yaşamanın imkânsızlığına inanmış ve ümmetin önünü açmak isteyen uzmanların yapagelmiş olduğu ilmî faaliyetlerdir. Sonuçlarına katılıp-katılmama ayrı bir mevzu ama toplumsal realiteleri gözeterek çözüm üretme ve ümmeti boşlukta bırakmama adına yapılan bu ilmi faaliyetler tenkiti değil takdiri hak etmektedir.

Belki aklınıza gelmiştir; yazının başlığı niye flexible fıkıh? Çünkü söz konusu eleştiri İngilizce olarak yayımlanan bir gazetede bu başlıkla dile getirilmiş ve okuduğunuz yazı da bunun doğruluğunu soran bir kişi için kaleme alınmıştır.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim