Firavun'un büyücüleri

21.03.2008 14:33

Sami Hocaoğlu

ŞUARA 29: Firavun Musa'ya dedi ki: Eğer sen benden başka bir tanrıda ısrar edersen, seni kesinlikle zindanda çürütürüm.

Hatırlattıkları: Her çağın Firavun'u, Tanrı'dan rol çalmaya kalkan sahtekârlardır. O sahtekârların sırtından geçinen bir yığın Firavuncu görürsünüz. Her Firavun'un bir Musa'sı vardır. Günümüzde de değişen bir şey yoktur. Alet değişir, adet değişmez…

ŞUARA 35: Firavun dedi ki: Musa büyüsüyle sizi kendi ülkenizden atmak istiyor.

Hatırlattıkları: Her Firavun, otoritesini sorgulayan herkesi ülkenin bekasına yönelik “birinci tehdit” ilan eder. İlk çığlık: “Vatan elden gidiyor!” çığlığıdır. Aslında elden giden vatan değil, Firavun'un ayrıcalıkları, sahte tanrılığı ve çıkarlarıdır. Bunu “ayrıcalıklarım elden gidiyor”, “maskem düşüyor”, “çıkarlarım zedeleniyor” diyemeyeceği için, “vatan elden gidiyor” makamında duyurur.

Yeni gibi görünse de Firavun ve Firavunluk kadar kadim bir taktiktir.

ŞUARA 41-42: Firavun'un emriyle toplanan büyücüler Firavun'a dediler ki: Şayet biz galip gelecek olursak bunun bize kazandıracağı bir çıkar olmalı değil mi?

Firavun dedi ki: Elbette! Siz bu sayede benim himayeye mazhar yakınlarım arasına gireceksiniz!

Hatırlattıkları: Firavun'un büyücüleri, ülkenin en tanınmış bilginleriydi. Kimya, simya ve fizik gibi bilimleri kullanarak illüzyon yapıyorlardı. Mesela içine cıva doldurulmuş derileri ısınmış bir platforma koyarak hareket eden bir canlı görüntüsü elde ediyorlardı.

Millet yutuyor muydu? Yutan yutuyordu. Yutmayan da Firavun'un korkusundan yutmuş görünüyordu. Kral çıplak diyecek kadar cesur olanlar da “Musa ve Harun'un Rabbine iman ettik” deyip oyunu bozuyordu. Onlar en çok oyunu bozanlara bozuluyorlardı.

Firavun gibi bir zorbanın sorgulanmaz iktidarını uzatmanın bir ödülü olmalıydı. Sihirbazların bu işi “Allah rızası için” yapmadığını bilmek için müneccim olmak gerekmez. Onların derdi çıkarları. Haklı olarak “Musa'yı alt edersek bize ne var!” dediler. Firavun onlara “himayeye mazhar yakınlardan” olmayı, yani ayrıcalık vaat etti.

Eski Mısır'da krallık kanunu gereği Firavun'a dokunan öldürülürdü. Çünkü o “Amon-Ra”nın yeryüzündeki temsilcisi ve oğluydu. Yani “Tanrı” idi. Tanrı'ya dokunulamazdı. Dokunan ölürdü. Aslen Sudanlı siyah ırktan olan Firavun hanedanı, ufak tefek, 1.60 boyunda adamlardı. Fakat hiçbirinin bire bir heykeli yoktu. Hepsi en az aslının iki katı heykellerdi.

Tüm heykellerde istisnasız göze çarpan iki şey vardı: Göğüste çaprazlama kavuşturulmuş iki el, birinde zorbalığı temsil eden kamçı, diğerinde tanrılığı temsil eden halkalı haç. Böyle birine kim yakın olmak, onun sayesinde sayeban olmak istemez? Büyücüler buna tav oldular. Az şey mi; Firavun'un sayesinde dokunulmaz olacaklar. Sonrası mı? Sonra ne yaparsan yap, nasıl olsa kimse hesap soramaz.

ŞUARA 44: Ve Firavun'un büyücüleri halatlarını ve sopalarını platforma bıraktılar ve dediler ki: “Firavun'un gücü sayesinde galip gelecek olan biziz, biz!”

Yaa, işte öyle!

Neymiş? “Firavun'un gücü sayesinde” galip geleceklermiş! Bileklerinin gücüyle değil. Alınlarının teriyle değil. Emek verip hak ederek değil. Terazinin bir kefesinde Firavun'un kılıcı varsa, öbür kefesine Kaf Dağı'nı da koysan yerinden oynatamazsın.

Dünya tarihinde tüm Firavunluklar, hayatlarını Firavun'lardan çok, onların gücüne sığınanlara borçludur. “Firavunum için” diye kendilerini ortaya atarlar, aslında dertleri başkadır. Kendi çıkarlarıyla Firavun'un çıkarlarını tevhit etmişlerdir.

Firavun'un büyüsü bozulmasın diye, Firavun'un büyücüsü olmaya hazırdırlar. Üfürükçülüğün daniskasını yaparlar, Musa'ya üfürükçü yaftası asarlar. Akı kara, karayı ak gösterirler. Alçağı yüce, yüceyi alçak tanıtırlar. Suret-i haktan görünerek Şeytanlığın âlâsını yaparlar. İşleri güçleri illüzyondur. İblis'i İdris kılığına sokarak pazarlamada üstlerine yoktur. Mucize'ye “büyü, batıl inanç, üfürükçülük” diye arsızca iftira ederler de, Firavun'un büyücülerinin illüzyonlarını “mucize” diye yutturmaya kalkarlar.

ŞUARA 46-49: En sonunda Firavun'un büyücüleri hep birden yere kapanarak şöyle dediler: “İman ettik Alemlerin Rabbine! Rabbine Musa ve Harun'un!

Firavun dedi ki: Demek siz benim iznim olmadan ona inandınız, öyle mi? Anlaşıldı ki o sizin üstadınız: Bana muhalefetinizden dolayı ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim, topunuzu asacağım!

Firavun'un gibi düşünmezsin ha! Gel bakalım öyleyse; ölümlerden ölüm beğen!

Kur'an'ın kıssasının sonu güzel bitiyor: Firavun'un büyücüleri yola geliyor.

Darısı onların son modellerine.

Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim