Firavun Hz. Musa’yı Hapse Attı mı?

26.04.2012 00:27

Cengiz Duman

İslami camianın basın-yayın geçmişindeki bir klasik olan İktibas dergisinden sonra onun sanal bir versiyonu olan İktibas Web sitesi de takip ettiğimiz süreli yayınlar arasındadır.

Halen İktibas Web sitesinin “Etkinlikler” linki1 üzerinde yayınlanan; “Rıza Bozdağ’dan Yahudilik Tarihi” başlıklı etkinlik haberi; bizim araştırma yazılarımızın ana konusu olan Kur’an kıssalarıyla olan ilgisi itibariyle dikkatimizi çekti.

Dolayısıyla Rıza Bozdağ’ın, İktibas dergisinin, Kayseri lokalindeki “Yahudilik Tarihi” başlıklı konferansının, Abdi Keçeli tarafından, “Rıza Bozdağ'ın yaptığı konuşmanın geniş bir özeti” şeklinde haberleştirilen haber-yazı metnini inceledik.

Derinlikli bir Yahudi tarihinin sunulduğunu gözlemlediğimiz bu şümullü konferans metninde, bazı konuların tarihselliği hususunda gerçeklerle tezat bir kısım ifadelere rastladık.

Bunun (yazıdaki tarihsel tezatlar) konferansın konuşmacısı Rıza Bozdağ’a mı yoksa onun konferansını sonradan haberleştiren Abdi Keçeli’ye mi ait olduğunu tam olarak değerlendiremesek de mühim olanın doğruları beyan olduğu kanaatiyle, mezkur konulara dair detaylı açıklamalarımızın yer alacağı seri yazılar kaleme alacağız.

Bu ilkyazımızda bahse konu konferans haberinde yer alan; Hz. Musa ve Hz. Harun peygamberlerin yaşamı ile ilgili tarihsel bir yanlış üzerinde duracağız.

“…Hz. Musa ve Hz. Harun’u zindana atarak hapsetti…”

Rıza Bozdağ’ın konferansına ait metnin sekizinci şıkkında sıralan “…Firavun (…) Hz. Musa ve Hz. Harun’u zindana atarak hapsetti…” ifadesi,  elimizdeki tarihsel veriler açısından yanlıştır. Hz. Musa’yla ilgili kıssaların yer aldığı ne Kur’an ne Tevrat’ta ne de İslam tefsir ve siyer külliyatında; Hz. Musa ve Hz. Harun’un, Mısır Firavun’u tarafından hapse attırıldığına dair bir olay yer almamaktadır.

Musa kıssasında, hapis mefhumu ile ilgili olarak Kur’an’daki; “sihirbazların gösteri” kıssasında Firavun’un, Hz. Musa ve Hz. Harun’u, sihirbazlarla yapacakları gösteri öncesinde onları zindana2 attırmakla tehdit ettiği açıklanmaktadır. “Kâle leinittehazte ilâhen gayrî le ec’alenneke minel mescûnîn / (Firavun) Benden başkasını İlah edinirsen, andolsun ki seni zindanlıklardan ederim! dedi.”3

Ancak Firavun’un, Hz. Musa ve Hz. Harun’un asa mucizesini gerçekleştirdikten sonra; bu olay öncesi onları hapsetmekle tehdit etmesine rağmen elimizdeki dini ve tarihsel veriler nezdinden bakıldığında onlara herhangi bir hürriyeti bağlayıcı müeyyide de getirmediği anlaşılmaktadır.

Bunun haricinde Musa kıssasının, “sihirbazların gösterisi” versiyonunda, Firavun’un tarafında olarak onun emriyle sihir gösteren fakat sihirleri Hz. Musa ve Hz. Harun’un mucizesi karşısında akamete uğrayan sihirbazların da, Allah’a imanları karşısında Firavun’un onları da ölümle tehdit ettiği gözlemlenmektedir.4 “Bunun üzerine sihirbazlar secdeye kapandılar; "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik" dediler. (Firavun) Şöyle dedi: Ben size izin vermeden önce ona inandınız öyle mi! Hakikat şu ki o, size büyü öğreten ulunuzdur. Şimdi elleriniz ile ayaklarınızı tereddüt etmeden çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım! Böylece, hangimizin azabının daha şiddetli ve sürekli olduğunu iyice anlayacaksınız. Dediler ki: "Seni, bize gelen açık açık mucizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Öyle ise yapacağını yap! Sen, ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin."5

Tevrat’ta ise kıssanın ilgili sahnesi şu şekilde bildirilir: “Bunun üzerine Firavun kendi bilgelerini, büyücülerini çağırdı. Mısırlı büyücüler de büyüleriyle aynı şeyi yaptılar. Her biri değneğini attı, değnekler yılan oldu. Ancak Harun'un değneği onların değneklerini yuttu. Yine de, Rab'bin söylediği gibi Firavun inat etti ve Musa'yla Harun'u dinlemedi.”6

Her iki kutsal kitaptaki “sihirbazların gösteri” kıssası anlatımları arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Mesela mucize nesnesi olan asa’nın sahibi, değişik kişiler olarak verilmektedir. Kur’an’da asa, Hz. Musa’nın olarak bildirilirken; “Bunun üzerine Musa asasını atıverdi; bir de ne görsünler, asa apaçık koca bir yılan.”7, Tevrat’ta ise “…Harun'un değneği onların değneklerini yuttu…” ifadesiyle asa’nın,  Hz. Harun’un elinde olduğu ifade edilmektedir. Bunun haricinde Firavun ve sihirbazlar arasındaki tevhidi mahiyetteki muhavere ve onlara Firavun tarafından yapılan tehdit Tevrat’ta yer almamaktadır. Bu farklılıklar bir kenara bırakılacak olursa konumuz açısından bakıldığında her iki kitabın kıssa anlatımında Hz. Musa ve Harun’un zindana atıldığına dair herhangi bir anlatım da mevcut değildir.

Tefsirlerde ise olay hakkındaki birbirine benzer nakledilen rivayet şöyledir: “İbn Abbas (r.a)'dan nakledildiğine göre, Firavun bu işi yapmış ve onların (sihirbazların) elleriyle ayaklarını çaprazlama kesmiştir. Kavmini, Hz. Musa'nın dinini kabul etmekten iyice alıkoymak için, Firavun'un bu işi yapmış olması daha açıktır. (…) Bil ki bu hâdise meydana geldikten sonra, Firavun, Hz. Musa'ya dokunmamış, Onu yakalayıp hapsetmemiş, aksine O'nu serbest bırakmıştır. Bunun üzerine, kavminin ileri gelenleri (yakın adamları) ona, "Musa'yı ve kavmini, yeryüzünde fesatçılık etmelerine fırsat vermek için mi bırakacaksın?" dediler. Bil ki Firavun, Hz. Musa'nın kendisini korkuttuğunu hissettiği zaman, bu korkudan dolayı O'na dokunamamıştır. Ancak kavminin ileri gelenleri, onun bu korkusunu bitmiyor ve onu, Hz. Musa'yı yakalayıp hapsetmeye teşvik ediyorlardı.”8

Dolayısıyla tefsirlerdeki yorumlarda Hz. Musa ve Hz. Harun’un karşısına çıkan sihirbazların, Firavun’un emriyle; " ‘Ya Rab, üzerimize sabır yağdır.’ Yani, el ve ayaklarımızı keseceği ve bizi asacağı vakit sabrı üzerimize bol bol dök. ‘Ve Müslümanlar olarak canımızı al.’ denildiğine göre Firavun, sihirbazları yakalayıp onları nehrin kenarında parçala”9narak şehit edildiğine inanılsa da Hz. Musa ve Hz. Harun’a herhangi bir cezai müeyyide uygulanmadığına kesin gözüyle bakılmaktadır ki bu hususta onların zindana atıldığına yönelik hiçbir rivayete yer verilmemiştir.

Neticede, İsrailiyata ve gaybi nitelikli indî mütalaalara dalmadan Kur’an perspektifinden sapmadan elimizdeki dini ve tarihsel veriler açısından değerlendirdiğimizde; Musa (a.s) ve Harun (a.s)’un hapsi ile ilgili olarak Kur’an’da geçen şu ayet mucibince “Musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi. Firavun: Doğru söyleyenlerden isen, haydi getir onu! diye karşılık verdi.”10 ve “sihirbazlar gösterisi” sonucundaki anlatılan diğer olaylarda her iki resulün hapse atıldığına dair bir anlatım bulunmaması; Firavun’un, mucize gösteren Musa ve Harun’un sözlerinin doğru çıkması dolayısıyla bu mucize öncesi onlara verdiği sözde durarak “…Firavun: Doğru söyleyenlerden isen, haydi getir onu! diye karşılık verdi…” onları hapsettirmediği buna mukabil iman eden sihirbazları idam ettirdiği kanaati hasıl olmaktadır.

Binaenaleyh Rıza Bozdağ’ın konferansına ait metnin sekizinci şıkkında sıralan “…Firavun (…)Hz. Musa ve Hz. Harun’u zindana atarak hapsetti….” ifadesi elimizdeki dini ve tarihsel veriler açısından incelendiğinde (Hz. Musa kıssalarının yer aldığı ne Kur’an ne Tevrat, ne de Kur’an tefsir ve siyer kitaplarında; Hz. Musa ile Hz. Harun peygamberlerin, Mısır Firavun’u tarafından hapse attırıldığı yer almamaktadır) yanlış bir tespit olduğu anlaşılmaktadır.

 

Dipnotlar:

1-http://www.iktibasdergisi.com/news_detail.php?id=9437

2-“Onun Musa (a.s)'ı hapse atmakla tehdit etmesi, onun bir zaafıdır. Rivayete göre Firavun, Musa (a.s)'dan ileri derecede korkarmış. Öyle ki o melun korkusundan küçük abdestini tutamazmış. Yine rivayete göre onun hapsi öldürmekten betermiş. Bir kimseyi zindana attı mı ölünceye kadar da zindandan çıkartmazmış. Bundan dolayı zindanları çok korkunçtu.” Kurtubi, el-Câmiu li-Ahkâmil’l-Kur’an, C. XIII, s. 22-27.

3-Şuara,26/29.

4-Firavun, gerçekten dediği gibi yaptı mı, büyücülerin ellerini ayaklarını çapraz kesip hurma dallarına astı mı, bilmiyoruz. Ayet, mümin büyücülerin dua sahnesiyle kapanmaktadır. İşin böyle kapanması, okuyucuya düşünme payı bırakmaktadır. Zihin, olayın sonucu üzerine düşünür. Sahnenin böyle kapanması daha etkilidir. Mamafih, söz geliminden Firavun’un dediğini yaptığı anlaşılmaktadır.” Süleyman Ateş, Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri, c. III, s. 381.

5-Taha,20/70-72; Şuara,26/46-51.

6-Tevrat/Çıkış,7/11-13.

7-Şuara,26/32.

8-Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, c. XI, s. 11/18-20.

9-Kurtubi, A.g.e, C. VII, s. 423-424; “Abdullah b. Abbas, Ubeyd b. Umeyr, Katade ve Mücahid demişlerdir ki: Firavunun, el ve ayaklanın çaprazlama kesip sonra da astığı bu insanlar, günün, başlangıcında sihirbaz iken günün sonunda şehit olmuşlardır.” Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, c. IV, s. 98-99; İbn Kesir, Muhtasar Kur’an-ı Kerim Tefsiri, c. II, s. 787.

10-Şuara,26/30-31. 

  • Yorumlar 7
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim