Filistin uzlaşısı ve söylem sorunu

14.12.2012 00:34

İsmail Yaşa

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ni hedef alan ve sekiz gün süren yoğun saldırılarının ardından Filistin'de gruplar arası, daha doğrusu Hamas ve Fetih arası uzlaşı konusu yeniden gündeme geldi.

Birlik ve beraberlik temennileri, uzlaşının bir an önce hayata geçirilmesi gerektiği mesajları ve Filistinlilere aralarındaki bölünmüşlüğe son vermeleri öğütleri yine havada uçuşmaya başladı.

Filistin'de fiili bölünmüşlük halinin başladığı 2007 yılından bu yana ilk kez Hamas'ın Batı Yaka'da kuruluş yıldönümünü çeşitli etkinliklerle kutlamasına izin verilmesi gibi bazı güzel gelişmeler de var.

Fakat bölünmüşlük halinin gerçekten sona ermesi için siyasi tutukluların serbest bırakılması ve Batı Yaka'daki güvenlik birimlerinin dizginlenmesi gibi bir dizi adımın atılması gerekiyor.

Filistinli analistlerin de ifade ettiği gibi, zemini oluşturulmadan yapılacak her uzlaşı anlaşması kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur.

Uzlaşının bir türlü sağlanamamasının ve sürecin uzamasının en kötü sonuçlarından biri, Filistin toplumundaki bölünmenin derinleşmesi ve kökleşmesidir.

Bölünmüşlük ortamında tarafların birbirlerine karşı kullandıkları dilin de - maalesef - yangına benzin dökmekten farkı kalmıyor.

Taraflar sahip oldukları medya aracılığıyla destekçilerini karşı taraf aleyhine aşırı derecede "doldurdukları" için bir süre sonra liderler arasında tepede uzlaşı sağlansa bile bunun topluma yansıması kolay olmuyor.

Filistin'de Hamas ve Fetih arasında bunun en çarpıcı örneğini görebiliriz.

Fetih tarafında Hamas'ın "işgalci İsrail'den daha tehlikeli" kabul edilmesi ve Hamas tarafında da Fetih liderlerine "İsrail uşakları" gözüyle bakılması kolaylıkla aşılabilecek bir sorun değil.

Filistin'in Birleşmiş Milletler'de gözlemci ülke statüsü kazanması Türkiye'deki Filistin dostları ve hatta direniş taraftarlarınca tarihi bir başarı gibi kabul edildi.

Oysa aynı olay Arap sokağında Hamas'ı ve İslami Cihad'ı destekleyenler arasında sevinçle karşılanmadı ve zafer olarak görülmedi.

Bilakis, "Filistin topraklarından taviz vermek" olarak değerlendirildi.

Çünkü Hamas ve İslami Cihad medyasında "hain" Abbas'ın Birleşmiş Milletler'e başvurusunun tehlikesini ve Filistin davasına ne kadar büyük zarar vereceğini anlatan yüzlerce haber ve makale yayınlanmıştı.

Hamas liderleri, Abbas'ın bu girişimini reddettiklerini ilan eden onlarca açıklama yaptılar.

Birleşmiş Milletler'deki oylamadan birkaç gün önce Hamas'ın üst düzey liderlerinden Abbas'ın girişimini onayladıklarını belirten açıklamalar gelse de tabanın bu ani manevraya ayak uydurabilmesi zordu.

Bu nedenle Filistin'in BM'de gözlemci devlet statüsü kazanması Gazze cephesinde Türkiye'deki Filistin dostlarının hissettiği coşkunun onda birini dahi uyandırmadı.

Aynı şey uzlaşı için de geçerli.

Mahmut Abbas ve adamlarının "hain", "uşak" ve "işbirlikçi" olduğuna dair yapılan yoğun propagandanın ardından uzlaşı çabaları çerçevesinde verilen kardeşlik mesajlarının tabandaki etkisi son derece sınırlı oluyor.

Filistin'de uzlaşı olacaksa tarafların birbirlerine karşı kullandıkları dile ve söyleme bir an önce çeki düzen vermeleri gerekiyor.

Çünkü bu konu iç barış için gerekli zeminin hazırlanması için en az Batı Yaka'daki siyasi tutuklular konusu kadar ve hatta daha da önemli...

MİLAT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim