1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Fikri ve Darbeyi Aynı Kefeye Sokmak!
Fikri ve Darbeyi Aynı Kefeye Sokmak!

Fikri ve Darbeyi Aynı Kefeye Sokmak!

Eğer Erdoğan, Apo’yla değil de “Ergenekon’la görüşüldüğünü, meselenin çözümünün arandığını” söyleseydi yüzde elli sekiz alabilir miydi? Erdoğan’ı en fazla destekleyenler bile terk ederdi onu. Ahmet Altan’ın yorumu:

A+A-

Zirveye doğru / Ahmet ALTAN

ahmet-altan_8301_b.jpgKılıçdaroğlu’nun tek başına CHP’ye “dikte ettirdiği” ve buna karşı çıkanlara söz hakkı bile vermediği “yemin krizi” tutmadı.

Tutmaz. Tutması ihtimali de yok.

Kılıçdaroğlu, bir kurnazlık yapıp CHP’nin “yemin krizini” BDP’nin hamlesinin arkasına saklamaya uğraştı, sanki Ergenekon sanıklarının durumuyla “bir cümle söylediği” için hapiste olan Hatip Dicle’nin durumu aynıymış izlenimi yaratmaya çabaladı ama o da tutmadı.

Hatip Dicle’nin durumuyla Ergenekon sanıklarının durumu arasında dağlar kadar fark var.

Biri, “fikir özgürlüğünün” eksikliği yüzünden hapiste.

Diğerleri fikir de dâhil her türlü özgürlüğü yok etmeye çalışmak suçundan hapiste.

Halk, aradaki farkı anlamaz mı?

Halkı aptal sanmak mahvedecek bu adamları.

Bu halkın çok büyük çoğunluğu Ergenekon’dan nefret ediyor, Ergenekon’un bu ülkeyi çökertmeye çalışan bir güç olduğunu biliyor.

“Yeter ki AKP gitsin, isterse ülke çöksün” diyen iyice hastalanmış küçük bir kesimin dışında Ergenekon’a destek olabilecek kimse yok bu ülkede.

Ben CHP yönetimine, kendilerine basit bir soru sormalarını öneriyorum.

Geçtiğimiz eylüldeki Anayasa referandumdan önce Başbakan Erdoğan “Apo ile görüşüldüğünü” açıkladı.

Bu açıklamadan sonra referandumda yüzde 58 oy aldı.

Eğer Erdoğan, Apo’yla değil de “Ergenekon’la görüşüldüğünü, meselenin çözümünün arandığını” söyleseydi yüzde elli sekiz alabilir miydi?

Erdoğan’ı en fazla destekleyenler bile terk ederdi onu.

CHP ya da başka bir parti, Ergenekon’la işbirliği yapmaya, Ergenekon’u kurtarmaya, Ergenekon’u meşrulaştırmaya kalkıştığında başarılı olamaz bu ülkede.

Ergenekon’un, Balyoz’un ne olduğunu, neyi amaçladığını biliyor insanlar.

CHP’nin kurnazlığının bedelini ne yazık ki BDP ödedi.

Ana muhalefetin yemin hamlesinin çökmesi, BDP’nin “yemin etmeme” girişimini de kadük bıraktı.

Sanırım BDP’nin bu “benzerlikten” kurtulmak, CHP’nin yenilgisinin kendi yenilgisi haline gelmesini önlemek için politikasında bir değişiklik yapması gerekir.

Dicle için CHP’nin taklit edemeyeceği yeni bir strateji oluşturması daha etkili olur bence.

CHP’nin “siyasi fiyaskosu” gündemi kapladığı sırada aslında çok önemli işler oluyor ülkede, CHP, onları da gizliyor gözlerden.

Yargı, Susurluk çetesinin “faili meçhul” cinayetlerinin peşine düştü.

O cinayetlere karışmış, bizzat “tetik düşürmüş” ya da görgü tanıklığı etmiş eski polisler şimdi birer birer ifade veriyor.

Bu cinayetlerin “emir komuta” zinciri içinde işlendiğini söylüyorlar.

Kimlerin “alınacağını” belirleyen ve onların ölümü için emir veren kişinin İbrahim Şahin olduğunu söylüyorlar.

Ama, iş Şahin’de durmuyor.

Önceki gün tutuklanan Ercan Ersoy, resmî ifadesinde “Mehmet Ağar da bunları biliyordu” diyerek, faili meçhullerin sorumluluğunu Şahin’den yukarı doğru taşıdı.

Ağar’ın adını verdi.

Soruşturmanın Ağar’a ulaşacağı belli ama orada da durmayacak anlaşılan.

Çünkü “ bu cinayetler” için emirlerin asıl kaynağının Milli Güvenlik Kurulu olduğu da iddialar arasında.

Hatta iddiadan da öte.

Hürriyet gazetesinin yazarı İsmet Berkan, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nin emirlerini ve bu emirlerin yazılı olduğu belgeleri görmüş olduğunu açıkladı.

Savcılık da MİT’ten de bu faili meçhul cinayetlerle ilgili bilgi istemiş.

Binlerce insanı öldürten cinayet emirlerinin sorumluları birer birer ortaya çıkıyor.

Bu soruşturma sonucunda Susurluk’tan Ergenekon’a uzanan “bağ” ele geçirilecek, devletin bir bölümünün hiç durmaksızın suç işlediği belgelerle ve tanıklıklarla kanıtlanacak, o “bölüm” devletten ayıklanacak.

Çok büyük ve çok hayırlı bir operasyon bu.

Kılıçdaroğlu, Ergenekon’u kurtarabilmek için kıvranıyor ama bunu başaramayacak, “yemin etse” de başaramayacak, “yemin etmese” de başaramayacak.

Birçok insan gibi benim Kılıçdaroğlu’ndan da CHP’den de bu konularda bir ümidim yok ama BDP’nin bir yandan Dicle için mücadelesini sürdürürken, bir yandan da Susurluk’a ve Ergenekon’a karşı yapılan operasyonu desteklemesini istiyor gönlüm.

Neticede öldürülen insanların büyük bir çoğunluğu Kürt’tü.

BDP’nin öldürülen Kürtlerle ilgili soruşturmaya bigâne kalması üzer dürüst insanları.

TARAF 

HABERE YORUM KAT