FIFA Dünya Kupaları'nda İslâm Ülkeleri

03.06.2006 21:23

İbrahim Sediyani

Latin Amerikalı yazar Eduardo Hughes Galeano, 1995 yılında yazdığı "Gölgede ve Güneşte Futbol" isimli kitâbında, emperyalizm ile futbol arasındaki ilişkiyi çok açık bir şekilde işlemektedir. Sözkonusu kitâbında Uruguaylı Galeano, futbolu "ateisti olmayan tek dîn" olarak tarif eder.

Uluslararası Futbol Federasyonu Birliği ( Fédération Internationale de Football Association / FIFA )'nin 1930 yılından başlayarak her 4 senede bir düzenlediği "Dünya Kupası" ( Dünya Şampiyonası ), modern çağın insanlarının en büyük eğlencesi ve en popüler oyunu olan bu spor dalı adına yapılan dünya çapındaki en büyük organizasyondur. Birincisi 1930'da Uruguay'da yapılan Dünya Kupası, o tarihten itibaren her 4 yılda bir düzenlenmektedir. Sadece, II. Dünya Savaşı nedeniyle 1942 ve 1946 yıllarında yapılamadı. 1938'den sonra, 1950'de düzenlenmeye devam edildi.

18. Dünya Kupası, 9 Haziran–9 Temmuz 2006 tarihleri arasında Almanya'da yapılacak. 5 kıt'âdan 32 ülkenin katılacağı bu dev turnuva boyunca tüm dünya futbolla yatıp futbolla kalkacak.

Peki, bu Dünya Kupaları'nda İslâm ülkeleri ne yaptı? Müslüman ülkelerin elle tutulur, gözle görülür bir başarısı var mı?

Üzülerek söylemek gerekirse, İslâm ülkelerinin bu turnuvalarda öyle övünülecek, göğüs kabartacak bir başarısı (henüz) yok.

İslâm ülkeleri, 1934'teki ikinci turnuvadan itibaren Dünya Kupaları'na katılmaya başladılar. Dünya Kupası'na ilk katılan İslâm ülkesi, 1934'te İtalya'da düzenlenen ikinci şampiyonaya katılan Mısır'dır.

İslâm ülkeleri içinde ilk büyük sansasyonu ise, 1982'de İspanya'da düzenlenen Dünya Kupası'nda Federal Almanya Cumhuriyeti'ni 2-1 yenip tüm dünyayı şoka uğratan Cezayir gerçekleştirdi.

İslâm ülkeleri içinde bir üst tura çıkma başarısı gösteren ilk ülke ise, 1986'da Meksika'da düzenlenen Dünya Kupası'nda fırtına gibi bir başlangıç yapan Fas oldu. Fas, birinci turda İngiltere, Polonya ve Portekiz gibi dünya futbolunun devleri ile aynı gruptaydı ve böylesi zorlu bir gruptan, hem de "grup lideri" olarak ikinci tura çıkma başarısı göstermişti.

Dünya Kupaları'nda İslâm ülkelerini bu yıllara kadar genelde –dikkat edilirse– Mağrîb ülkeleri temsil ediyordu. Ancak 90'lı yıllardan sonra bu rüzgârın adresi değişti.

1994'te ABD'de düzenlenen Dünya Kupası'ndan günümüze dek, bu turnuvalarda İslâm dünyasının en büyük umudu ve en çok güvendiği ülke, hiç tartışmasız Nijerya'dır. Nijerya, İslâm dünyasının Dünya Kupaları'ndaki en büyük favorisidir. Ancak ne hâzindir ki, 9 Haziran'da başlayacak olan bu Dünya Kupası'nda Nijerya yok.

2002'de Japonya ve Güney Kore'de ortaklaşa düzenlenen son Dünya Kupası ise, İslâm dünyasının "altın çağı" oldu. İslâm dünyası, tarihinin en büyük başarısını sergiledi. Sénégal "çeyrekfinal", Türkiye ise "yarıfinal" oynadı. Sénégal'i çeyrekfinalde eleyen ülke de Türkiye'ydi.

1930'dan 2002'ye dek, yani 72 yıl boyunca hiçbir İslâm ülkesi Dünya Kupası'nda çeyrekfinal yüzü görmemişken, 2002'de iki İslâm ülkesi çeyrekfinalde biribirlerine karşı oynuyorlardı.

Türkiye'nin 2002'deki Dünya Kupası'nda kazandığı "dünya üçüncülüğü" ise, şu ana dek müslüman bir ülkenin bu kupalarda elde ettiği en büyük başarı durumundadır.

Bugüne dek şu ülkeler Dünya Kupaları'nda İslâm dünyasını temsil ettiler: Mısır (1934 ve 1990), Türkiye (1954 ve 2002), Fas (1970, 1986, 1994 ve 1998), Tunus (1978, 1998, 2002 ve 2006), İran Şâhlığı (1978), Cezayir (1982 ve 1986), Kuweyt (1982), Iraq (1986), Birleşik Arap Emirlikleri (1990), Nijerya (1994, 1998 ve 2002), Suudî Arabistan (1994, 1998, 2002 ve 2006), İran İslâm Cumhuriyeti (1998 ve 2006), Sénégal (2002) ve Togo (2006).

İTALYA 1934: KUPADAKİ İLK İSLÂM ÜLKESİ MISIR

1934 yılında İtalya'da düzenlenen 2. Dünya Kupası'na ilk defa bir İslâm ülkesi katıldı: Mısır...Finallerde çekilen kurada Mısır'a râkip olarak, o zamanlar futbolda bir dünya devi olan Macaristan çıkmıştı.

27 Mayıs 1934'te, Napoli'deki Ascarelli Stadı'nda "bir İslâm ülkesinin Dünya Kupası'ndaki ilk maçı" hüviyetindeki bu tarihî maça Mısır, şu kadroyla çıktı:

Kâmil Mansur–El-Sâîd, Hamido, El- Far, Râfet–Receb, Lâtif, Fewzi, Muxtar– Tâhâ, Hasan.

İtalyan hakem Berlassini'nin yönettiği ve 12 bin seyirci önünde oynanan bu maçı Mısır 4-2 kaybetti ve elendi.

Bu maçta Mısır'ın her iki golünü de atan Fewzi ( 27. ve 67. dakikalar ), Dünya Kupası'nda gol atan ilk müslüman olarak tarihe geçti.

İSVİÇRE 1954: YİRMİ YIL SONRA YİNE HÜSRAN

Dünya Kupaları'nda boy gösteren ikinci müslüman ülke, 1954'te İsviçre'de düzenlenen turnuvaya katılan Türkiye oldu. Gerçi Türkiye, dört yıl önce ( 1950 ) Brezilya'da düzenlenen kupaya da katılmaya hak kazanmıştı, ama o zaman Türkiye'yi yöneten İsmet İnönü başkanlığındaki CHP ( Cumhuriyet Halk Partisi ) zihniyeti, tüm dünyanın komik bulduğu bir gerekçeyle, "Brezilya çok uzak, uçak biletleri pahalıdır" gerekçesiyle Türkiye Millî Takımı'nın Dünya Kupası'na gitmesine izin vermemişti. ( Aslında bu gülünç hâdise, CHP'nin nasıl bir zihniyete sahip olduğunu açıkça gösteriyor; aradan 56 sene geçti ama tuhaftır ki CHP'nin bu "ilkel komünal" gerici zihniyeti hiç değişmedi. )

1954'te, birinci turda Türkiye'nin grubunda Macaristan, Federal Almanya Cumhuriyeti ( FAC ) ve Güney Kore vardı.

Türkiye, ilk maçını 17 Haziran 1954'te, başkent Bern'deki Wankdorf Stadı'nda FAC'ye karşı oynadı. Portekizli hâkem Da Costa'nın düdük çaldığı ve 30 bin seyircinin izlediği bu maçta Türkiye, maçın henüz başında, 2. dakikada Suat'ın attığı golle öne geçmesine rağmen maçı 4-1 kaybetti.

Türkiye, gruptaki ikinci maçını üç gün sonra, Cenevre ( Genf )'deki Les Charmilles Stadı'nda, Uruguaylı Marino'nun hâkemliğinde ve sadece 4 bin kişilik çok az sayıda seyirci önünde, Asya temsilcisi Güney Kore'ye karşı oynadı.

Bu maça Türkiye şu kadroyla çıkmıştı:

Turgay Şeren–Rıdvan, Basri, Mustafa, Çetin–Rober, Erol, Suat, Necmettin–Burhan, Lefter Küçükandonyanidis.

Türkiye bu maçı 7-0 gibi tarihî bir farkla kazandı. Gollerin 3'ünü Burhan (38, 63. ve 70. dakikalar), 2'sini Suat (10. ve 30. dakikalar), 1'ini Lefter (18. dakika) ve 1'ini de Erol (76. dakika) attı.

Bu galibiyet, hem müslüman bir ülkenin bu organizasyonlardaki ilk galibiyeti, hem de Türkiye'nin tarihinde elde ettiği en farklı millî galibiyet olduğundan, iki açıdan önemliydi.

İkinci maçlar sonunda grupta, düğüm FAC ile Türkiye arasında bağlanmıştı. Her ikisi de bir maçını kazanıp bir maçını da kaybetmiş olan Türkiye ve FAC'nin puanları aynıydı. Gerçi FAC'nin averajı Türkiye'den çok daha iyiydi, hatta biribirleriyle yaptıkları maçı da FAC kazanmıştı, ama o zamanlar henüz "averaj kuralı" icâd edilmemiş olduğundan, iki ülke de eşit kabul ediliyordu.

Türkiye ile FAC, bir üst tura çıkabilmek için, 23 Haziran 1954'te, Zürih (Zürich)'teki Hardturm Stadı'nda "baraj maçı" oynadılar. Fransız hâkem Vincenti'nin yönettiği ve 17 bin futbolseverin izlediği maçı Türkiye, 7-2 gibi farklı bir skorla kaybetti ve kupadan elendi. Türkiye'nin gollerini, 22. dakikada Mustafa ve 84. dakikada Lefter Küçükandonyanidis atmıştı.

İlginçtir: Katıldığı ilk Dünya Kupası'nda Türkiye'yi kupanın dışına iten ülke Federal Almanya Cumhuriyeti idi ve bu maçtan sadece 6 yıl sonra Türkler "çalışmak" için Almanya'nın yolunu tuttular ve birinci kuşağın işçi göçü başladı.

MEKSİKA 1970: FAS MÂLESEF FOS ÇIKTI

Dünya Kupaları'nda boy gösteren üçüncü müslüman ülke, 1970'te Meksika'da düzenlenen turnuvaya katılan Fas oldu. Bu aynı zamanda İslâm dünyası için, Avrupa dışındaki bir turnuvaya ilk defa katılmak demekti.

Fas, grupta FAC, Peru ve Bulgaristan ile eşleşti ve çok başarısız oldu.

Fas, ilk maçını 3 Haziran 1970'te, León'daki Guanajuato Stadı'nda FAC'ye karşı oynadı ve bu maçı 9 bin seyirci önünde, üstelik Carîr'in 21. dakikada attığı golle 1-0 öne geçmesine rağmen 2-1 kaybetti. Maçta, Hollanda Federasyonu'ndan van Ravens düdük çalmıştı.

Üç gün sonra aynı stadda Fas'ın ikinci maçı vardı. 13 bin 500 kişinin izlediği ve SSCB'den Bexramow'un hâkemlik yaptığı maçta Fas'ın râkibi Güney Amerika temsilcisi Peru idi ve Fas, maçı 3-0 kaybetti.

Her ikisinin de gruptan elenmesi kesinleşmiş olan iki ülke, Fas ve Bulgaristan, 11 Haziran'da aynı stadda "formalite maçına" çıktılar. Portekizli hâkem Saldanha Ribeiro'nun idâre ettiği maç 1-1 berabere bitti. 12 bin 200 seyirci önündeki bu maçta Fas'ın golünü, 60. dakikada Ğazuwanî attı.

ARJANTİN 1978: İLK DEFA BİR DEĞİL, İKİ İSLÂM ÜLKESİ BOY GÖSTERİYOR

1978'de Arjantin'de düzenlenen Dünya Kupası, ilk defa İslâm dünyasının bir değil, iki ayrı ülkeyle temsîl edildiği şampiyonaydı. Bu iki ülke, Tunus ve İran Şâhlığı idi.

Tunus'un grubunda Polonya, FAC ve Meksika vardı.

Tunus, 2 Haziran 1978'de, Rosario'daki New Rosario Stadı'ndaki ilk maçında Meksika'yı, penaltıdan yediği bir golle ilk yarıyı 1-0 yenik durumda kapatmasına rağmen 3-1 yenmeyi başardı. 25 bin kişi önünde İskoçyalı hâkem Gordon'un düdük çaldığı maçta Tunus'u galibiyete götüren golleri, 55. dakikada Kaabî, 79. dakikada Ğummiz ve 87. dakikada Zuyeb attı. Tunus, bu maça şu kadroyla çıkmıştı:

Nailî – Zuyeb, Muşen Labidî, Kaabî, Cibalî – Ğummiz, Lahzamî ( 88. Ximeys Labidî ), Bin Rihayem, Akid – Ziâb, R. Bin Aziza ( 81. Karuwî ).

Tunus, dört gün sonra aynı stadda bu kez Polonya'ya karşı oynadı. İspanya Federasyonu'ndan Martinez'in yönettiği ve 15 bin kişinin izlediği maçta Tunus, sahadan 1-0'lık bir skorla boynu bükük ayrıldı.

Tunus, gruptaki son maçını 10 Haziran 1978'de, Córdoba'daki Córdoba Stadı'nda FAC'ye karşı oynadı. 35 bin seyirci önünde oynanan, Perulu hâkem Guerrero'nun yönettiği maç, başladığı gibi golsüz sona erdi ve Tunus, dört takımlı grubu üçüncü sırada bitirerek kupaya vedâ etti.

Turnuvadaki diğer bir müslüman ülke olan İran Şâhlığı'nın grubunda ise Peru, Hollanda ve İskoçya vardı.

İran Şâhlığı, ilk maçını 3 Haziran 1978'de, Mendoza'daki Mendoza Stadı'nda Hollanda'ya karşı oynadı ve 3-0 kaybetti. Meksikalı hâkem Archundia'nın yönettiği maçı tam 42 bin seyirci izlemişti.

İran Şâhlığı, ikinci maçını dört gün sonra Córdoba'daki Córdoba Stadı'nda İskoçya'ya karşı oynadı ve maç 1-1 berabere bitti. 8 bin futbolseverin izlediği maçta İran Şâhlığı'nın golünü 60. dakikada Danayfer attı. Bu maçı Sénégalli hâkem N'Diaye yönetmişti ve ilk defa müslüman bir ülkenin Dünya Kupaları'ndaki bir maçını müslüman bir hâkem yönetiyordu.

Son maçını aynı stadda 11 Haziran günü Peru'ya karşı oynayan İran Şâhlığı, 25 bin seyirci önünde oynanan ve Polonyalı hâkem Jarguz'un düdük çaldığı bu maçı 4-1 kaybetti. İran Şâhlığı'nın tek golünü 41. dakikada Rewşen attı. İran Şâhlığı, grup maçlarını son sırada tamamlayarak turnuvaya havlu attı.

Bu turnuvada, İranlı futbolcuların hangi psikoloji içinde top oynadıkları da çok önemliydi. Zira İran millî takımı Arjantin'de Dünya Kupası maçları oynarken, memleketleri İran'da şehâdet âşığı ve hürriyetperver İran halkı toplu halde zâlim Şâh Rıza Pehlewî'ye karşı ayaklanmış ve ülke bir İslâmî halk ayaklanmasına tanıklık ediyordu. Farısîler, Kürtler, Azerîler, Araplar, Lorîler, Beluclar, Şiîler ve Sünnîler, kısacası bütün İran milleti, İmâm-ı Âzâm Ayetullâh Rûhullâh el- Musewî el- Xomeynî (rh. a. ) önderliğinde İslâmî bir devrim gerçekleştirmek için ayağa kalkmış ve ülkenin her yanı "Merg ber Şâh", "Lâ Şarqîyye, Lâ Ğarbîyye – Cumhur-i İslâmîyye" ve "Nehzet-é ma Hoseynî – Rehber-é ma Xomeynî" feryadlarıyla yankılanıyordu.

Haziran 1978'de Arjantin'de düzenlenen ve Şâhlık İranı'nın da katıldığı Dünya Kupası'ndan 8 ay sonra İran'da İslâm Devrimi oldu. 16 Ocak 1979'da zâlim Şâh ülkeden kaçtı, 16 yıldır sürgünde olan Hz. İmâm Xomeynî, 1 Şubat ( 12 Behmen )'ta, halkın "Allâh-û Ekber" şiârlarıyla İran'a geri döndü. 11 Şubat ( 22 Behmen )'ta İslâm Devrimi gerçekleşti ve 1 Nisan ( 12 Ferwerdîn ) günü İslâm Cumhuriyeti kuruldu.

İSPANYA 1982: İSLÂM DÜNYASI CEZAYİR İÇİN AĞLIYOR

1982'de İspanya'da düzenlenen Dünya Kupası'na İslâm dünyası yine iki ülkeyle katıldı: Cezayir ve Kuweyt.

Cezayir'in grubunda Federal Almanya Cumhuriyeti ( FAC ), Avusturya ve Şili vardı.

Cezayir, gruptaki ilk maçını 16 Haziran 1982'de, Gijón'daki El Molinón Stadı'nda, futbolun dünya devi olan FAC'ye karşı oynadı. Perulu hâkem Labo'nun yönettiği maçta tribünlerde 42 bin seyirci oturuyordu.

Cezayir, Dünya Kupaları'ndaki bu ilk maçına şu kadroyla çıkmıştı:

Cerbah – Merzikanî, Kurixî, Cünduz, Dahleb – Mansurî, Fercanî, Bellumî, Rabah Macîr ( 88. Larbes ) – Zidane ( 64. Binsawula ), Essâd.

Bu maçta İslâm dünyasının ilk sansasyonunu gerçekleştiren Cezayir, kupanın en büyük favorilerinden biri olan FAC'yi 53. dakikada Rabah Macîr ve 69. dakikada Bellumî'nin attığı gollerle 2-1 yenip tüm dünyayı "şoka" uğrattı. Sadece İslâm dünyası değil, tüm dünya Cezayir'i ayakta alkışladı.

Bu maçta Cezayir'in ilk golünü atan Rabah Macîr, daha sonra Portekiz'in FC Porto takımına transfer olacak, bu takımın 8 numaralı formasını giyip başarıdan başarıya koşacak, 1987'de FC Porto ile Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kazanacak, bu kupanın 2-1 kazandıkları final maçında FAC'nin Bayern Münih ( 1. FC Bayern München ) takımına topukla attığı gol yıllar boyu dünya televizyonlarının jeneriklerini süsleyecek ve Rabah Macîr, üstün top tekniğiyle, dünyanın en yetenekli futbolcuları arasına girecekti. ( Tıpkı günümüzdeki, aynı ülkeden olan Zinedine Zidane gibi; ama Zidane, ülkesi Cezayir'in değil, ülkesini sömüren Fransa'nın formasını tercîh etti )

Cezayir, ikinci maçını beş gün sonra, Oviedo'daki Carlos Tartiere Stadı'nda, FAC'den çok daha zayıf olan ama aynı dili konuşan ( Almanca ) Avusturya'ya karşı oynadı. 22 bin izleyici önünde Avustralyalı hâkem Boskoviç'in düdük çaldığı maçı Cezayir 2-0 kaybetti.

Cezayir, gruptaki son maçını 24 Haziran'da aynı stadda Şili'ye karşı oynadı. Guatemalalı hâkem Mendez'in yönettiği ve 16 bin insanın nazar eylediği müsâbakaya Cezayir, şu kadroyla çıktı:

Cerbah – Larbes, Merzikanî, Kurixî, Cünduz – Fercanî, Burribu ( 32. Yahî ), Binsawula, Mansurî ( 73. Dahleb ) – Essâd, Rabah Macîr.

Cezayir – Şili maçının ilk yarısını Cezayir, 8. ve 31. dakikalarda Essâd'ın attığı 2 gol ve 35. dakikada Binsawula'nın attığı golle 3-0 önde kapadı. İkinci yarıda Şili 2 gol buldu ama bu goller onlara yetmedi ve Cezayir maçı 3-2 kazandı.

Grup maçları sonunda Cezayir, FAC ve Avusturya'nın, her 3 ülkenin de 4 puanı vardı; 3 ülke de 2 galibiyet ve 1 mağlubiyet almışlardı.

Puan sıralaması "averaj" esasına göre belirlendi ve salt Cezayirliler'in değil, tüm İslâm dünyasının trajedisi çizildi: Üç maç sonunda, 6 gol atıp 3 gol yiyen FAC "+3" averajla birinci, 3 gol atıp 1 gol yiyen Avusturya "+2" averajla ikinci ve 5 gol atıp 5 gol yiyen Cezayir "0" averajla – maalesef – üçüncü olmuştu. FAC ve Avusturya bir üst tura çıkarken, Cezayir hâzin ve dramatik bir şekilde kupadan elenmişti.

Endonezya'dan Pakistan'a, Suriye'den Moritanya'ya tüm İslâm dünyası Cezayir için ağladı; futbolla uzaktan – yakından hiçbir ilişkisi ve bağı olmayan müslümanlar bile Cezayir için gözyaşı döktü.

Cezayir, Dünya Kupaları'nda bir "üst tura" çıkma başarısı gösteren ilk İslâm ülkesi olma şansını kılpayı kaçırmıştı.

Turnuvadaki diğer bir müslüman ülke olan Kuweyt'in grubunda ise İngiltere, Fransa ve Çekoslovakya vardı.

Kuweyt, ilk maçını 17 Haziran 1982'de, Valladolid'deki Nuevo Estadio José Zorrilla Stadı'nda Çekoslovakya'ya karşı oynadı ve 25 bin kişi önünde Ganalı hâkem Dwomoh'un yönettiği maç, 1-1 berabere bitti. Kuweyt'in golünü 59. dakikada El- Daxîl attı.

İkinci maçını dört gün sonra aynı stadda Fransa'ya karşı oynayan Kuweyt, SSCB Federasyonu'ndan Stupar'ın yönettiği ve 30 bin 34 kişinin izlediği bu maçı 4-1 kaybetti. Kuweyt'in tek golünü 74. dakikada  El- Buluşî attı.

Bu maçı Kuweyt Emiri'nin kardeşi de tribünde izledi. Kuweyt Emiri'nin maç esnasında tribünde oturduğu yerden maçın hâkemine itiraz edip bağıran kardeşi seyirciler tarafından yuhalanınca, bu olay sadece Kuweyt'te değil, tüm Arap dünyasında bir "gurur mes'elesi" haline getirildi ve o olaydan sonra Fransa ile Arap dünyası arasında kısa süren bir kriz yaşandı.

Kuweyt, son maçını 25 Haziran'da, Bask bölgesinin merkezi olan Bilbao ( Bilbo ) şehrindeki San Mamés Stadı'nda İngiltere'ye karşı oynadı ve 1-0 kaybetti. Kolombiyalı hâkem Aristizabal'ın 39 bin 700 kişi önünde düdük çaldığı bu maçtan sonra Kuweyt, grubun sonuncusu olarak evine döndü.

MEKSİKA 1986: İSLÂM  DÜNYASI İLK KEZ ÜÇ ÜLKEYLE TEMSİL EDİLİYOR

1986'da Meksika'da düzenlenen Dünya Kupası'nda İslâm dünyası, ilk kez bu kupalarda üç ülkeyle temsîl ediliyordu: Iraq, Cezayir ve Fas.

Ev sâhibi Meksika, Paraguay ve Belçika ile aynı gruba düşen Iraq, ilk maçını 4 Haziran 1986'da, Toluca'daki Bombonera Stadı'nda Paraguay'a karşı oynadı ve 1-0 kaybetti. 24 bin seyircinin bilet alıp izlediği bu müsâbakayı, Mauritiuslu hâkem Pikon – Ackong yönetmişti.

Iraq, ikinci maçını dört gün sonra aynı stadda Belçika'ya karşı oynadı ve 2-1 kaybettı. Kolombıyalı Diaz'ın hâkemlik yaptığı, 20 bin insan önünde oynanan bu karşılaşmada Iraq'ın tek sayısı, 57. dakıkada Amayeş Radi'nın ayağından gelmişti.

Iraq, gruptaki son maçını 11 Haziran'da, başkent Mexico City'dekı Azteca (Aztek ) Stadı'nda ev sâhibi Meksika'ya karşı oynadı ve bu maçı da 1-0 kaybetti. Böylece Iraq, oynadığı her üç maçı da kaybederek elendi. Yugoslavyalı hâkem Petroviç'in yönettiği bu maçı tam 103 bin 762 kişi izlemişti. Bu, bugüne dek bir İslâm ülkesinin oynadığı "en kalabalık seyirci" önündeki Dünya Kupası maçıydı.

İslâm dünyasının kupadaki ikinci temsilcisi olan Cezayir'in grubunda ise, futbolda dünyanın "1 numarası" olan Brezilya, İspanya ve Kuzey İrlanda vardı.

Turnuvaya Cezayirliler çok değişik duygularla katıldılar. Zira bir önceki ( 1982 ) Dünya Kupası'na dramatik bir şekilde vedâ etmek zorunda kalışlarının acısını, bu kupada hedefledikleri bir başarıyla çıkaracaklarını umuyorlardı. Ancak maçlar oynanmaya başlanınca görüldü ki, dört yıl önceki başarılı Cezayir'den eser bile yoktu.

Cezayir, ilk maçını 3 Haziran'da, Guadalajara'daki Trez de Marzo Stadı'nda Kuzey İrlanda'ya karşı oynadı ve maç, 1-1 berabere bitti. SSCB'li hâkem Butenko'nun yönettiği ve 22 bin kişinin izlediği bu maçta Cezayir'in golünü 59. dakikada Zidane attı.

İkinci maçını üç gün sonra, aynı şehrin bir başka stadı olan Jalisco Stadı'nda Brezilya'ya karşı oynayan Cezayir, Guatemalalı hâkem Méndez Molina'nın yönettiği ve 48 bin kişinin tribünleri doldurduğu bu maçta, sahadan 1-0'lık bir yenilgiyle boynu bükük ayrıldı.

Son maçını 12 Haziran'da Monterrey'de, Tecnológico ( Teknoloji ) Stadı'nda İspanya'ya karşı oynayan Cezayir, bu maçı da 3-0 kaybetti ve kupadan elendi. Cezayir'in, Japon hâkem Takada'nın idare ettiği bu son maçını 23 bin 980 seyirci izlemişti.

İslâm dünyasının üçüncü ve son temsilcisi ise Fas'tı. Çok başarısız maçlar çıkarıp elenen Iraq ve Cezayir'in aksine, Fas, müthiş başarılı maçlar çıkarmış ve kupada fırtına gibi esmeye başlamıştı.

Fas'ın grubunda oldukça güçlü râkipler vardı: İngiltere, Polonya ve Portekiz.

Fas, grubundaki ilk maçını 2 Haziran'da, Monterrey'deki Universitario ( Üniversite ) Stadı'nda Polonya'ya karşı oynadı ve maç golsüz ( 0-0 ) bitti. 19 bin kişi önünde oynanan bu maçta Uruguaylı hâkem Luis Martinez düdük çalmıştı.

Fas, ikinci maçını, dört gün sonra aynı şehrin öbür stadı olan Tecnológico Stadı'nda oynadı. Paraguaylı hâkem Gonzales'in yönettiği ve 20 bin 200 kişinin izlediği bu maçta Fas'ın râkibi İngiltere idi ve her iki ülke de 90 dakika boyunca biribirlerine gol atmaya muvaffak olamadılar. Maç, 0-0 bitti.

Fas, grubundaki son ve "ya tamam, ya devam" maçını 11 Haziran'da, Guadalajara'daki Jalisco Stadı'nda Portekiz'e karşı oynadı. Kuzey İrlandalı hâkem Snoddy'nin düdük çaldığı ve 28 bin biletli seyircinin izlediği bu maça, Fas şu kadroyla çıkmıştı:

Zeki – Xalifî, El- Biaz, Buyahyâuwî, Lamriss – Dulmî, El- Haddawî ( 72. Sûleymanî ), Timumî, Xeyrî – Buderbala, Krimau.

Fas, mükemmel oynadığı bu maçta Portekiz'i 3-1 yenmeyi başardı. Fas'ın 2 golünü Xeyrî ( 19. ve 27. dakikalar ) ve 1 golünü de Krimau ( 62. dakika ) attı.

Böylece Fas, böylesine zorlu bir grubu, İngiltere, Polonya ve Portekiz'in bulunduğu bu grubu "lider" ( grup birincisi ) olarak tamamladı ve tüm dünyanın hayranlığını kazandı.

Fas'ın, grup maçlarını – hem de hiç yenilmeden – lider tamamlayıp 2. Tur'a çıkması, İslâm dünyası için bir "ilk"'in gerçekleştirilmesi demekti. Çünkü 1934'ten bugüne dek, ilk defa bir İslâm ülkesi Dünya Kupası'nda 2. Tur'a adını yazdırıyordu. Fas'ın başardığı bu olayı yaşamak için müslüman futbolseverler tam 52 yıl beklediler.

2. Tur'dan itibaren maçlar "grup içinde puan için" değil, "eleminasyon" sistemine göre oynanıyordu ve Fas'ın râkibi FAC idi.

17 Haziran'da, Monterrey'deki Universitario Stadı'nda oynanan ve Yugoslav hâkem Petroviç'in yönettiği bu maçta, tribünlerde 19 bin 800 biletli seyirci oturuyordu.

Fas, râkibiyle maçın son anlarına kadar başabaş mücâdele ettiği bu maçta, maçın bitimine sadece iki dakika kala, 88. dakikada bir gol yiyerek 1-0 yenildi ve "hüzünlü" bir şekilde kupadan elendi. Ancak kupaya, herkes tarafından alkışlanarak vedâ etti.

Fas'ı kupadan eleyen ve halk dilinde "Batı Almanya" olarak anılan Federal Almanya Cumhuriyeti, bu maçtan 3 yıl sonra, Berlin Duvarı'nın yıkılışıyla, 3 Ekim 1989'da "Doğu Almanya" olarak anılan Almanya Demokratik Cumhuriyeti ( Deutsche Demokratische Republik / DDR ) topraklarını da içine alarak genişledi ve birleşik bir devlet oldu.

İTALYA 1990: İSLÂM ÜLKELERİ "SIFIR"

1990 yılında İtalya'da düzenlenen Dünya Kupası'na İslâm dünyasından sadece iki ülke ( Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri ) katıldı ve ikisi de başarısız oldu. Bu kupa, müslümanların en başarısız kupalarından biri olarak geride kaldı.

Birleşik Arap emirlikleri ( BAE ), grubunda Almanya, Yugoslavya ve Kolombiya engellerini aşmak zorundaydı.

BAE, ilk maçını 9 Haziran 1990'da, Bologna'daki Renato Dall'Ara Stadı'nda Kolombiya'ya karşı oynadı ve ikinci yarıda yediği gollerle sahadan 2-0 yenik ayrıldı. İngiliz hâkem Courtney'in yönettiği maçı 30 bin 791 kişi izlemişti.

İkinci maçını altı gün sonra, Milano'daki Guiseppe Meazza Stadı'nda, SSCB'li hâkem Spirin yönetiminde ve 71 bin 167 kişi önünde Almanya'ya karşı oynayan BAE, bu maçı da 5-1 kaybetti. BAE'nin tek golünü, 46. dakikada Xalîd İsmail Mûbarek attı.

19 Haziran'da, Bologna'daki Renato Dall'Ara Stadı'nda son maçına çıkan BAE, Japon hâkem Takada'nın düdük çaldığı ve 27 bin 833 kişinin maçı izlemek için para verip bilet aldığı bu maçta Yugoslavya'ya 4-1 yenildi. BAE'nin şeref sayısını, 22. dakikada Cum'âa kaydetti. BAE, her üç maçını da kaybederek elendi.

İki seneye kalmadan Yugoslavya'da "iç savaş" başladı ve Yugoslavya parçalandı.

Mısır ise grubunda İngiltere, İrlanda ve Hollanda'ya karşı mücâdele ediyordu.

12 Haziran'da, Palermo'daki Della Favorita Stadı'nda Mısır'ın râkibi, iki yıl önce finalde SSCB'yi Marco van Basten ve Ruud Gullit'in golleriyle 2-0 yenerek "Avrupa Şampiyonu" olan Hollanda idi. İspanyol hâkem Aladren'in yönettiği ve 33 bin 288 kişinin izlediği bu maçta Mısır, güçlü râkibi Hollanda ile 1-1 berabere kalınca İslâm dünyasını ilerisi için bir hayli umutlandırmıştı. Mısır'ın golünü bu maçta 82. dakikada penaltıdan Abdulhâmid atmıştı.

Mısır, ikinci maçını beş gün sonra aynı stadda İrlanda ile oynadı ve maç 0-0 sona erdi. Belçikalı hâkem van Langenhove'nin idâresindeki müsâbâkayı 33 bin 288 futbolsever izledi.

Mısır, gruptaki son ve "kader" maçına 21 Haziran'da, Sardunya Adası'nın güney kıyısındaki Cagliari kentindeki Sant'Elia Stadı'nda çıktı. İsviçreli hâkem Röthlisberger'in düdük çaldığı ve 34 bin 959 kişinin izlediği maçta Mısır'ın râkibi İngiltere idi ve Mısır maçı 1-0 kaybetti.

Mısır, oynadığı üç maçta sadece 2 gol yemişti ama yine de grupta sonuncu olmuş ve elenmişti.

ABD 1994: AFRİKA VE İSLÂM DÜNYASI NİJERYA İÇİN AĞLIYOR

1994'te Amerika Birleşik Devletleri ( ABD )'nde düzenlenen Dünya Kupası'nda İslâm dünyasından üç ülke boy gösteriyordu: Nijerya, Suudî Arabistan ve Fas.

Nijerya, grubunda Bulgaristan, Arjantin ve Yunanistan engellerini aşmak zorundaydı.

Nijerya, ilk maçını 21 Haziran 1994'te, Texas eyâletinin başkenti Dallas'taki Cotton Bowl Stadı'nda Bulgaristan'a karşı oynadı. Kosta Rikalı hâkem Badilla Sequeira'nın yönettiği ve 44 bin 132 kişinin izlediği bu maça Nijerya millî takımı, şu kadroyla çıktı:

Rufaî – Eguavoen, Uche Okechukwu, N'Wanu, Iroha – George ( 77. Ezeugo ), Siasia ( 70. Adepoju ), Oliseh, Amunike – Yékini, Daniel Amokachi.

Nijerya bu maçta nefis bir futbol oynadı, sahada âdeta şov yaptı ve Bulgaristan'ı 3-0 yendi. Nijerya'nın gollerini, 21. dakikada Yékini, 41. dakikada Daniel Amokachi ve 55. dakikada Amunike attı.

Nijerya, ikinci maçını dört gün sonra, Massachusetts eyâletinin başkenti Boston'daki Foxboro Stadı'nda, grubun favorisi Arjantin'e karşı oynadı ve Nijerya, maçın henüz başında, 9. dakikada Siasia'nın golüyle 1-0 öne geçmesine rağmen, Caniggia'nın peşpeşe gelen iki golüne engel olamadı ve Arjantin'e 2-1 yenilmekten kurtulamadı. Bu maçta İsveçli hâkem Karlsson, 53 bin insan önünde düdük çalmıştı.

Gruptaki son maçına 30 Haziran'da aynı stadda çıkan Nijerya, İskoç hâkem Mottram'ın yönettiği ve 53 bin kişinin izlediği maçta Yunanistan'a karşı oynuyordu.

Nijerya, bu maça şu kadroyla çıktı:

Rufaî – Keşî, Uche Okechukwu, George ( 83. Adepoju ), N'Wanu – Oliseh, Siasia, Emenalo, Amunike – Daniel Amokachi, Yékini ( 68. Augustine "Jay - Jay" Okocha ).

Nijerya, ilk yarının son saniyelerinde George ve ikinci yarının son saniyelerinde Daniel Amokachi'nin, yani her iki devrenin de son saniyelerinde attığı gollerle Yunanistan'ı 2-0 yendi ve "grup lideri" olarak 2. Tur'a yükseldi.

İslâm dünyasını temsîl eden diğer iki ülke ise ( Suudî Arabistan ve Fas ) aynı gruba düşmüşlerdi, yani "râkip" olmuşlardı. Grubun diğer iki ülkesi ise, ikisi de Benelüks ülkesi olan komşular, Hollanda ve Belçika idi. Yani bu grup, iki "Arap ülkesi" ve iki "Benelüks ülkesi"'nden müteşekkî ilginç bir gruptu.

Fas, ilk maçını 19 Haziran 1994'te, Florida eyâletinin Orlando kentindeki Citrus Bowl Stadı'nda Belçika'ya karşı oynadı ve 1-0 kaybetti. Kolombiyalı hâkem Torres Cadena'nın yönettiği maçı 60 bin 790 kişi izlemişti.

Grubun diğer müslüman ülkesi Suudî Arabistan ise ilk maçını 20 Haziran'da, başkent Washington DC'deki RFK Memorial Stadı'nda Hollanda'ya karşı oynadı. İspanyol hâkem Diaz Vega'nın yönettiği ve 50 bin kişinin izlediği maça Suudî Arabistan fırtına gibi başlamış ve Hollanda'ya karşı âdeta "tek kale" oynuyordu. İlk yarıyı 19. dakikada Emin'in attığı golle 1-0 önde kapatan ve en az 10 tane net gol pozisyonunu cömertçe harcayan Suudîler, ikinci yarıda iki gol yiyerek sahadan 2-1 mağlubiyetle ayrılmış ve hiç hak etmedikleri bir yenilgi almışlardı.

25 Haziran'da, New York'taki Giants Stadı'nda, İngiliz hâkem Don'un yönettiği maçta iki İslâm ülkesi, Fas ve Suudî Arabistan, 72 bin 404 seyirci önünde karşı karşıya geldiler. Maça takımlar şu kadroları ile çıkmıştı:

Suudî Arabistan: El- Diayia – El- Enazî ( 30. Zibermawî ), Medenî, El- Xlawî, Cewad – Emin, El- Bişî, El- Muwallîd, El- Cibrîn – Uweyran, El- Câbîr ( 80. El- Ğaşeyan ).

Fas: Azmî – Nacîr ( 57. Lağrissî ), Trikî, Naybet, El- Hadriyuwî – Hâbibî ( 77. Hecî ), El- Xalîc, Ez- Zuwzî, Dawudî – Xawux, Behyâ.

7. dakikada El- Câbîr, penaltıdan attığı golle Suudî Arabistan'ı öne geçirdi. Bu gole Fas, 27. dakikada Xawux ile karşılık verdi. Ancak Suudîler, ilk yarının son saniyelerinde Emin'in attığı golle devreyi önde kapamasını bildi. İkinci yarıda futbolseverler gol izleyemeyince, Suudî Arabistan maçı 2-1 kazandı.

29 Haziran'da, Florida eyâletinin Orlando kentindeki Citrus Bowl Stadı'nda grubundaki son maçına çıkan Fas'ın râkibi Holanda idi. Perulu hâkem Noriega'nın idâre ettiği, 60 bin kişinin izlediği maçı Fas 2-1 kaybetti ve kupadan elendi. Fas'ın bu maçtaki golünü 47. dakikada Nadir atmıştı.

Suudî Arabistan ise, aynı gün ve aynı saatte, başkent Washington DC'deki RFK Memorial Stadı'nda Belçika'ya karşı oynuyordu. Alman hâkem Krug'un düdük çaldığı ve 45 bin biletli seyircinin izlediği maça S. Arabistan şu kadroyla çıktı:

El- Diayia – Zibermawî, El- Xlawî, Medenî, Cewad – El- Cibrîn, Salih, El- Bişî, Feletah – Uweyran ( 63. El- Duzarî ), Abdullâh ( 46. El- Muwallîd ).

Suudî Arabistan, maçın henüz başında, 5. dakikada Uweyran'ın attığı golle Belçika'yı 1-0 yenmeyi başardı ve tarihinde ilk kez katıldığı turnuvada bir "üst tura" çıkmayı başardı.

2. Tur'da iki İslâm ülkesi birden vardı: Suudî Arabistan ve Nijerya.

Suudî Arabistan, 2. Tur'daki maçını 3 Temmuz'da, Texas'ın başkenti Dallas'taki Cotton Bowl Stadı'nda İsveç'e karşı oynadı. Brezilyalı hâkem Marsiglia'nın yönettiği ve 59 bin kişinin izlediği maçı Suudî Arabistan 3-1 kaybetti ve elendi. Suudîler'in golünü 86. dakikada El- Ğaşeyan atmıştı.

Nijerya'nın ise 2. Tur'daki râkibi İtalya idi. 5 Temmuz'da, Massachusetts eyâletinin başkenti Boston'daki Foxboro Stadı'ında oynanan, Meksikalı hâkem Brizio Carter'in yönettiği ve 54 bin 367 kişinin izlediği maçta Nijerya, 27. dakikada Amunike'nin ayağından kazandıkları golle 1-0 öne geçtiler. Ancak İtalya, maçın son dakikasında golcüleri Roberto Baggio ile golü buldular ve 90 dakikayı 1-1 berabere bitirip maçı uzatmaya götürdüler. Uzatma dakikalarında, 102. dakikada yine R. Baggio'nun bu kez penaltıdan attığı golle Nijerya'yı kupa dışı bıraktılar.

İlginçtir: Kupanın finalini İtalya ile Brezilya oynamış, 120 dakikası golsüz biten maçta "seri penaltı atışlarına" geçilmiş ve aynı R. Baggio'nun kaçırdığı penaltı yüzünden İtalya kupayı kazanamamıştı.

Dünya Kupası'ndan sonra Nijerya'nın yıldız futbolcuları Türkiye'nin yolunu tuttular. Uche Okechukwu ve Augustine "Jay - Jay" Okocha Fenerbahçe, Daniel Amokachi ise Beşiktaş'ta top koşturdu. Bunlardan Uche hâlen Türkiye'de, 2. Lig takımlarından İstanbulspor'un başarısı için ter dökmektedir.

FRANSA 1998: İRAN İSLÂM DEVRİMİ'NDEN ABD EMPERYALİZMİNE BİR DARBE DE YEŞİL SAHALARDA

1998'de Fransa'da düzenlenen Dünya Kupası'nda İslâm dünyası, ilk kez 5 ülkeyle mücâdele ediyordu: Fas, Suudî Arabistan, Nijerya, Tunus ve İran İslâm Cumhuriyeti.

Fas'ın grubunda son dünya şampiyonu Brezilya, Norveç ve İskoçya vardı.

Fas, ilk maçını 10 Haziran 1998'de, Montpellier'deki Mosson Stadı'nda Norveç'e karşı oynadı. Taylandlı hâkem Un – Prasert'in yönettiği ve 35 bin kişinin izlediği maçta Fas iki kez öne geçmesine rağmen, karşılaşma 2-2 berabere bitti. Fas'ın gollerini 38. dakikada Hecî ve 60. dakikada Hadda attı.

İkinci maçını altı gün sonra, Nantes'daki Beaujoire Stadı'nda oynayan Fas'ın râkibi bu kez Brezilya idi. Rus hâkem Lewnikow'un idâresinde 47 bin kişi önünde oynanan maçı Fas 3-0 kaybetti.

Fas, gruptaki son maçına 23 Haziran'da, St. Etienne'deki Geoffroy – Guichard Stadı'nda çıkan Fas, Birleşik Arap Emirlikleri'nden Buysaim'in hâkemlik yaptığı ve 36 bin kişinin izlediği maçta İskoçya'yı 3-0 yenmeyi başardı. Fas'ın 2 golünü Basîr ( 23. ve 86. dakikalar ) ve 1 golünü de Hadda ( 47. dakika ) attı.

Fas'ın bu maçtaki takım tertibi şu şekildeydi:

Binzikrî – Trikî, Naybet, Sabîr ( 72. Rossi ), Emzine ( 77. Ez- Zuwzî ) – Tâhir, Chippo ( 88. Selâmî ), Ebramî, Hecî – Hadda, Basîr.

Bu galibiyet Fas'a yetmemiş ve Mağrîbliler kupaya vedâ etmişti.

Suudî Arabistan'ın ise grubunda Fransa, Danimarka ve Güney Afrika Cumhuriyeti ( GAC ) vardı.

Suudî Arabistan'ın ilk maçı 12 Haziran'da Danimarka ileydi. Lens'teki Felix Bollaert Stadı'nda 38 bin 140 kişi önünde oynanan ve Arjantinli hâkem Castrilli'nin yönettiği maçı Suudîler 1-0 kaybetti.

Dört gün sonra, St. Denis'teki Fransa Stadı'nda ikinci maçında Suudî Arabistan, ev sâhibi Fransa'ya 4-0 gibi farklı bir skorla yenildi. 80 bin kişi önünde oynanan bu maçı Meksikalı hâkem Brizio Carter yönetmişti.

İkisi de kupadan elenmesi kesinleşen Suudî Arabistan ile GAC, 24 Haziran'da, Bordeaux'daki Parc Lescure Stadı'nda "formalite maçına" çıktılar ve 2-2 berabere kaldılar. Suudîler'in gollerini 45. dakikada penaltıdan El- Câbir ve 74. dakikada yine penaltıdan El- Tenayan attı.

Nijerya ise grubunda Paraguay, İspanya ve Bulgaristan engellerini aşmak zorundaydı.

Nijerya, ilk maçını 13 Haziran'da, Nantes'daki Beaujoire Stadı'nda İspanya'ya karşı oynadı. ABD'li hâkem Baharmast'ın 38 bin seyirci önünde düdük çaldığı bu maça Nijerya şu kadroyla çıktı:

Rufaî – Oparaku ( 68. Yékini ), Uche Okechukwu, West, Babayaro – Oliseh, Finidi, Adepoju, Lawal ( 89. G. Okpara ) – Augustine "Jay - Jay" Okocha, Ikeba ( 83. İbrahim Babangida ).

Nijerya, 28. dakikada Adepoju, 72. dakikada İspanya kalecisi Zubizaretta'nın kendi kalesine attığı gol ve 76. dakikada Oliseh'in attığı gollerle İspanya'yı 3-2 yenmeyi başardı.

Nijerya, ikinci maçını altı gün sonra, başkent Paris'teki Parc des Princes Stadı'nda Bulgaristan'a karşı oynadı. Şilili hâkem Sanchez Yanten'in yönettiği ve 48 bin seyircinin izlediği maça Nijerya şu kadroyla çıktı:

Rufaî – Adepoju, Uche Okechukwu, West, Babayaro – Finidi ( 85. İbrahim Babangida ), Oliseh, Augustine "Jay - Jay" Okocha, Lawal – Ikpeba ( 75. Yékini ), Daniel Amokachi ( 67. Immanuel Kanu ).

Nijerya, 27. dakikada Ikpeba'nın attığı golle Bulgaristan'ı 1-0 yendi ve ikinci maçından da galibiyetle ayrılıp, henüz grup maçlarını tamamlamadan 2. Tur'a çıkmayı garantiledi.

Gruptaki son maçında, 24 Haziran'da, Toulouse'daki Le Stadium'da Paraguay'a 3-1 yenilen Nijerya'nın bu maçını Taylandlı hâkem Un – Prasert yönetmişti. Nijerya'nın tek golünü 11. dakikada Oruma, 33 bin 400 seyirci önünde atmıştı.

Nijerya, grup maçlarını lider olarak tamamlayıp 2. Tur'a yükseldi.

1998'deki Dünya Kupası'na İran İslâm Cumhuriyeti'nin katılması, ilk defa bir İslâm devletinin, İslâmî yönetimle ve Qûr'ân ahkâmıyla idâre olunan bir ülkenin Dünya Kupası'na katılması demekti. Üstelik İslâmî İran, İslâm ve adalet düşmanı olan emperyalizmin başı durumundaki "şeytan-ı buzurg" ( büyük şeytan ) ABD ile aynı gruba düşmüştü. Tüm dünya, İran – ABD maçının sonucunu merak ediyordu. Sportif olarak her ikisinin de kupada iddiâsı olmayan ABD ve İran İslâm Cumhuriyeti arasındaki maç, tüm otoriteler tarafından "turnuvanın en önemli maçı" ilân edilmişti. Grubun diğer iki takımı ise Almanya ve Yugoslavya idi.

İran İslâm Cumhuriyeti, gruptaki ilk maçını 14 Haziran'da, St. Etienne'deki Geoffroy – Guichard Stadı'nda Yugoslavya'ya karşı oynadı ve 1-0 kaybetti. Perulu hâkem Noriega'nın düdük çaldığı maçta tribünlerde 36 bin izleyici oturuyordu.

Sonunda tüm dünyanın heyecanla beklediği gün geldi. Tarih, 21 Haziran 1998; yer Akdeniz kıyısındaki Lyon kentinin Gerland Stadı; hâkem İsviçreli ünlü hâkem Urs Meier ve tribünlerde 43 bin 300 kişi. Maç, İran İslâm Cumhuriyeti – Amerika Birleşik Devletleri maçı.

İslâmî İran, bu "tarihî maça" şu kadroyla çıktı:

Abidzade – Mûhâmmedxanî ( 76. Peyrewanî ), Xakpur, Paşazade, Mahdewikia – Zarinçe ( 77. Saadewî ), Bağerî, Estilî – Minawend, Azizî ( 74. Mansurîyan ), Ali Dayî.

İran, 40. dakikada Estilî ve 84. dakikada Mahdewikia'nın attığı gollerle ABD'yi 2-1 yendi.

Maçtan sonra, sadece İranlılar değil, ABD emperyalizmine karşı olan tüm Asyalı, Afrikalı, Latin Amerikalı ve hatta Avrupalılar, Avrupa'nın büyük şehirlerinde saatlerce süren sevinç gösterileri yaptılar ve İslâmî İran'ın zaferini, büyük şeytan ABD emperyalizminin yenilgisini kutladılar.

Maçtan sonra bir açıklama yapan ve İran Millî Takımı'nın zaferini "cihâd" olarak niteleyen İslâm İnqlâbı Rehberi "Şehîd-é Zinde" Seyyîd Ali Hûseynî Xamaneî, "İran İslâm Devrimi'yle bugüne dek her alanda yaptığı tüm savaşları kaybeden ABD emperyalizmi, bir yenilgi de futbolda aldı" şeklinde bir açıklama yaptı ve millî takımı kutladı.

İran, Iraq, Lübnan ve Filistin'deki sevinç gösterileri sabahlara dek sürdü.

O zaman ABD Başkanı olan Bill Clinton, sonraki yıllarda emekli olduktan sonra yazdığı hâtırâlarında, "sekiz yıllık başkanlık dönemimde bana en fazla acı veren olay, Dünya Kupası'nda İran'a yenildiğimiz futbol maçıydı" diyecekti.

İran İslâm Cumhuriyeti'nin gruptaki son maçı Almanya ileydi. 25 Haziran'da, Montpellier'deki Mosson Stadı'nda oynanan, Paraguaylı hâkem Gonzales Chavez'in yönettiği ve 35 bin 500 kişinin izlediği maçı İran, ikinci yarıda yediği gollerle 2-0 kaybetti ve kupadan elendi.

İslâm dünyasının 1998'deki son temsilcisi olan Tunus ise grubunda Romanya, İngiltere ve Kolombiya ile mücâdele ediyordu.

Tunus, ilk maçını 15 Haziran'da, Marsilya ( Marseille )'daki Vélodrome Stadı'nda İngiltere'ye karşı oynadı ve 2-0 kaybetti. 54 bin 587 kişinin izlediği bu maçı Japon hâkem Okada yönetmişti.

Tunus, ikinci maçını yedi gün sonra, Montpellier'deki Mosson Stadı'nda Kolombiya'ya karşı oynadı. Alman hâkem Heynemann'ın yönettiği ve 35 bin 500 kişinin izlediği bu maçı da Tunus 1-0 kaybetti.

Son maçını 26 Haziran'da, St. Denis'teki Fransa Stadı'nda oynayan Tunus, Avustralyalı hâkem Lennie'nin yönettiği ve 80 bin kişinin izlediği bu maçta Romanya ile 1-1 berabere kaldı ve elendi. Bu maçta Tunus'un golünü, 10. dakikada penaltıdan Suwaye attı.

Turnuvada İslâm dünyasını temsîl eden beş ülkeden sadece biri ( Nijerya ) ikinci tura çıkmayı başarabilmişti böylece.

İkinci turda Nijerya'nın râkibi Danimarka idi. 28 Haziran'da, St. Denis'teki Fransa Stadı'nda 80 bin kişi önünde oynanan maçta Nijerya çok kötü bir oyun sergiledi ve 4-ö1 yenilerek kupaya vedâ etti. İsviçreli hâkem Urs Meier'in yönettiği maçta Nijerya'nın tek golünü, 77. dakikada İbrahim Babangida attı.

1998 Dünya Kupası'nda İslâm ülkelerinin elde ettiği en önemli başarı, İran İslâm Cumhuriyeti takımının kazandığı "fair – play" ödülüydü. "Dünya Kupası'nın en centilmen takımı" seçilen İran futbol takımına "fair – play" ödülü, ABD maçına İranlı futbolcuların ellerinde çiçeklerle çıkmasından dolayı verilmişti.

JAPONYA – GÜNEY KORE 2002: İSLÂM DÜNYASININ "ALTIN ÇAĞI"

2002'de Japonya ve Güney Kore'de ortaklaşa düzenlenen 17. Dünya Kupası, Asya kıt'âsında düzenlenen ilk Dünya Kupası idi ve bu kupaya İslâm dünyası yine beş ülkeyle katılmıştı: Sénégal, Türkiye, Suudî Arabistan, Nijerya ve Tunus.

Sénégal'in grubunda, son dünya şampiyonu Fransa, Danimarka ve Uruguay vardı.

Sénégal, Dünya Kupaları'ndaki ilk maçını, 31 Mayıs 2002'de, Güney Kore'nin başkenti Seul'de, kederin cilvesi olsa gerek, "baş düşmanı" olan Fransa'ya karşı oynadı. Birleşik Arap Emirlikler'nden Buysaim'in hâkemlik yaptığı bu maç, kupanın açılış maçıydı ve Sénégal, 62 bin 561 seyirci önünde, P. B. Diop'un 30. dakikada attığı golle Fransa'yı 1-0 yendi.

Maçtan sonra tüm Sénégal bayram havası yaşadı, halk sabahlara kadar sevinç gösterileri düzenledi. Sénégalliler, "bizim bu Dünya Kupası'nda tek hedefimiz vardı, o da aynı gruba düştüğümüz Fransa'yı yenmek; amacımıza ulaştık, artık isterse ülkemiz geri kalan tüm maçlarını kaybetsin" diyorlardı. Sénégal, bu maça şu kadrolarıyla çıkmıştı:

Sylva – Coly, Diatta, P. M. Diop, Daf - N'Diaye, Diao, A. Cissé, P. B. Diop – Fadiga, Diouf.

İkinci maçını altı gün sonra, Güney Kore'nin Taegu kentinde Danimarka'ya karşı oynayan Sénégal, Guatemalalı hâkem Batres'in yönettiği ve 43 bin 500 seyirci önünde oynanan bu maçta, râkibiyle 1-1 berabere kaldı. Maçın 52. dakikasında Sénégal'in golünü atan Diao, 80. dakikada kırmızı kart görerek takımını sahada 10 kişi bıraktı.

Sénégal'in, 11 Haziran'da, Güney Kore'nin Suwon kentindeki son grup maçı çok ilginç geçti. 33 bin 681 kişinin izlediği ve Hollandalı hâkem Wegereef'in düdük çaldığı maçta, Sénégal'in râkibi Uruguay'dı. Sénégal, 20. dakikada Fadiga'nın penaltıdan ve 26. ile 38. dakikalarda P. B. Diop'un attığı 2 golle maçın ilk yarısını 3-0 önde kapadı. Ancak ikinci yarıda 3 gol yedi ve maç 3-3 berabere bitti.

Sénégal, namağlub ( yenilmeden ) 2. Tur'a çıkmayı başardı. İlk kez katıldığı Dünya Kupası'nda başarılı maçlar çıkarıp bir üst tura çıkan Sénégal, geçen yıl kazandığı "Afrika Şampiyonluğu"'nun tesâdüf olmadığını da isbâtlamış oluyordu böylece.

İslâm dünyasının ikinci temsilcisi olan Türkiye'nin grubunda ise, dünya devi Brezilya'nın yanısıra, Kosta Rika ve Çin Halk Cumhuriyeti vardı.

Türkiye'nin ilk maçı 3 Haziran'da, Güney Kore'nin Ulsan kentinde Brezilya ileydi. Güney Koreli hâkem Yung – Çu Kimo'nun yönettiği maçı 33 bin 842 kişi izliyordu. Türkiye, ilk yarının son saniyelerinde Galatasaray'ın Adanalı futbolcusu Hasan Şaş'ın attığı golle devreyi 1-0 önde kapamasına rağmen, ikinci yarıda yediği gollerle maçı 2-1 kaybetti.

İkinci maçını altı gün sonra, Güney Kore'nin İnç'on kentinde, 42 bin 299 kişi önünde Kosta Rika'yla oynayan Türkiye, Beninli hâkem Cojida'nın yönettiği maçta râkibiyle 1-1 berabere kaldı. Türkiye'nin golünü, 56. dakikada, İtalya'nın Inter Milan ( Internazionale Milan ) takımında forma giyen Erzurumlu futbolcu Emre Belözoğlu attı.

Son ve kader maçına, 13 Haziran'da, Güney Kore'nin başkenti Seul'de, Kolombiyalı hâkem Ruiz'in idâresinde ve 43 bin 605 izleyicinin nazarında, Çin Halk Cumhuriyeti'ne karşı şu kadroyla çıktı, Türkiye:

Rüştü Rençber ( 35. Ömer Çatkıç ) – Fatih Akyel, Emre Aşık, Bülent Korkmaz, Hakan Ünsal – Ümit Davala, Tugay Kerimoğlu ( 84. Tayfur Havutçu ), Emre Belözoğlu, Yıldıray Baştürk ( 70. İlhan Mansız ) – Hakan Şükür, Hasan Şaş.

Türkiye, 6. dakikada Hasan Şaş, 9. dakikada Galatasaray'ın ve A Millî Takım'ın Malatyalı kaptanı Bülent Korkmaz ve 85. dakikada İtalya'nın AC Mılan takımında forma giyen Edirneli futbolcu Ümit Davala'nın attığı gollerle Çin'i 3-0 yenerek 2. Tur'a yükseldi.

İslâm dünyasının üçüncü temsilcisi olan Suudî Arabistan'ın grubunda ise Almanya, Kamerun ve İrlanda bulunuyordu.

Suudî Arabistan ilk maçını 1 Haziran'da, Japonya'nın Sapporo kentinde Almanya'ya karşı oynadı. Paraguaylı hâkem Aquino'nun yönettiği ve 32 bin 218 kişinin izlediği maçta Suudîler 8-0 gibi farklı bir skorla yenilerek dünyaya rezil oldular.

6 Haziran'da, Japonya'nın Saitama kentindeki ikinci maçına büyük bir moral bozukluğu içinde çıkan Suudîler, 52 bin 328 kişi önünde Norveçli hâkem Hauge'nin düdük çaldığı bu maçta Kamerun'a 1-0 yenildiler.

Suudî Arabistan, son maçını 11 Haziran'da, Japonya'nın Yokohama kentinde İrlanda'ya karşı oynadı ve bu maçı da 3-0 kaybetti. Sénégalli hâkem Ndoye'nin yönettiği maçı 65 bin 320 kişi izlemişti.

Oynadığı her üç maçını da kaybeden, bu üç maçta tek gol bile atma becerisi gösteremeyip kalesinde 12 gol gören Suudî Arabistan, 2002'deki bu görüntüsüyle, "bir Dünya Kupası'nı en başarısız şekilde geçiren müslüman ülke" sıfatını kazandı.

İslâm dünyasının dördüncü temsilcisi olan Nijerya ise grubunda Arjantin, İsveç ve İngiltere ile mücâdele ediyordu.

2 Haziran'da, Japonya'nın İbaraki kentinde dünya devi Arjantin'e karşı ilk maçına çıkan Nijerya, bu maçı 1-0 kaybetti. Fransız hâkem Veissiere'nin yönettiği müsabakayı 34 bin 50 kişi izledi.

Beş gün sonra, Japonya'nın Kobe kentinde İsveç'e karşı ikinci maçına çıkan Nijerya, Bolivyalı hâkem Ortube'nin yönettiği ve 36 bin 194 seyircinin izlediği bu maçı da 2-1 kaybetti. Nijerya'nın golünü 27. dakikada Aghahowa attı.

12 Haziran'da, Japonya'nın Osaka kentinde, ABD'li Hall'ın hâkemliğinde ve 44 bin 864 izleyici önünde İngiltere ile 0-0 berabere kalan Nijerya, kupaya vedâ etti.

İslâm dünyasının son temsilcisi olan Tunus'un grubunda ise Rusya, Belçika ve ev sâhibi Japonya vardı.

Tunus, ilk maçını 5 Haziran'da, Japonya'nın Kobe kentinde Rusya'ya karşı oynadı ve 2-0 kaybetti. 30 bin 957 kişinin izlediği bu maçı Jamaikalı hâkem Prendergast yönetmişti.

Tunus, beş gün sonra, Japonya'nın Oita kentinde Belçika ile 1-1 berabere kaldı. Avustralyalı hâkem Shield'in yönettiği ve 37 bin 900 kişinin izlediği maçta Tunus'un sayısını 17. dakikada Buzayne kaydetti.

Tunus'un son maçı ev sâhibi Japonya ileydi. 14 Haziran'da Japonya'nın Osaka kentinde oynanan ve Japonya'nın 2-0 kazandığı maçı, Fransız hâkem Veissiere, 45 bin 213 kişi önünde yönetmişti. Böylece Tunus da elendi.

İslâm dünyası kupaya beş ülkeyle katılmış, sadece iki ülke ( Sénégal ve Türkiye ) bir üst tura çıkmayı başarabilmişlerdi.

2. Tur'da Sénégal'in râkibi İskandinavya ülkesi İsveç idi. 16 Haziran'da, Japonya'nın Oita kentinde oynanan maçta Paraguaylı hâkem Aquina düdük çalıyor ve tribünlerde 39 bin 747 kişi oturuyordu.

Sénégal, maça şu kadroyla çıktı:

Sylva – Coly, Diatta, P. M. Diop ( 66. Beye ), Daf – P. B. Diop, Cissé, Thiaw, Faye – Henry Camara, Diouf.

Maçın 90 dakikası 1-1 berabere sona erdi. Sénégal'in golünü 37. dakikada Henry Camara attı. Maç uzatmaya gitti ve "altın gol" kuralına geçilmişti. Yani gol atan takım maçı bitirecekti. Yine Henry Camara sahneye çıktı ve 104. dakikada attığı golle Sénégal, İsveç'i 2-1 yenip çeyrekfinale yükselen takım oldu.

Sénégal, Dünya Kupaları'nda çeyrekfinale yükselen ilk İslâm ülkesi olarak tarihe geçti.

İki gün sonra, 18 Haziran'da, Japonya'nın Miyagi kentinde ise diğer bir İslâm ülkesi olan Türkiye'nin 2. Tur maçı vardı. Türkiye, ev sâhibi Japonya'ya karşı oynuyordu. Dünyanın en ünlü hâkemi olan İtalyan Pierluiggi Collina'nın yönettiği ve 45 bin 666 kişinin izlediği maça Türkiye şu kadroyla çıktı:

Rüştü Reçber – Fatih Akyel, Alpay Özalan, Bülent Korkmaz, Hakan Ünsal – Ümit Davala ( 74. Nihat Kahveci ), Tugay Kerimoğlu, Ergün Penbe, Yıldıray Baştürk ( 90. İlhan Mansız ) – Hasan Şaş (85. Tayfur Havutçu ), Hakan Şükür.

Türkiye, 12. dakikada Ümit Davala'nın attığı golle Japonya'yı 1-0 yendi ve çeyrekfinale yükselen ikinci müslüman ülke oldu.

İki İslâm ülkesi birden çeyrekfinale yükselmişti. Dünyanın en büyük 8 ülkesinden 2'si müslümandı. İlginçtir ki, çeyrekfinalde eşleşmiş ve biribirlerine râkip olmuşlardı: Sénégal ve Türkiye.

Bugüne dek Dünya Kupaları'nda hiçbir İslâm ülkesi çeyrekfinal yüzü görmemişken, 2002 Dünya Kupası'nda iki İslâm ülkesi, çeyrekfinalde biribirlerine karşı oynayacaklardı.

22 Haziran'da, Japonya'nın Osaka kentinde Sénégal ile Türkiye, çeyrekfinal maçında karşı karşıya geldiler. Kolombiyalı hâkem Ruiz'in yönettiği ve 44 bin 233 kişinin izlediği bu maça takımlar şu kadrolarıyla çıktılar:

Sénégal: Sylva – Coly, P. M. Diop, Diatta, Daf – P. B. Diop, Cissé, Diao, H. Camara – Diouf, Fadiga.

Türkiye: Rüştü Reçber – Fatih Akyel, Alpay Özalan, Bülent Korkmaz, Emre Belözoğlu ( 90. Arif Erdem ) – Ümit davala, Tugay Kerimoğlu, Ergün Penbe, Yıldıray Baştürk – Hasan Şaş, Hakan Şükür ( 67. İlhan Mansız ).

Maçın normal süresi golsüz sona erdi ve maç uzatmaya gitti. 94. dakikada, Beşiktaş'ın Eskişehirli futbolcusu İlhan Mansız'ın attığı "altın gol", Türkiye'yi yarıfinale taşıdı.

Türkiye, Dünya Kupaları'nda yarıfinale yükselen ilk İslâm ülkesi olarak tarihe geçti.

Yarıfinalde Türkiye'nin karşısına, 1. Tur'da aynı grupta mücâdele ettiği ve 2-1 yenildiği Brezilya çıkmıştı, yine. Türkiye, Brezilya'yı yenip ilk maçtaki yenilginin intikamını almak istiyordu.

26 Haziran'da, Japonya'nın Saitama kentinde oynanan maçta gülen taraf, 1-0'lık sonuçla yine Brezilya oldu. 61 bin 58 kişi önünde oynanan ve Danimarkalı hâkem Nielsen'in yönettiği maçın tek golünü, 49. dakikada, "dünyanın en iyi futbolcusu" olarak kabul edilen ve bu Dünya Kupası'nda 8 golle "gol kralı" olan Ronaldo attı.

29 Haziran'da, Güney Kore'nin Taegu kentinde Türkiye ile Güney Kore, "üçüncülük maçı" oynadılar. Türkiye, maçın ilk saniyelerinde Hakan Şükür'ün attığı 1 gol ve 13. ile 32. dakikalarda İlhan Mansız'ın attığı 2 gol ile Güney Kore'yi 3-2 yendi ve "dünya üçüncüsü" oldu.

Maçın 27. saniyesinde, Galatasaray'ın Sakaryalı futbolcusu Hakan Şükür'ün attığı gol, "Dünya Kupaları tarihinde bir maçta atılan en erken gol" olarak tarihe geçti.

VEE ALMANYA 2006: DÜNYANIN GÖZÜ İRAN İSLÂM CUMHURİYETİ'NDE

18. Dünya Kupası, 9 Haziran – 9 Temmuz günleri arasında Almanya'da düzenlenecek. Bu kupada İslâm dünyasından dört ülke mücâdele edecek: İran İslâm Cumhuriyeti, Suudî Arabistan, Tunus ve Togo.

Bu ülkeler içinde en güçlü olanı İran. İslâm dünyası İran'dan çok şeyler bekliyor. Ayrıca İran İslâm Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecâd'ın siyonizm ve "Almanya'daki yâhudî soykırımı" ile ilgili açıklamaları ve bu turnuvanın da Almanya'da düzenlenecek olması da, tüm dünyanın gözlerini, özellikle İran futbol takımına çeviriyor. Birçok İranlı millî futbolcunun Almanya 1. Futbol Ligi ( Bundesliga )'nde top koşturuyor olması da işin cabası.

Bir diğer güçlü ülke de Suudî Arabistan. Çok hızlı futbol oynuyorlar. Eğer Suudîler gününde olsalar ve gerçek güçlerini sahaya yansıtabilseler çok takımın canını yakacaklar.

90'lı yıllarda müthiş bir çıkış yakalayan bu iki Asya ülkesi ( İran ve Suudî Arabistan ), başarı çıtalarını daha da yukarıya taşımak için mücâdele edecekler. Kesinlikle kafalarında final oynama fikri var. Özellikle 3 kez "Asya şampiyonu" olmuş İran'dan büyük başarılar bekleniyor. Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecâd da tıpkı Hz. İmâm Xomeynî ( rh. a. )'nin oğlu Ayetullâh Ahmed Xomeynî gibi futbolun içinden gelen bir insan.

Tunus'un hedefi ise, 1986'da Fas'ın gerçekleştirdiği başarıyı gerçekleştirmek.

Togo ise tam bir kapalı kutu. Onları kimse tanımıyor. Ne yapabilecaklerini kimse tahmin edemiyor. Galiba Togo'nun en büyük avantajı da işte bu. Yani onlar râkiplerini iyi tanıyorlar, ama râkipleri onları hiç tanımıyor. Togo'nun hedefi, bir önceki kupada ( 2002 ) Sénégal'in yakaladığı başarıyı tekrarlamak.

Bizler bu dört ülkeden çok şeyler bekliyoruz. Ama futbolun içinde olanlar iyi bilirler: Hiç bir maç, oynanmadan kazanılmıyor.

Bekleyelim, görelim.

Bu bir Dünya Kupası.

Top yuvarlaktır. Dünya da.

 

ibrahim.sediyani@hotmail.de

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim