1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. FETÖ, Bağlılarına Hipnoz mu Yaptı?
FETÖ, Bağlılarına Hipnoz mu Yaptı?

FETÖ, Bağlılarına Hipnoz mu Yaptı?

“Olup bitenleri parapsikolojik izahlarla anlatmaya çalışmak en hafifinden işi sulandırmak olur.”

A+A-

Ne Hipnoz Ne de Cin

Mücahit Öztürk / Yeni Şafak

Fetö'ye bağlı emir erlerinin darbe girişimi sürecinde haince yaptıkları plan ve eylemler hepimizi dehşete düşürdü. Sonrasında dinlediğimiz hikâyelerden, soruşturma tutanaklarından, alınan ifadelerden öğrendiğimiz tek şey ilkokul mezunu esnaftan, profesöre, çavuştan generale kadar her eğitim düzeyinde, her zekâ seviyesinde binlerce insanın kayıtsız şartsız bağlığı ve itaati. İtaat bu insanların kişiliklerini tanımlayan en önemli öge. Öl dendiğinde öleceklerinden emin değilim, çünkü tüm varlığını gizlenme ve korkaklık üzerine kurmuş bir sistemin adamları ölecek kadar asla cesur olamazlar. Ancak “öldür” dendiğinde fazlaca istekli ve zalimdirler. Ya da elindeki ağır silahlarla silahsız halka ateş açacak kadar cesurdurlar. Zaten öldürmek için de cesarete ihtiyaç yoktur hiçbir zaman.

17 Aralık sürecinde, iki oğlu da Fetö'ye bağlı bir babanın oğullarının gerçeği görmesi amaçlı yaptığı keskin uyarıda aldığı cevap beni çok sarsmıştı. “Oğlum siz o kadar bağlanmışsınız ki bu adama beni öldür emri verse gözünüzü kırpmadan öldürürsünüz” dediğinde ortam sessizliğe bürünmüş ve “olur mu öyle şey baba” diyememiş evlatları. Bu öyküyü gözyaşlarıyla anlatıyor hüzünlü baba. Ortak özellikleri kabul görme ve beğenilme ihtiyacı olan ve bunu uzunca bir dönem insanlara ılımlı yaklaşarak gidermeye çalışan bu kişiler, sürekli hoşgörü, barış ve diyalogdan bahsederek gerçekte var olan bilinçdışı dürtüsel yapılarına tam ters bir kimlik sergilediler. Bu gruba mensup tüm bireylerin ortak psikolojik savunma düzeneği oldu reaksiyon formasyon. Yani, gerçek duygu ve düşünceleri gizleme, inandığı ve düşündüğünün aksine davranma becerisi.

Emir geldiğinde babasını dahi katletmeyi normal sayacak kadar bir bağlanma ancak iman etmek ile mümkün olabilir. İman etmek kayıtsız şartsız itaat etmektir. İman ettiniz ise sorgulamaz doğru yanlış mı diye bakmazsınız. Hele iman ettiğiniz şeyin beslendiği kaynak ilahi değilse, sapkınlıkta sınır tanımazsınız. Babanızı öldürürken de gözünüzü kırpmazsınız. Tarih boyunca doğru yoldan sapan yüzlerce kavim ve sistem olmuştur. Sapkın yollar, çoğu zaman kendilerini doğru yol gibi göstermeye çalışmışlardır da. Ancak er ya da geç ilahi kaynaktan uzaklaştığı anlaşılmış ve tarihteki kirli yerlerini almışlardır. Burada sorun bu sapkın inanca insanların nasıl kapıldığı ve süreç içinde nasıl evirildikleridir. Araştırılması gereken nokta da tam burasıdır.

Bu ağır patolojik bağlılığı havsalası almayan, bu hainlerin aldıkları emirlerle yaptıkları vahşetin boyutuna inanamayan kimilerimiz, işin garipliğini, akıl almazlığını anlatma adına, bu bağlılığı hipnotize olmak ya da cinleri kullanarak taraftarlarını etkilemek gibi boyuta taşıdılar. Aslında bu yaklaşım bir şaşkınlığın ifadesi olarak kullanılıyor, ancak asla fantastik bir düşüncenin ötesine gitmemelidir. Olup bitenleri parapsikolojik izahlarla anlatmaya çalışmak en hafifinden işi sulandırmak olur. Bu tip sembolik ve mecazi izah ve açıklamalar, bir kişi uğruna Türkiye'yi feda eden mantığa inanamayanların bu kadarı da olmaz şaşkınlığının ifadesidir. Oysa biliyoruz ki kitleleri bu şekilde hipnotize etmek, uzun yıllar planlayarak bir amaç uğruna sevk etmek kesinlikle mümkün değildir. Cinleri işin içine katmak da yine en hafifiyle İslam esaslarını iyi bilmemek anlamına gelir.

Diğer taraftan hipnoz ve cin söylemi Fetö'ye bağlı olanlara masumiyet kazandırmak gibi çok tehlikeli bir süreci de başlatır ki burada da dikkatli olmak gerekir. Bu yapıda kimse aptal değildir, kimsenin zekâ sorunu yoktur, kimsenin şahsi iradesiyle hareket etmesini engelleyecek ruhsal bir hastalığı da bulunmamaktadır. Bu bağlılığın temelindeki patolojik kişilik yapısı ile ilgili birçok şey söylenebilir ve söylenmelidir. Ancak neredeyse 40 yıllık bir planı ince ince işleyecek zekâya sahip olan, bu pazılın en önemli parçası olmak için çaba sarf eden, kurumlara sızmak için her türlü kıvrak zekâsal işleri beceren, kimsenin ruhu duymadan soruları çalan, takiyye gibi en zor yaşam tarzını en derin noktalara kadar uygulayan ve 70 milyonu ayakta uyutan ve kandıran bir yapı asla aptal olamaz. Asla hipnotize edilmiş olamaz.

HABERE YORUM KAT

1 Yorum