1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Fetih Yurdu’nda Suriye İntifadası Etkinliği
Fetih Yurdu’nda Suriye İntifadası Etkinliği

Fetih Yurdu’nda Suriye İntifadası Etkinliği

Suriye direnişinin ilk yıldönümünde Fetih Öğrenci Yurdu’nda “1. Yılında Suriye İntifadası” etkinliği yapıldı.

A+A-

Fetih Öğrenci Yurdu’nda Rıdvan Kaya ile “1. Yılında Suriye İntifadası” konuşuldu.

Takdim konuşmasında Harun Çetinkaya, 1. Yılının geride bırakıldığı Suriye İntifadası boyunca 10 bine yakın insanın öldürüldüğünü, 60 bine yakın insanın tutuklu bulunduğunu, 140 bin insanın ise mülteci konumuna düştüğünü söyledi. Konuya dair sahip olunması gereken hassasiyetin önemine değinen Çetinkaya, sözü Rıdvan Kaya’ya bıraktı.

Rıdvan Kaya konuşmasına Ortadoğu’yu intifadaya götüren süreci özetleyerek başladı. Konuşmanın devamında şunları kaydetti: 

Ortadoğu İntifadalarının Başlangıcı

Suriye’deki gelişmeler bu ülkeye has değil. Ortadoğu’nun genelinde olan bitenle doğrudan bağlantılıdır. Süreci 2010 Aralık’ından başlatmak doğru değil. Olayların on yıllar öncesinde oluşan alt yapısı mevcuttur. İntifada sürecinin başlatan Muhammed Boazizi’nin kendini yakması oldu. Güvenlik güçlerinin müdahalesi üzerine olaylar Tunus’un tamamına yayıldı. Tunus, 1980’lerin ortalarında İslami Hareketin yükseldiği yerdi. Müslümanlar için umutların yeşerdiği bir coğrafya olarak bilindi. Burgiba ve Bin Ali döneminde bu coğrafya baskı ve şiddet alanı haline geldi. Artık Tunus deyince akla baskı, şiddet ve başörtüsü yasağı geliyordu. Burada meydana gelen ayaklanmayı nasıl ya da neyle açıklamalı? İşsizlik, baskılara tepki vs. sayılabilir elbet. Ancak sebepler bunlarla sınırlı değil. Ayaklanma öncesi Nahda’nın bittiği düşünülüyordu ancak devrim sonrası yapılan ilk seçimlerde %40 oyla seçimleri kazanan en-Nahda oldu. Tunus’un şu anki başbakanı, 17 yıl hapis yatmış bir isim. Olaylar geliştiğinde Fransa, Bin Ali lehine Tunus’a müdahale etmek istedi. Ancak olayların hızlı gelişmesi bunun gerçekleşmesini engelledi. Bin Ali devrildi.

On yıllardır başta olan bir diktatörün halk hareketi sonucu devrilmesi, Ortadoğu halklarını cesaretlendirdi. Bu durum insanlara diktatörlerin halk hareketleri sonucu devrilebileceğini gösterdi.

Mısır

Mübarek diktatörünün başta olduğu Mısır’da olaylar çabuk gelişti. Yakın bir zamanda anayasa değişikliği ile tekrar başa geçmeyi düşünen ya da oğlu Cemal’i başa geçirmeyi düşünen Mübarek, ayaklanmanın başlaması karşısında seçim vaadinde bulundu. Ancak kitleleri ikna edemedi. Son çare olarak Ömer Süleyman’a görevini devretti ancak ayaklanma devam etti. Süleyman’ın da görevi bırakmasıyla başarıya ulaşan Mısır’daki intifada, Ortadoğu’yu Tunus ve diğer ülkelerden daha fazla etkiledi. Nitekim arkasından Yemen, Libya, Arabistan, Bahreyn’de de gösteriler başladı. Bu ülkelerin bir kısmında bazı değişiklikler yapılarak olaylar bitirildi. Ancak Libya gibi bazı ülkelerde devam etti.

Libya

Libya’da 1997’de cezaevlerinde Kaddafi bir katliam gerçekleştirildi. Davalar açıldı, bazı iddialar ileri sürüldü ancak bir sonuç elde edilemedi. Son süreçte yaşanan hareketlilik ile olayın takipçisi avukatlar, taleplerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladılar. Talepler neticesinde protestolar gelişti, güvenlik güçleri halka ateş açtı. Bunun üzerine ilk olarak Bingazi ayağa kalktı. Kaddafi’nin paralı askerleri ve NATO müdahalesi ile kanlı ilerleyen süreç, Kaddafi’nin devrilmesi ile neticelendi.

Suriye

Suriye’de olanlar, bu domino etkisiyle meydana geldi. 15 Mart’ta Der’a’da başlayan gösteriler, başlarda bazı reform taleplerinden ibaret iken, Beşşar Esed’in mecliste Mart 2011’de yaptığı meydan okuyan konuşması ve göstericilere kanlı müdahaleleri ile rejim karşıtı bir karaktere büründü. Yıllar yılı oluşan korku eşiği, süreç içerisinde aşıldı. Korku eşiğinin oluşmasında birçok sebep var. En önemli sebeplerden biri 1982 Hama katliamı.

İktidar Normal Yollardan Değişebilir miydi?

Sürece dair sorulan sorulardan biri ‘rejim normal yollardan değişebilir miydi?’ şeklinde. Hafız Esed 30 yıl, ölene kadar iktidarda kaldı. Ölümünden sonra oğlu Beşşar Esed başa geçti. Yani 40 yıllık kesintisiz Esed iktidarı söz konusu. Bu tabloya bakarak sorunun cevabının ‘hayır’ olacağı bellidir. Suriye çok güçlü bir ülke değil. Ancak bölgesel ilişkileri iyi yürütebilen bir ülke. Filistin direniş örgütlerine ev sahipliği yaptı. Söylemsel bazda da Filistin direnişini sahiplendi. Bu sayede prestij kazandı. Suriye intifadası yeni başladığında, muhalefet iç-dış irtibatını iyi sağlayamadı. Bunun sebebi uzun süre baskı görmüş olması.

Bugün gelinen noktada, rejimin daha hakim olduğu Şam’ın merkezi hariç hemen hemen tüm şehirlerde intifada devam etmekte. Halk gösterilere barışçıl bir şekilde başladı. Alt tabakası halktan oluşmuş Suriye Ordusu’ndan, yaşanan vahşet karşısında kopuşlar başladı. Kopan askerler bir süre sonra halkın yanına geçti. Özgür Suriye Ordusu kuruldu. Oluşan bu yapıda henüz hiyerarşi yok, milis teşkilatına benzer bir durumda. Artan eylemler karşısında Özgür Suriye Ordusu operasyonel eylemlere girişmeye başladı.

İntifadanın Seyri ya da Rejimin Geleceği

Kolay olmayacak gibi görünmüyor. İktidardaki azınlık kesim, iktidarı silah dışında başka bir yolla elinde tutamayacağının farkında. Bu yüzden rejim katletmeye devam eder. Ancak protestoların seyri değişebilir. Kesin olan bir şey varsa o da bu kadar yaygın-yoğun katliamdan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi devam etmeyeceği. Ya kanlı bir şekilde devam edecek ya bu rejim olacak.”

Konuşmanın ardından soru-cevap kısmıyla program sona erdi.

Haksöz Haber - Ali Ekber Konuk

dsc_0001.jpg

dsc_0005.jpg

HABERE YORUM KAT

2 Yorum