Fetih İle Hamas Hareketi Uzlaşabilir mi?

30.01.2013 20:38
Fetih İle Hamas Hareketi Uzlaşabilir mi?
Fetih ile Hamas arasında uzlaşının sağlanması uzak bir ihtimaldir. Olup biten, mevsimlik bir diplomatik girişimden başka bir şey değildir.

SALAH HAMİDE, Fetih ile Hamas arasındaki farkları ve olası uzlaşma arayışlarını yorumladı:

Fetih İle Hamas Arasındaki Temel Farklar

Filistin’in iki büyük hareketi olan Fetih ile Hamas arasındaki temel farklılıkları anlamak için biraz gerilere ve bu farklılıkları meydana getiren nedenlere bakmak gerekir. Bunu iyi anladığımızda uzlaşı yolundaki engellerin ve ihtilafların ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağını anlayabiliriz.

Tarihi arka plan

Fetih hareketinin temeli Müslüman Kardeşlere dayanıyor. Onun kurucularından bazıları bu hareketin mensuplarındandı. Birçok tarihçi, araştırmacı ve yazara göre Filistin’in kurtuluşu için bütün imkânlarını seferber eden biricik hareket Müslüman Kardeşler Cemaatidir. Müslüman Kardeşlere bağlı mücahitler Kudüs’ün Sur Bahir beldesine kadar gelmiş, yine bu harekete bağlı birçok mücahid de Mısır, Suriye, Ürdün ve Irak’tan gelerek Filistin, Filistin halkı ve Kudüs için savaşmıştır. Bu cemaatin işgale karşı durma konusunda kendisinde bir ruh gören Filistinlilerin üzerinde büyük bir etkisi vardı. Ancak Mısır’daki Abdunnasır rejiminin Müslüman Kardeşlere karşı savaşı Filistin’deki cemaat mensuplarını büyük bir sıkıntıya sokuyordu. Çünkü Filistin’deki özgürlükçü hareket ve projelerin Abdunnasır’ın siyasi, körfez ülkelerinin de mali desteğine ihtiyacı vardı. Bu sıkıntılı süreçte, Arap dünyasında rahat hareket etmek amacıyla Fetih hareketinin İhvan kökenli liderlerinden bazıları Müslüman Kardeşlerden ayrıldı. Bu nedenle Fetih hareketi tarihi şartların dayatması sonucu ortaya çıktı. Sürekli Müslüman Kardeşlerden uzak olduğunu ispat yoluna gitti. Bugün de öyledir. Birçok ülkede Müslüman Kardeşlerin devamı olan yeni sistemlerle ilişkisi olmasına rağmen Fetih bu tutumunu sürdürmeye devam ediyor.

Alternatif korkusu

Fetih’in Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)’ne dâhil olması ve hareketin liderlik koltuğuna oturup, bu yapıyı Filistin halkının tek temsilcisi saymasından sonra, Fetih hareketi liderlik minderini altından çekecek Filistinli hareketlere kuşkuyla bakmış ve onları görmezlikten gelmiştir. Fetih’in Hamas hareketine bakışı bu nedenle olumsuzdur. Çünkü ondaki bu temsiliyet özelliğini alabilecek tek Filistinli örgüt budur. Hamas, FKÖ dışında kalırsa onun bu özelliğini azaltır, ancak FKÖ’ye girer ve demokratik seçimler olursa bu takdirde Fetih’in temsiliyet misyonunu tamamıyla ondan alır. Müslüman Kardeşler Cemaatinin Arap dünyasındaki yayılışı Fetih’in bu korkusunu daha da büyütüyor. Hamas’a gelince, uzun süre Filistin’de ve Arap dünyasında misyonunu yerine getirmesine izin verilmeyen ve sürekli baskı altında tutulan Müslüman Kardeşlerin bir devamı olarak kendini görüyor. Hareket öncü bir düşünceye sahip. Dolayısıyla düşüncesi ve siyasi programıyla uyuşacak girişimlerde bulunması gayet doğaldır. Hareket, takip ettiği metod ve yolun pratikte kazanç sağladığını söylüyor ve Arap baharının yaşandığı süreçte, Fetih’in siyasi programının giderek gerilediği Filistin’de daha fazla kazanım elde etmeye ve bütün Filistin’i özgürleştirmeye kadir olduğunu düşünüyor.

Fetih hareketine haksızlık olmasın diye şu gerçeği de söylemek yerinde olacaktır. FKÖ içinde yer alan Fetih dışındaki bazı küçük gruplarla, halk tabanı iyice erimiş olan bazı şahsiyetler, şimdiye kadar işgal ettikleri yeri kaybetmemek ve ellerindeki imtiyazlardan olmamak için Hamas’ın FKÖ’den uzak kalması konusunda yoğun çaba harcıyorlar. Bunlar Hamas’ın FKÖ içinde yer almasını ve meşruluk sıfatıyla öne çıkıp Filistin halkına öncülük etmesini istemiyorlar.

Siyasi program

Fetih liderliğindeki FKÖ’nün siyasi programı iki hareket arasındaki ihtilafın özünü oluşturuyor. Filistin halkının siyasi taleplerinin tavanını düşüren FKÖ’nün taahhütleri Hamas ile Fetih arasındaki ihtilafın ana konusu olmaya devam ediyor. Hamas hareketinin içerdeki ve dışarıdaki ilişkisi seçimlerden sonra Ortadoğu Dörtlüsü tarafından siyasi olarak dışlanmasına ve kuşatılmasına neden oldu. Bu dışlanmanın, yalnız bırakılmanın çözülmeye başladığını, ancak henüz tamamıyla bitmediğini ifade etmek gerekir. Bu, her şeye rağmen direnen, bu tür dışlanmalara aldırmayan ve boyun eğmeyen Hamas hareketi açısından kazanım sayılır. Düşmanla yapılan görüşmelerin çıkmaz sokağa girmesine rağmen, Fetih’in taahhütleri Filistin uzlaşısını sabote etmeye devam ediyor.

Bu engeli aşmak için Filistin halkının hak ve hukukunu zayi etmeyecek siyasi bir program etrafında uzlaşmak gerekir. Filistinliler ancak bu şekilde Oslo Anlaşmasından en az zararla kurtulabilirler. O nedenle Oslo macerasından birinci derecede sorumlu olan Fetih hareketinin bu konuda cesur ve kararlı adımlar atması gerekir.

Seçimler sorunu

İki hareket arasındaki ihtilafların gün yüzüne çıkmasına neden olan patlamanın fitilini çeken bir husus da kuşkusuz seçimlerdir. Hamas’ın 2006’da seçimleri kazanması halkın saygınlığını daha da artırdı. Bu halk, seçimlerdeki başarısını hala bir devrim olarak görüyor. Ancak bu başarının hiçbir değeri olmadı. Çünkü Parlamento başkanı ve vekiller parlamentoya girip oturum yapamıyor, karar alamıyor. Mahmud Abbas tarafından tayin edilen Feyyad hükümeti ise parlamentodan güvenoyu almamasına rağmen Batı Yaka’yı idare ediyor. Yine meclisin kurum ve kuruluşları, komisyonları, heyetleri denetim, yasama ve siyasi çalışmalarını yapamıyor. Bunun yanında, vekiller işgal rejimi tarafından olduğu kadar, Ramallah yönetimi tarafından da durmadan rahatsız ediliyor, takibata uğruyor ve tutuklanıyorlar.

Ramallah yönetimi, nezih olması kuşkulu olacak bu süreçte seçimlerin yapılmasını istiyor. Hamas durumun müsait ve şartların elverişli olmadığını ve fırsat eşitliğinin bulunmadığını savunuyor. Dolayısıyla seçimler bütün Filistinlileri kapsamayacak şekilde yapılırsa bu durumu daha da kötüleştirecektir.

Filistin güvenlik güçleri sorunu

Fetih hareketinin işgalciye verdiği taahhütler Batı Yaka’da işgale karşı direnişin önünü kesmesini, engel olmasını ve ona karşı durmasını gerektiriyor. Fetih bunu gizlemediği gibi inkâr da etmiyor. Fetih, güvenlik güçleri dışında silahlanmaya ve milis güçlere izin vermemeyi bahane etse de durum öyle değil. Bu, eldeki bütün imkânlarıyla işgale karşı durmayı amaç edinen Hamas ve diğer direniş güçleriyle çatışmasına neden oluyor.

Hamas ise Gazze’deki güçlerinin işgale karşı direnen güçlerin arkasını koruduğunu, silahlanmalarını, eğitim almalarını ve güven içinde hareket etmelerini sağladığını belirtiyor. Bunun en güzel örneği, son Gazze savaşında Filistin direniş güçlerinin düşmana yaptıkları sürprizlerdi. Bu güçlerin içinde Fetih’in askeri kanadını oluşturan birim de var. Hamas işgale karşı duran bu güçleri gayri meşru addetmiyor ve düşmanlık da beslemiyor. Tersine onları koruyup kolluyor. Yine Hamas, yüzlerce Filistinli esirin özgürlüğe kavuşması için kullanılan Şalit’in esir alındıktan sonra saklanmasında ve onun yerini tespit edebilmek için uğraşan ajanlara karşı sürdürdüğü savaşta Gazze’deki güçlerin büyük bir rol üstlenmesinden dolayı bu büyük kazanıma onların da ortak olduklarını belirtirken, Fetih’in bu tür operasyonları engellemesini de şiddetle kınadığını ifade ediyor.

Hamas hareketi, Fetih’e bağlı güçlerin sahip olduğu akidenin bu güçleri özelde Hamas’a, genelde ise direniş güçlerine düşman yaptığını düşünüyor. Gazze’de iki grup arasında silahlı çatışmanın çıkmasının asıl nedenin bu olduğunu ifade ediyor. O nedenle Hamas liderleri Fetih’e bağlı güçlerin Hamas hareketini tasfiye etmek, liderlerine zarar vermek ve askeri kanadını bitirmekten başka amacının olmadığına inanıyorlar.

Bu nedenle birlik ve uzlaşı, Filistin halkının bağrından çıkan bütün grup ve katmanların nitelikli bir gücün bünyesinde toplanması ve güvenlik güçlerinin realite ile uyuşmayan akidesinin değişmesi ile olur. Filistin güçleri temelde Filistin halkının bekçisi olmalıdır ve direnişin sırtını korumalıdır. Bu özelliklere sahip güçlerin ise, Filistin halkının hak ve hukukunu geri alacak ortak bir strateji çevresinde birlik olması şarttır.

Şimdiye kadar anlattıklarımızdan şu sonuç çıkıyor: Bu aşamada iki hareket arasında uzlaşının sağlanması uzak bir ihtimaldir. Olup biten, mevsimlik bir diplomatik girişimden başka bir şey değildir. Bu girişim, Filistin halkının duygusal baskısı ve Arap dünyasındaki değişimin bir sonucudur. İki taraf da her görüşmede, kabukla uğraşıyor. Kimi tarafların kötü niyetleri bir yana, oluşan bulanık hava içinde süren görüşmelerden umutlu olmak yerinde değildir. Gerçek uzlaşıya giden yolun, şimdiye kadar süren uzlaşı görüşmelerinin başarısız kaldığının itiraf edilmesinden, dış baskılara umut bağlamaktan vazgeçilmesinden, dışa bağımlılıktan kurtulmaktan ve bu krizden çıkmak için bütün Filistinlilerin katılım göstermesinden geçtiğini düşünüyoruz.

Kaynak: FEM

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim