Felaketler yalnız gelmez!

25.12.2009 00:38

Adem Yavuz Arslan

Türkiye'nin akla ziyan bir gündemi var.

Sadece dün meydana gelen olaylardan on ayrı manşet çıkardı herhalde. Hal böyle olunca haber bombardımanına tutulan okurun da ayarı bozuluyor.

Bülent Arınç'a yönelik suikast girişimi tartışmaları Genelkurmay'ın açıklaması ile yeni bir hal aldı. Karargâhtan gelen açıklamaya kadar ortalarda gözükmeyen muhalefet, her ne kadar iktidar partisini siyasi rant elde etmekle itham etse de gelişmeleri ciddiye almak şart.

Arınç'a suikast! Düşüncesi bile ürkütücü. Kaldı ki bu ülkenin tarihinde benzeri siyasi suikastlardan bir düzineden fazla var. Yani bunca kötü tecrübeye rağmen hâlâ konuya 'siyasi mizah' diyenler çıktı. Konunun ciddiyetle ele alınıp aydınlatılması beklenirken Genelkurmay'dan sorulara cevap vermekten çok yeni sorular doğuran bir açıklama geldi. Şurası kesin ki karargâhın açıklaması tatmin edici değil.

Fakat konuyu yakından takip eden ve iyi haber alan çevrelere göre o akşam yakalanan iki subay 'izleme-takip' amaçlı oradaydı. Bir başka ifadeyle literatürde 'beyaz kuvvet' olarak tanımlanan türden bir ekipti. Bilgi sızdıran bir askeri izliyorlardı açıklamasının 'perdeleme' olduğu yorumları var.

Üstelik izlenen-takip edilen sadece Arınç değil. Kabinenin birçok etkili ismi de listedeydi. Soruşturma evraklarına giren bilgi notu da bunu teyit eder nitelikte. Evraklara göre Adalet Bakanı ve bazı bakanların ikametleriyle ilgili krokiler de malum subaylardan çıktı.

Soruları dün sıralamıştık ama bazı noktaları tekrar vurgulamak şart. Sahte kimlik ve kiralık araç kullanan bu subaylar hangi emirle hareket ettiler? Mahkeme kararı varsa nerede? Uzmanları izlemenin 3 vardiya olduğunu söylüyorlar. Aynı gün bölgede başka kimler vardı? Ayrıca Özel Kuvvetler doğrudan Genelkurmay İkinci Başkanı'na bağlı. Teamüller gereği de Genelkurmay İkinci Başkanı doğrudan Birinci Başkan'dan yani İlker Başbuğ'dan emir almadan operasyon başlatmaz. Ortada bir izleme dinleme faaliyeti varsa bu emir komuta ile yapılmış demektir.

Çok sık vurgu yapılan bir başka konu da 'konunun yargıya bırakılması' meselesi. İşte burası çok karışık. Bazılarına göre ortada yetki aşımı var. Fakat askerlerin üzerinde silah yakalanmadığı için niyetleri kötü bile olsa hukuken 'adam öldürmek için hazırlık hareketi' olarak kabul edilir. Hazırlık hareketleri de başka delillerle desteklenmezse cezalandırılmaz. Yani konu daha şimdiden çıkmaza girdi denebilir.

Arınç'a yönelik suikast iddialarını ciddiye almamızı gerektiren çok sayıda tecrübe var aslında. Ergenekon soruşturmasının iddianamesi benzer krokiler ve planlarla dolu. Yine işin uzmanları diyor ki: 'Kaos çıkarma amaçlı suikastlar birden fazla planlanır.' Bunun meali şu: Eğer hükümet üyelerine yönelik çalışma varsa aynı anda toplumda kaosa yol açacak başka isimlere yönelik hazırlıklar da vardır. Özellikle şu günlerde Kürt-Türk çatışması çıkarmak için çalışma yapanların olduğu düşünülürse Kürt siyasetinin etkili isimleriyle ilgili de benzer planlar olabilir. Ya da etnik veya dini azınlıklardan birilerine yönelik saldırı yapılması istenen kaos ortamına hizmet edecektir. Özetle: Arınç'a suikast iddiasını ciddiye almak şart. Ve olayı tekil olarak değerlendirmemek gerekli.

Basına 'doğru yer' mesajı mı?

KCK Operasyonu, Arınç'a yönelik suikast iddiaları ve gündemdeki diğer konularla uğraşırken akşam saatlerinde gazetecileri yakından ilgilendiren iki önemli olaya şahit olduk. Gündemi alt üst eden haberlere imza atan Taraf Gazetesi Muhabiri Mehmet Baransu için savcılık tutuklama istemiyle mahkemeye sevk kararı verdi.

Bugüne kadar hiç örneği olmayan bir olay oldu ve 'yayın yasağını ihlalden' savcılık tutuklama talep etti. Aynı saatlerde Ergenekon kitabına imza atan Şamil Tayyar'a hapis cezası geldi. Baransu mahkemeden serbest kaldı ama yaşanan gelişmeler basın özgürlüğü adına endişe verici. Dünyanın her yerinde manşet olacak haberlere imza attığı için tutuklanması talep ediliyor. Bu durumda biz gazetecilerin düşünmesi gerekiyor. Ya bu işi adam gibi yapacağız ya da bizden istendiği gibi suya sabuna dokunmayan işlere imza atacağız. Ya da durduğumuz yer konusunda sorunları olanların emrine gireceğiz. Ya Şamil Tayyar'ın hapis cezasına ne demeli? Savcı 'Bu kitabı çok düşünerek hazırladığı'nı söylüyor. Güler misiniz ağlar mısınız? Dün Türk basını adına kara bir gündü. Umalım ki bir daha tekrar etmesin... 

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim