Fedakâr Gençler Ve Sur'a Ensar Olma Vakti!

03.01.2016 12:08

Ahmet Maruf Demir

Yirmili yaşlarda ve üniversite okuyan Müslüman gençler… Farklı kulvarlarda Allah rızası peşinde koşan… Hiçbir şekilde makam ve mevki elde etme arzusu taşımayan… Yaşları küçük fakat yürekleri Hamza, imanları Meryem, yüzleri Yusuf, gönülleri Asiye gibi olan yiğit insanlar yani.

Ve işte bunların hatıranadır ki, hayır elde etmek/ummak için araç edindikleri yardım kurumlarından birini ziyaretimde, o kurumda var olan hataları/yanlışları söz konusu etmemde güçlük çekmem. Gençlerin şevk ve heyecanları ve dahi hüsn-i niyetlerine halel gelmemesi için, o kurumun başında olan ya da bir şekilde o kurum veya o kurumun şubeleri içinde söz sahibi olmuş “patronlar” hakkında konuşmak/yazmak hiç de kolay olmuyor bu yüzden. Şahsen öyle düşünüyorum ve hemen akabinde bir “maalesef” tabi ki ekliyorum!

Bu şekilde davranmak bir hata mıdır?

“Maalesef” dediğime göre vicdanımı rahatsız eden bir şeyler var demek ki. Hak ve sabır tavsiyesi içinde değerlendirildiğinde bir hata olduğu muhakkak… Uyarmak, ikaz etmek elbette her müminin görevidir. Ama ne yazık ki gelgelim ‘ eleştiriye kapalı ve taassup’ bunların hiçbirini yapmamıza izin vermiyor. Daha ilk anda iyi niyetli bir eleştiride dahi kapılar yüzünüze kapanabiliyor. Bundan dolayıdır ki kapıyı sürekli açık bırakmak için bazen sessiz, bazen de aynen şuan olduğu gibi dolaylı yollardan mevzuyu anlatmaya çalışıyorsunuz.

İsim vererek/aşikâr ederek konuşmasak/yazmasak bile eminim ki Rabbimiz, bu gençlerin samimiyetlerini boşa çıkarmayacak ve onları terk etmeyecektir. Onlara doğruyu gösterecek ve fedakârlıklarını ödüllendirecektir. Var olan yanlışları ve bu yanlışlara sebep olanları kendileri de eni sonu fark edecektir.

Süregelen yanlışlıkları fark ettikleri o vakit geldiğinde de dikkat etmeleri gereken en önemli husus ise: “Hayır. Bu İslam’ın ve de bütün Müslümanların suçu değil. -Eğer o kurumdaki herkes göz yummuş ise- suç bu kurumundur. -Öyle bir şey yoksa eğer- suç bu kurumdaki şahsındır. Bu yüzden de ölüm ta ki gelip beni buluncaya kadar hayır işlerinde koşmaya devam… ” demeleri olmalıdır.

Peki, var olan yanlışları/hataları nasıl görecekler?

Elbette Kuran ışığında olayları, kişileri, kurumlar sorgulayarak!

Kütüphanelerin bulunmadığı… Kaynak kitapların dahi olmadığı… İnternete erişimin sağlanmadığı… Sadece ama sadece kitabın mücessemleşmiş hali olan Hz. Muhammed (sav)’in güzel bir örnek olduğu ve sırf bu yüzden de köle Bilal’in, çoban A. İbni Mesud’un, eşkıya Ebu Zer’in kendisinden dinlediklerinde hemen anladıkları ve hemen anladıkları gibi de hemen amel ettikleri Kuran’ı okuyarak… Onun ışığıyla yollarını aydınlatarak var olan hataları/yanlışları görecekler!

Son olarak bunun kişisel bir mesele olmadığını da vurgulayıp konuyu burada kapatalım.

Öyle hemen karamsarlığa da düşmeyin. Bütün bunlar ile beraber güzel şeyler de olmuyor değil hani. Bunca acının içinde denize düşen yağmur damlası gibi… Yaraya çalınan merhem misali güzel şeyler…

Hemen, ŞimdiSura Ensar Olma Vakti!

Diyarbekir/Suriçi’nde yaşanan çatışmalardan dolayı evlerini terk etmek zorunda kalan ailelere, Diyarbekir’de bulunan 72 İslami kuruluş dün itibariyle yapmış oldukları basın açıklamasıyla bir yardım kampanyası başlattılar.¹

Daha önce de yine Diyarbekir’de bulunan birkaç İslami STK (72 İslami STK hazır ortak bir çalışmada bulunmuşken bu derneklerin isimlerini artık zikretmek/öne çıkarmak bize yakışmaz!) kendi ölçeklerinde yardım kampanyası başlatmışlardı. Bu minvalde biz de kendileri ile yapmış olduğumuz bilgi alış verişinde, şuana kadar göç eden ailelere (yaklaşık bir haftadır oluşturdukları kampanya sonucunda) onbeş bin tl’lik nakdi yardımda bulunduklarını söylemişlerdi. Ayrıca bunun yanında bir de evlerini terk ederken yanlarına hiçbir şey almayan/alamayan ailelere de yüz tl’lik gıda kolisi yardımı, halı, kilim ve sünger yardımlarını da sürdürüyorlarmış. Gelen yardımların çoğu ise, -şehir halkı da sıkıntılardan etkilendikleri için- daha çok batı illerinden dernek yetkililerine telefon aracılığı ile ulaşıp banka hesabına para yollayan hayırseverlerden oluşuyormuş.

Dernek yetkilileri şuana kadar (bir hafta önce) dokuz bin ailenin (en az üç kişi ile çarparsak on sekiz bin kişi) evlerini terk ettiklerini söylemişlerdi. Yeni bir sokağa çıkma yasağının kalkması sonucu “sayının daha da fazla artabileceğini tahmin etmek hiç de güç değil” diye de vurgulamışlardı. Ki bugün öyle de oldu!

Evlerini terk edenler daha çok yakınlarının evlerinde kalırken; bazıları da tek bir ev kiralayıp birkaç aile aynı yerde beraber kalıyorlarmış. Bu gibi ailelere de gereken kontrolleri yaptıktan sonra para yardımı da dâhil olmak üzere gerekli yardımları yaptıklarını belirtiyorlar.

Devlet’in şuana kadar yapmış oldukları neler, sorumuza aldığımız cevap sadece bir taneydi. Birkaç gün öncesine kadar da devlet esnaflara yönelik herhangi bir girişimde bulunmamış(tı). Basında son birkaç gündür çıkan haberlere göre basit usul mükelleflere üç bin tl’lik, limited veya anonim olan şirketlere ise rakamın artacağı yönünde bir hibe desteği verileceği belirtiliyor.

Yine devlet tarafından evlerini terk eden ailelere ise aile başı -aylık olarak- üçyüz tl’lik nakdi yardım yapılıyormuş o kadar. Bu durumda hala bir değişiklik yok. Haliyle bu durum, halkta, savaşı şehre taşıyanlara yönelik artan tepkiler ile beraber devletinde kendilerini sahiplenmediği algısına sebep olacak gibi.

Ortada bir savaş var. Bu savaş ve bu savaşın tarafları hakkında da ayrıca konuşulup, yazılabilir. Haddizatında konuşulup, yazılıyor da. Fakat anın vacibi olan, şuan için bu savaşın mağdurları sivil halk!

Yer yer sosyal medyada mağdur olan bu insanlar için, “gitsinler, oy verdikleri HDP onlara baksın” tarzında ve en iyimser tabirle sitem dolu paylaşımlarda da bulunulmuyor değil hani. İşin ilginç yanı ise yine aynı insanlar seçimlerde ise “HDP/PKK silah zoruyla oy topluyor” diyenler de var! Böyle düşünenler ne yapacak bilemem. Fakat lafı uzatmaya hiç gerek yok. Durum vaki; kim olursa olsun veya kime oy vermişse versin, evet, HDP/PKK’nin hendek siyasetinin ürettiği bir mazlumiyet var! İşte önümüzde duruyor… İşte Suriçi’ndeki yakınlarımız evlerimizde… İşte Suriçi esnafımız evine ekmek götüremediği için tefecilerin kıskacında… Ve dahası mazlumun dilini, dinini, rengini sormak biz Müslümanlara yaraşmaz!

Bölgedeki 72 İslami STK’da tüm bunların farkında olacak ki, çatışma ortamından etkilenen mağdur aileler yararına ortak bir platformda birleştiler. İnsanın ne güzel Allah’ım dememesi elde mi?! Ayrıca dün sosyal medyada bu kampanyaya yönelik kamuoyu oluşturma gayretiyle “SuraEnsarOlmakVakti” hastagıyla açılan başlık, Türkiye gündemine daha ilk dakikalarda girmeyi başardı. Şimdi sıra bu kampanyaya somut olarak destek verip Rabbimizin gündemine girmeye geldi.

Haydi, Ya Allah!  

Hesap No: TR 41 0020 3000 0089 1080 0000 01

İletişim: 0539 312 36 93 – 0506 300 81 06 – 0539 609 51 21

 

Dipnot:

1-http://www.haksozhaber.net/surdaki-muhacirlere-ensar-olalim-69862h.htm

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim