1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Feda-Der'de "Sorumluklarımız" Semineri
Feda-Derde Sorumluklarımız Semineri

Feda-Der'de "Sorumluklarımız" Semineri

Rıdvan Kaya, Feda-Der'de "Yakın Coğrafyamızdaki Gelişmeler ve Mücadele Sorumluluklarımız" konulu seminer verdi.

A+A-

Kdz. Ereğli'de faaliyet gösteren Feda-Der'de pazar günü gerçekleştirilen kahvaltı buluşmasının akabinde "Yakın Coğrafyalarımızdaki Gelişmeler Ve Mücadele Sorumluluklarımız" konulu sohbet gerçekleştirildi. Rıdvan Kaya'nın sunumunda gerçekleşen sohbetin özeti;

2010 Aralık ayında Tunus’ta başlayan halkın despotizme karşı topyekün ayağa kalkması, Müslüman coğrafyalara hakim olan pasifizmden kurtulma adına büyük bir kazanım olmuştur. Son iki yüzyıldır Müslüman coğrafyalara hakim olan emperyalist kadrolar ve sonrası yerli işbirlikçi iktidarların baskısı altında yaşayan halkların, özgürlük ve adalet taleperini güçlü bir şekilde dile getirerek sokaklara dökülmeleri bizler için büyük bir kazanımdır. Müslümanlar için büyük bir özgüven kaynağı haline gelen bu ayaklanmalar için iki önemli değerlendirme önplana çıkmaktadır. Buna göre ;

Birinci olarak ; her olayı bir komplo teorisi ile açıklamaya çalışan zihnin bizi çıkmaz sokaklarda dolandıran sosyal değerlendirmelere sebep olmasıdır. Böylesi  bakış açısı, adeta insan iradesini yok sayan cebri ekolün kader anlayışını akla getirmektedir. Bu yaklaşıma göre, Müslümanların kaderinin bu yaşadıklarımızdan öteye taşınması için ortaya konulan çaba ve gayret anlamını yitirip değersizleşmektedir.

İkinci olarak ; Tunustan başlayan ayaklanmaları tek bir olaya bağlayarak açıklamak mümkün değildir. Tunus’ta bir işportacının kendisini yakması ile başlayan ve gittikçe yayılan büyük değişimi bu olayın kendisi ile izah edemeyiz. Tıpkı 1.dünya savaşında bir sırpın Avusturya-Macaristan veliahtını öldürmesi ile başlayan olay olarak izah edebilmenin mümkün olmaması gibi.

Tüm bu tepkiler, ayaklanmalar bir öfke patlaması olarak görülebilir. Uzun zamandır otoriter yönetimlerin işkencesi ve askeri  baskıları altında idare olunan insanlar, toplumun tüm zenginliklerini elinde tutarak sömüren bu yapılara karşı öfkelerini dile getirmişlerdir. Bu rejimlerin tamamı güçlerini halka dayalı değil, emperyalist güçlerin korumasında kendilerini ayakta tutabilmişlerdir. İstisna olarak bahsi edilen Suriye’nin emperyalist güçlere dayanmadığını iddia etmek vakıa ile çelişir. Suriye’de Rusya gibi bir gücün yönlendiriciliğinde işbirlikçi ilişkiler içinde olduğu bilinmektedir.

Müslümanlar yaşanan son süreçte çok acı bedeller ödemiş olsalar da onurlu iffetli iftihar tablolarının yeşermesinin örnekliklerini de göstermişlerdir. Rabbimizin imtihanından geçen Müslümanlar sadece sözlü değil fiili olarak imanlarını rablerine sunmaktadırlar. Bizlere düşen sorumluluk, kardeşlerimizin bu mücadelelerine, kendi dünyalarımızda onlara sahip çıkan ameller, şahidlikler sergileyerek destek olmaktır. Kardeşlerimizin gördükleri zulme karşı birlikte tavır alıp mücadele hatları üretmektir. Bu zulmün ortadan kalkmasına dönük şahidlikler sergilemekten geri kalmamaktır.

Mücadelemizde birçok engelle karşılaşmaktayız. Milliyetçi,pozitivist, laik, mezhepçi vs. algılar bizlerin mücadelesindeki bazı engeller olarak hemen yanıbaşımızdadır. Fakat bizler inanıyoruz ki hayat bir imtihandır ve imtihanlar engelsiz değildir. Bizler Müslümanların olduğu heryeri kendimize  yakın görmeliyiz. Ulusal sapmalar ile çizilmilş algıların aşılarak kardeşlerimizin olduğu heryerin, ümmetin bir parçası olduğu bilincinde olmalıyız. Kareşlerimizin yaşadıkları acıların sürekli gündemimizde olması imanımızın gereğidir. Bu vesile ile bizler bulunduğumuz yerlerde duyarlılıkları artırmalı, insanların gündemine sorumluluklarını hatırlatıcı örneklikler sergilemeliyiz. 

Rıdvan Kaya'nın vahyi doğruları ve sorumluluklarımızı hatırlatıcı vurgularının ardından karşılıklı sorulu cevaplı söyleşinin ardından etkinlik son buldu.

Haksöz-Haber

fedader_ridvan_kaya_mucadele_seminer-(2).jpg

fedader_ridvan_kaya_mucadele_seminer.jpg

fedader_ridvan_kaya_mucadele_seminer-(3).jpg

HABERE YORUM KAT