1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. "Fatiha: Yol Ayrımında Tevhidi Yöneliş"
"Fatiha: Yol Ayrımında Tevhidi Yöneliş"

"Fatiha: Yol Ayrımında Tevhidi Yöneliş"

Uludağ Üniversitesi'nde "Fatiha: Yol Ayrımında Tevhidi Yöneliş" konusu konuşuldu.

A+A-

Haksöz Haber
Fotoğraf: Ali Ekber Keserci

Uludağ Üniversitesi İnsani Değerler Topluluğu, “Kur'an'nın Anlamıyla Buluşma” kapsamında sürdürdüğü derslerinden ikincisini “Fatiha: Yol Ayrımında Tevhidi Yöneliş” başlığı altında Tuğba Garip'in sunumuyla Uludağ Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi (Mediko) Kırmızı Salon'da gerçekleştirdi.

Fatiha Suresi'nin tefsiri kapsamında tevhidi inancın ele alındığı derste Garip, konuşmasına Kur'an okumaya başlamadan önce söylememiz emredilen istiazeye/euzubesmeleye dikkat çekerek başladı. Kulun vahye diriltilmiş bir kalp ve akıl ile yönelmesi gerektiğini dile getiren Garip, çabasını ortaya koyan kul son kertede "Allah'tan​ kendisini şeytanın vesvesesinden korumasını dileyerek vahyi okumaya başlamalıdır." dedi. 

Garip, istiazeyi ifade ettikten sonra Fatiha'nın bir şeyi "açan şey" manasına geldiğini belirtti ve Resulullah'ın (S.) önemine "Fatihasız namaz olmaz." diyerek dikkat çektiği, günde birçok kez okuduğumuz, "tekrarlanan yedili" olarak bilinen Fatiha Suresi'nin kul için neden bunca önemli olduğu sorusu üzerine tefekkür etmemiz gerektiğini dile getirdi.

Fatiha Suresi'nin hamd, kulluk, tevhid ve duayı kapsamasıyla Kur'an'ın esası, özü mesabesinde olduğunu ifade eden Garip; Fatiha'nın "Allah'ın kimliği/zatı nedir?", "Nasıl bir Allah'tır?", "Kul bu bilgilerin ve nimetlerin karşısında ne yapmalıdır?" sorularının cevabını barındırdığını dile getirdi.

Sözlerine "Özünde merhametli, işinde merhametli olan Allah adına" anlamına gelen besmele ile devam eden Garip; besmelenin bir hayat felsefesi olduğu, besmele ile kulun bir işe başlarken safını belirttiği, giriştiği işlerde Allah'ın rızasını gözeteceğini ilan ettiği ve Allah'ı anarak aynı zamanda kendisinin yardımına ihtiyacı olduğunu da dile getirdiğini ifade etti.

Garip, "nimet verse de alsa da en güzel övgülerin ve şükrün sahibi olmak" anlamına gelen hamd kelimesi üzerinde durarak kulun hamd etmeyi Allah dışında bir varlığa yöneltmesi hâlinde şirke bulaşacağını, tevhid inancından uzaklaşacağını dile getirdi.

"Terbiye eden, gözeten, koruyan, hüküm koyan, kurallar belirleyen, efendi sahip" anlamlarına gelen "rabb" sıfatının önemine dikkat çeken Garip, müşriklerin ve sapkınlıkta olduğu ifade edilen Lut, Hud, Medyen gibi kavimlerin Allah'ın varlığını ve yaratıcılığını kabul ederken Rabliğini inkâr ettiklerini; böylece kendilerine -aslında nefislerinin emrettiği- dünya işlerine karışmayan, duaları işitmeyen bir Allah tasavvuru oluşturduklarını ifade etti.

Garip, fıtratımızda ululama isteği olduğunu belirterek kulun Rabbi olarak Allah'ı kabul etmediği ve Rab sıfatını kullar, eşya, kariyer, para gibi beşeri unsurlara izafe ettiği zaman hayatında karmaşaya, tutarsızlığa, sapkınlığa yol açan bir çıkmaza düştüğünü ve bu şekilde kendi elleriyle kendisine zulmettiğini ifade etti. Bu noktada kişinin kendisine dönerek "Benim kurallarımı kim belirliyor?", "Yaşantıma kim yön veriyor?", yani ki "Benim Rabbim kim?" sorularını yöneltmesi gerektiğine dikkat çeken Garip, kulun ancak Rab sıfatını Allah'a izafe etmesi durumunda tutarlı bir hayata ve mutmain bir kalbe ulaşabileceğini belirtti.

Garip, sözlerine "din günü" kavramının açıklamasını yaparak devam etti ve Allah'ın merhametini dile getirdikten sonra hesap gününü hatırlatarak kullarını sorumluluk sahibi olmaya çağırdığını ifade etti.  "Yalnız Sana kulluk ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz." ayetini ele alan Garip; kulluk/ibadet etmek kavramının/fiilinin gönülden boyun eğmek, bağlanmak, hükmü altına girmek, emirlerini yerine getirmek anlamına geldiğini dile getirdi.

Garip; yardım dilemenin ancak her şeye gücü yeten ve hükmü geçen Allah'a yöneltilmesi gerektiğini ifade ederek tevvekkül bilinciyle çabasını ortaya koyan kulun Allah'ın kendisini dosdoğru yola -nimet verilenlerin yoluna- iletmesi ve gazabından koruması için dua etmesi gerektiğini dile getirdi.

​"Sırat-ı müstakim"in anlamına da değinen Garip; "hidayet"in bir şeyin fıtratına, amacına uygun olarak kullanılması anlamına geldiğini ifade ederek hidayete ermek duasında olan kulun bu hedefe erişebilmek için yaratılışına uygun olarak Allah'ın rızası doğrultusunda bir hayat sürdürmek gayreti içerisinde olması gerektiğini belirtti.

Son olarak Garip, kulun Alah'ın Nisa 69'da ifade ettiği "peygamberler, hakkı hakikati onaylayan sıddıkiler, hakikate şahid olan şehidler, inancı ve eylemi örtüşen salihler"in yolunda olmak; Allah'ın razı olmadığı gurur, kibir, müstağnilik, hakkı inkar etmek, yalan yere Allah'ı şahid tutmak, Allah'a iftira etmek, yapmayacağı şeyi söylemek gibi davranışlardan uzak durmak çaba ve duası üzerine hayatını idame ettiresi gerektiğini ifade etti.

Ders konuşmacının gelecek programlar hakkında bilgi vermesinin ardından sona erdirildi.

insani_degerler_toplulugu-(1).jpg

insani_degerler_toplulugu-(2).jpg

HABERE YORUM KAT