Faso fiso 2

10.01.2012 01:26

İhsan Dağı

Başbuğ'un tutuklanmasının ardından iktidara yakın bazı çevrelerde 'ilginç' bir kafa karışıklığı var. Yoksa hafıza kaybı mı demeliydim?

Genelkurmay Eski Başkanı sanki durup dururken tutuklandı. Ortada bir 'andıç', yani resmî belge var ve de 42 tane internet sitesi. Belgenin içeriği açıkça suç teşkil ediyor. Sitelerin içeriği 'kara propaganda'. Altında imzası ve parafı olan komutanların her biri, ki buna Genelkurmay İkinci Başkanı Hasan Iğsız da dâhil, bu belgenin ve açılan internet sitelerinin gerçek olduğunu söylüyorlar. Yani hiç kuşku yok bu 'suç delilleri' hakkında.

Mesele bu cürüm sitelerinin kimin emriyle açıldığı, yeniden düzenlendiği ve içeriklendirildiği. Davanın sanıkları yüksek rütbeli askerlerin hepsi bu işin 'emir-komuta zinciri' içinde yapıldığını söylüyor, yani Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'u işaret ediyor.

Tablo buyken, davanın diğer sanıkları gibi Başbuğ'un tutuklanmasında şaşacak ne var? Tutuksuz da yargılanabilir elbette, ancak Başbuğ'u gösteren bütün bu bilgi, belge ve ifadelerden sonra mahkemenin 'siyaseten' bir karar vererek davayı düşürmesi beklenemez eğer 'hukuk devleti' olacaksak.

Sonuçta, somut delil ve ifadeler karşısında söyleyecek sözü olmayanlar şimdilerde sivil mahkemenin 'yetkisizliği'ni gündeme getiriyorlar. "Yargılansın, ama Yüce Divan'da!" Neden peki? Çünkü suçlamalar askerî 'görevle ilgili'. Darbe hazırlığı yapmak, bağlı bulunduğu hükümete karşı psikolojik savaş örgütlemek, kendi halkına karşı komplolar tasarlamak 'TSK'nın görevi' öyle mi?

Şimdilerde İnternet Andıcı Davası'nda yargılanan Genelkurmay eski Adli Müşaviri Hıfzı Çubuklu da öyle demişti daha görevdeyken; "Bilgi destek faaliyetleri çerçevesinde, ülke menfaatlerini ve TSK'nın görev ve sorumluluk alanını yakından ilgilendiren bir kısım konular..." Bu davadan yargılanacağını bilen şahıs da TSK'nın tepesinde örgütlenen bu işi 'TSK'nın görev ve sorumluluk alanı' lafıyla meşrulaştırmaya çalışıyordu. Şimdi bu 'propagandayı' gazeteci, siyasetçi, barocu siviller yapıyor.

Darbe hazırlıkları ve girişimini 'görevle ilgili' gören 'sözde siviller', Anayasa'nın 145. maddesini bilmiyor olabilirler mi? 'Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür'. Yani 'darbe suç'u askerî 'görev'le ilgili bir suç değil. Nasıl olsun ki?

Askerlerin görevleri gereği bu 'suç'u işleme 'imkânları' olduğunu, dolayısıyla bu cürümün 'görevle alakalı' olduğunu söyleyenler sadece 'komik' duruma düşüyorlar. Ne yani? Darbe girişiminde bulunan askerlerin sivil mahkemeler tarafından yargılanması için elinin altındaki uçak, tank ve tüfeği kışlaya bırakıp başka bir 'özel ordu' mu kurmaları gerekiyor?

Ne demiş Başbuğ ifadesinde: "Niyetim kötü olsa 700 bin kişilik ordu vardı elimin altında, onu kullanırdım, niye örgüt kurayım ki?" Haklı tabii. Zaten daha önce darbe yapanlar da 'kendi özel ordu'larını kurmadı, TSK'yı kullandılar. Onlar da darbe yapmak için 'çete kurmadı'; resmî orduyu çete gibi kullandı, çeteye çevirdiler.

Her şeye rağmen Başbuğ'u isteyen savunur. Ama bunu yaparken 'darbeleri meşrulaştrıcı', darbeyi 'görev' addedici cambazlıklara kalkışmasınlar.

İşin ilginci, muhtemel darbenin hedefinde olan bazı saftirikler de inanıyor bunlara. Yahu, daha geçen yıl, bırakın henüz dumanı tüten darbe girişimlerini, üzerinden 30 yıl geçen 12 Eylül darbesi yargılanacak diye nutuk atıyordunuz. Ne oldu?

Yargılanma süreci adil değilse, tutukluluk süreleri uzunsa, usul kuralları yanlışsa hükümet bunlara çare bulabilir. Meclis çoğunluğu mevcut. Ancak, 'göz yummak', hiçbir şey olmamış gibi davranmak tuhaf. Hafızalarını yitirenlere Ergenekon, Balyoz, Andıç davalarının iddianamelerini, ifade tutanaklarını okumalarını tavsiye ediyorum. Hafıza kayıplarına iyi gelebilir.

Andıçla Genelkurmay'ın kurduğu ve yönettiği internet sitelerinin işlevinin AK Parti'yi kapatma davasına malzeme sağlamak olduğunu bileceksiniz, sonra da bu siteleri düzenleyenler tutuklandılar diye ağıt yakacaksınız.

Sicilini herkesin bildiği bir 'kaos muhibbi'nin; 'siz TSK'nın yaptıklarının arkasında durun, biz de sizin' sözünü ciddiye almış olabilirler mi? Aldıkları gazla neredeyse Ergenekon, Balyoz, Andıç vs. davalarına 'faso fiso' diyecekler.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim