Faşizmin Sol-Alevi Cephesi

07.04.2016 04:06

Kenan Alpay

İnsanlık adına utanç verici bir mantıkla kurulan hesap başından beri oldukça sistematik olarak işliyor. Suriye’de Esed rejime başkaldıranları olduğu gibi Türkiye’ye sığınmaya mecbur kalan muhacirleri de kirletiyor, itibarsızlaştırıyor ve suçluyorlar. Ancak bütün bu sistematik suçları ‘yaşasın halkların kardeşliği’ gibi sık sık k kullandıkları sloganlarla maskelemeye, örtmeye çalışıyorlar.

Maraş’ta Suriyeli muhacirler için AFAD tarafından inşa edilmesi planlanan koyterner kenti engellemek üzere harekete geçenler, ortalığı savaş alanına çevirenler kim? Suriyeli muhacirler için hakaret, yalan, iftira kampanyası düzenleyip alenen mezhepçi, yabancı düşmanı ve ırkçı saldırıları tertipleyen hangi örgütlerdir? Faşizm denilen ölümcül illet en iğrenç karakteriyle Maraş’ta bir ‘mülteci kampı’nın yapılmasını engellemek üzere harekete geçen CHP, HDP ve Alevi örgütler nezdinde ete kemiğe büründü. Yıllar yılı oynanan “kahrolsun faşizm, faşizme karşı omuz omuza” mizanseni hiç olmadığı kadar net, somut ve yaygın bir felaket şeklinde üzerimize abanmaktaydı şimdi.

Muhacir Nefreti Nasıl Kusulur?

Öteden beri HDP ve CHP başta olmak üzere Alevi kesimler üzerde ciddi hesapları olan sol-sosyalist örgütlerin Suriye’de Esed/Baas rejimiyle kader birliği yaptığı ortada. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve AK Parti Hükümeti’ne karşı Esed/Baas despotizmiyle ittifak ilişkilerini hiç saklamıyor, tersine bunu bir onur ve gurur vesilesi sayıyorlar. Müslüman Orta Doğu’yu hassaten de Suriye’yi mütemadiyen korkunç bir bataklık, cihatçı çeteler yatağı, gerilik ve barbarlık merkezi olarak takdim ederek pozisyonlarını temize çıkarmanın telaşı gözlerden kaçmıyor.

Maraş’ta sergilenen rezillik de sol-sosyalist örgütlerin utanç tarihine işlenen yeni bir suç olarak kayıtlara geçti bile. Tabi önce HDP ve CHP’nin Alevilerin mutlak temsilcisi olma yarışında sahne almasına bir kez daha vesile olan eylemler zincirinin ilk halkasına bakmak gerekiyor. Maraş Sivricehöyük’te 27 bin Suriyelinin barınabileceği kamp alanına şiddetli itiraz hatta mesnetsiz suçlamalar Alevi örgütlerinden yükseldi. Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Demokratik Alevi Derneği, Anadolu Kültür ve Araştırmaları Derneği gibi kuruluşların yayınladığı bildiri son derece ibretliktir. İnsan sevgisi paçalarından akan, insanlara karşı saygı ve sevgiden başka bir duygu beslemeyen Alevilik öğretisinin pratikte ne anlama geldiğini ders olarak işlemek için mükemmel bir metin kaleme alınmış.

Yeni Bir Maraş Katliamı İstemiyoruz” başlığıyla kamuoyuna deklare edilen bildiri adeta “yeni bir Maraş icra etmek isteyen örgütler” tarafından kaleme alınmış sanki. Hiç de şaşırtıcı olmayan bir biçimde söz konusu bildiri klasik itham ve suçlamalarla doluydu elbette. Mantalitesi “Suriye’de mezhepçi saiklerle savaş çıkaran, kan döken AKP” üzerine kurulan bir söylemden sağlıklı, objektif ve insana dair bir fayda beklemiyoruz tabii ki. Mülteci sorununu bile “hem Avrupa’ya hem de Alevilere karşı kullanılacak bir koz” formülasyonuna bağlayan fanatik ve sekter bir söylem dikilmiş karşımıza.

1 Nisan’da altı Alevi kuruluşu tarafından kaleme alınıp kamuoyuna ilan edilen bildirinin şu iki cümlesine bir bakalım: “AKP hükümeti, Suriye’de savaşmakta olan Cihatçılar, İŞİDciler, El-Nusracılar’ın ailelerini Alevi köylerinin ortasına yapacağı 27 bin kişilik bir kasabaya yerleştirecek. Bu ailelerin erkekleri Suriye’de Alevi köylerini yakıp yıkan, onları katleden, ağızlarından ve ellerinden kan damlayan ve böylece Cennete gideceklerini sanan katillerdir.” Muhacirler için hakaret ve karalama maksadıyla uygun görülüp kullanılan sıfatlar şunlar: “Cihatçılar, IŞİDciler, El Nusracılar, Alevi köylerini yakıp yıkanlar, ağızlarından ve ellerinden kan damlayan katiller…

Sizin Hümanizmin Faşizmden Beter

Beşşar Esed’in Nusayri cuntasının saflarında savaşmayan, zulmünden kaçıp Türkiye’ye sığına Müslüman halk için uygu görülen sıfatlar işte böyle. Despotizmden, işkence ve katliamdan, işgal ve yıkımda kaçabilen bir halkı sığındıkları Türkiye’de, ulaşabildikleri Maraş’ta şimdi de bunlar ezmeye kalkışıyor. Tabi fırsat ve güç bulabilirlerse. Allah’tan bu faşist ruhlarını taşıyacak kadar cesamet ve cüsseye sahip değiller.

Alevi örgütler ve sol-sosyalist hareketlerin hümanizmi işte böylesine faşist bir karakter arz etmektedir. Fakat bu faşist mantık ve eylem tarzını sadece Cumhuriyet, Evrensel, Özgür Gündem, BirGün gibi ulusolcu gazeteler değil Rusya ve İran hesabına yayın yapan organlar da destekleyici bir biçimde haberleştiriyordu. Mesela Suriyeli muhacirlere dönük provokasyonu örgütleyen Maraş Yaşam Platformu'nun sözcülerinden biri olan Salman Akdeniz verdiği beyanda benzer ithamları Sputnik’e şöyle tekrarlıyordu: “Gelecek olan Suriyeli yurttaşların içerisine karışabilecek IŞİD'li, El Nusracı çeteler, katil sürüleri olabilir.”

Ne “Alevilerin topraklarına el koyuluyor”du ne “Hükümet kamplardan cihadçı devşiriyor”du. “Mülteci kadınlar fuhuş pazarında satılmasına itiraz ediyoruz” derken de “Suriyelilerin OSB’de ucuz işçi yapılmasına karşı çıkıyoruz” derken de yalan konuşuyorlar. Demografik yapının değiştirileceği palavrası da böyle. İşin aslı genlerine işlemiş İslam ve Müslüman düşmanlığında, Baasçılık ve despotizm sevdasında yatıyor. İşgal ve katliamları savunan sol-sosyalist ve Alevi kimliği cephesinden sadır olacak hümanizm de ancak böyle olur zaten.

  • Yorumlar 3
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim