Faşizan bir yaklaşım

03.06.2009 15:50

Roni Margulies

Üç kez arka arkaya seçim kazanan, üçüncüsünde bile yüzde 50’ye yakın oy alan bir başbakanın ipe çekilmesi için geçerli neden ne olabilir?

Komünizme Karşı Mücadele Dernekleri kurdurtmuşsa asılmalıdır, değil mi? Memleketi yabancılara peşkeş çekip “Hepimizin adının Coni ve Maria olması” tehlikesiyle bizi karşı karşıya bırakmışsa, hem boynundan hem kulaklarından asılmalıdır, değil mi?

Peki, komünistlere eziyet eden ve emperyalizmin hizmetine giren bu başbakanı kim asar?

Ülkede komünizmden yana olan ve emperyalizme karşı olan güçler elbet. Yani Türk Silahlı Kuvvetleri!

Bu onulmaz salaklığı, yani beş yıldızlı Türk generallerinin vatan kurtaran anti-emperyalist aslanlar olduğu düşüncesini duymaya alıştık. Ben en son Kocaeli’de yaptığım Ergenekon konulu bir konuşmada, bir İşçi Partisi üyesinden duydum bu saçmalığı. Genel başkanı hapiste olduğu için, üzüntüden aklı çok iyi çalışmıyor olabilir, mazur görmek gerekir. Üstelik Kocaeli Atatürkçü Düşünce Derneği başkanıymış. Yani eski başkanı Şener Eruygur da yargılanıyor. Üzülmesin de ne yapsın?

“Ben Ergenekoncuyum” diye başladığı konuşması giderek şirretleşti, üzüntü edepsizliğe ve saldırganlığa dönüştü. “AKP dalkavuğu”, “liboş” gibi laflar uçuşmaya başladı.

Ne var ki, 300 kişilik dinleyici kitlesinin büyük çoğunluğu, herhalde adamcağızın üzüntüsünü paylaşmadıkları için, ihtilaçlı çığırışlarını dinlemek istemedi, salonun dışına atıverdiler adamı.

Bu arada, hiç tanımadığım dört delikanlı benim önümde bir duvar oluşturdu. “Beni mi koruyorsunuz yahu?” dedim, “Evet” dediler. Kimmişler? Kocaeli Üniversitesi’nden Mazlum-Der üyesi dört Kürt genci!

Perinçek’in küçük asker bozmalarına karşı Müslüman ve Kürt gençler beni korumaya aldı. Tam da doğru yerde durduğumu bir kez daha anladım.

Geçenlerde, Türkan Saylan’ın evinin aranmasından sonra, “Bal gibi aranabilir” diye düşündüğüm için yalnız kaldığımı yazmıştım. “Değilsin” diye bir yığın mektup aldıktan sonra, Allah rahmet eylesin, sabah kadının cenaze haberlerini okudum, kalkıp bakkala gittim. Sigara ve ekmek alırken, bakkal laf açtı.

“Abi,” dedi, “ ben seyrettim, cenazeye Silahlı Kuvvetler çelenk yollamış. Bunun parası benim ödediğim vergilerden çıkıyor yani. Bunun hesabını kim tutuyor? Hangi bütçeden çıkıyor bu para? Ben nasıl kontrol edebilirim?”

Bakkala bak sen! İkimizin birden başını belaya sokacak! Askerden hesap soracakmış! Ya o sırada oradan bir İşçi Partili geçse. Duysa. Anti-emperyalizmin zinde güçlerine laf ediliyor diye kavga çıkarır alimallah.

“Kontrol filan edemezsin” deyip çıktım dükkândan. Ama bir kez daha gördüm ki, ben ve benim gibi düşünenler, sadece “sol” içinde yalnız kalıyoruz. Toplumun bütününde ise, hiç yalnız değiliz. Bakkal da bizim gibi düşünüyor, bakkalın müşterilerinin ezici çoğunluğu da.

Gelelim “AKP dalkavukluğu” meselesine. Ve Başbakan’ın ettiği şu sözlerle başlayalım: “Yıllarca bu ülkede bir şeyler yapıldı. Farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu. Acaba kazandık mı? Bu, aslında faşizan bir yaklaşımın neticesiydi.”

Önce ufak bir düzeltme. Türkiye’de farklı etnik kimlikte olanlara yapılanlar faşizmden kaynaklanmadı. Faşizm bir kitle hareketidir. Yoksul ve çaresiz kitleleri seferber edip örgütleyerek iktidara gelir. Burada böyle bir şey olmadı.

Azınlıklara yapılanlar hiçbir zaman faşist kitleler tarafından yapılmadı. Kemalist devletin Kemalist yöneticileri tarafından devletin resmî ideolojisine uygun olarak yapıldı.

İki örnekle yetineyim.

Birincisi, 1920’lerde İsmet İnönü’den: “Vazifemiz, Türk vatanı içinde bulunanları behemehâl Türk yapmaktır. Türklere ve Türklüğe muhalefet edecek anasırı kesip alacağız. Vatana hizmet edeceklerde arayacağımız evsaf, her şeyden evvel o adamın Türk ve Türkçü olmasıdır.”

İkincisi, 1934 tarihli İskân Kanunu’ndan. Kanunun 11 (b) maddesine göre, “Türk kültürüne bağlı olmayanlar veya Türk kültürüne bağlı olup da Türkçe’den başka dil konuşanlar hakkında harsi, askeri, siyasi, içtimai ve inzibati sebeplerle... Dahiliye Vekili lüzumlu görülen tedbirleri almaya mecburdur. Toptan olmamak şartıyla başka yerlere nakil ve vatandaşlıktan iskat etmek [atmak] de bu tedbirler içindedir.”

“Türk kültürüne bağlı olmayanlar” kim? Azınlıklar. “Türkçe’den başka dil konuşanlar” kim? Kürtler.

AKP dalkavuğu olmaya gerek yok. Böyle bir devletin başbakanı “faşizan bir yaklaşım” sözlerini edince, bunun resmî ideolojiye ne kadar büyük bir darbe vurduğunu kavramak yeter. Bu resmî ideolojiyi yıpratmanın, geriletmenin ne kadar önemli olduğunu kavramak yeter.

AKP, bu sözlerin gereğini yerine getirmekte, somut adımlar atmakta çekingen ve eksik davranacaktır, kuşkum yok. Ama bu sözleri eden bir hükümeti, “Ne mutlu Türküm diyene demeyenler düşmanımızdır” diyenlere karşı savunmak gerektiğinden de kuşkum yok.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim