1. YAZARLAR

  2. Hilmi Yavuz

  3. Farklılık ve modernlik
Hilmi Yavuz

Hilmi Yavuz

Yazarın Tüm Yazıları >

Farklılık ve modernlik

A+A-

Sonunda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Türkiye'nin bugünkü temel sorunları, Jusdanis'den esinlenerek söylersem, gecikmiş değil, geciktirilmiş modernliğin ortaya çıkardığı sorunlardır: Etnik farklılaşma (Türk/Kürt), mezhep farklılaşması (Sünni/Alevî) ve benzeri farklılıklar, bugün fevkalade ciddi boyutlarda yaşanıyorsa eğer, bunun temel nedeni, modernliğin, farklılıklar üzerine inşa edildiği gerçeğinin görmezlikten gelinerek hayata geçirilmeye çalışılmış olmasındandır.

Meseleyi biraz daha açayım: Modernlik Weber'in, Habermas'ın ve daha başkalarının da ısrarla belirttikleri gibi, farklılıklar referans olarak alınıp inşa edilen bir yapıdır. Hatta, daha da ileriye giderek şu bile söylenebilir: Tönnies'in kavramsallaştırmasıyla Gemeinschaft tipi Geleneksel toplumlarla, Gesellschaft tipi Modern toplumların birbirinden ayrılmasını mümkün kılan temelkoyucu kriter, farklılıkların gözetilmesine, onların öne çıkarılmasına dayanır. Geleneksel toplumlar, farklılıkları silen, ortadan kaldıran, tek tip bir Birlik ve Beraberlik projesini dayatan, müeyyidelere bağlayan toplumlardır: Modern toplum ise, Birlik'i, farklılıklara dayanan çoğullukların biraradalığı olarak öngörür. Kısaca, geleneksel toplum, farklılıkları ayrımcılık'a indirger, farklı-olan'ı ötekileştirir. Farklılıkları, ayrımcılık olarak görmemek, farklı-olan'ı ötekileştirmeden kabul etmekse, modern toplumları, geleneksel toplumlardan ayırır.

Söze başlarken, Türk modernleşmesinin bugün, farklılıkların tanınmasına ilişkin sorunlarının, bu modernleşmenin gecikmiş değil, 'geciktirilmiş' olmasından kaynaklandığını öne sürmüştüm. Şundan dolayı: Türk modernleşmesinin asıl açmazını, modernlikle ulus-devlet konsepti birlikte temellük edilirken, ulus-devletin geleneksel bir yapıyla inşa edilmeye kalkışılmasında aramalıdır. Ulus-devleti modern bir proje olarak inşa etmek başka, geleneksel bir yapı olarak inşa etmeye kalkışmaksa, başkadır. Ulus-devletin geleneksel bir proje olarak inşası, farklılıkları yok saymak, belirli bir ideolojiyi Birlik ve Beraberlik adına ağır müeyyidelerle dayatmak anlamına geliyor;-gelmiştir!

Modern toplumda ulus-devletin, kurucu ideoloji (idéologie constituante) ile olan ilişkisi, bu ideolojiyi bir hâkim ideoloji (idéologie dominante) olarak ağır müeyyidelerle dayatmak olmamalı; kurucu ideolojiyi, öteki ideolojiler arasında üstün ve hâkim bir konumda değil, tam tersine, 'eşitler arasında birinci' (primus inter pares) bir konumda bulundurmak olmalıdır. Bu da, politik toplumun karşısında sivil toplumun meşruiyetinin kabul edilmesi demektir. Farklılıkların kabulü, sivil toplumun temelkoyucu ilkesidir çünkü...

Bugün Türkiye'de görülmekte olan Ergenekon davasının sosyolojik bir analizi henüz yapılmamıştır. Her ne kadar, geleneksel ulus-devlet projesinin içinde yürütülmeye çalışılsa da, çağdaş koşullarda Modernlik, artık, ağır müeyyidelerle dayatılmış olan 'geciktirilmişliği' aşarak, taşların yerine oturması mecrasına girmiştir. Ergenekon davası, toplumsal koşulların dayatmasına karşı, ağır müeyyideleri işletmek imkânına, hukuken sahip olsalar da fiilen sahip olma iktidarını ellerinden kaçıranların, bu dayatmayı müeyyidelerden 'Darbe'ye dönüştürmeye kalkıştıkları iddiasını ortaya koyuyor.

'Muasır medeniyet seviyesi' farklı çoğulluklar içinde biraradalık demektir, Geciktirilmiş de olsa, şimdi Türkiye bunu yaşamaktadır;-Ergenekonlara rağmen!

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT