Farklı bir açıdan WikiLeaks

02.12.2010 00:07

Erhan Başyurt

WikiLeaks belgelerinin dünyada meydana getirdiği şok büyüyor.

Belgeler, ABD'li diplomatların magazin söylentilerini bile merkezlerine geçtiklerini, birçok konuda bilgiye dayanmak yerine kaynaklar tarafından kendilerine aktarılanlarla yetindiklerini gösterdi.

ABD'li diplomatların biraz da aşırı bir özgüvenle, muhataplarına hatta bulundukları ülkelerin liderlerine tepeden baktıklarını ortaya çıkardı.

Putin, Sarkozy, Merkel, Berlusconi gibi liderlere yazışmalarda rahatsız edici lakaplar, sıfatlar takılmış.

Liderler hakkında yolsuzluk söylentileri yine kaynaklara atfen özel ağa girilmiş.

ABD Dışişleri'nin elinde asıl politikaların belirlenmesini sağlayan "kozmik gizli" belgeler de bulunuyor.

Orada bu dilin kullanılıp kullanılmadığını bilmiyoruz.

Ancak 250 bin belge arasından şu ana kadar açıklanan 281'i, doğrusu ABD diplomasisi hakkında olumsuz kanaat oluşturuyor.

Belgelerde, bazı ülke ve liderlerin kamuoyunda dile getirdikleriyle diplomatik görüşmelerde söylediklerinin farklı olduğu da ortaya çıkıyor.

Mesela, Amerikan ve Fransız diplomatlarla ortak görüşmelerde İsrail, "Türkiye'nin İran'a uranyum naklini sağladığını" iddia ediyor.

Mavi Marmara saldırısının hemen arkasından bunu yapıyor.

Sanırım Türkiye'nin haklı olan tepkilerini, böyle bir "yalan" ve "iftira" ile örtbas etmek ve Türkiye'yi uluslararası baskı altına almak istiyor.

Yine belgelere bakıldığında Azerbaycan Devlet Başkanı'nın Türkiye hakkında olumsuz sözlerine yer veriliyor.

Mısır'ın, Gazze'ye ihanet edip ambargoyu güçlendirmek için İsrail ile ortak hareket ettiği de anlaşılıyor.

Daha doğrusu, Amerikalı diplomatların belgelerinde bu böyle geçiyor.

İddialar, muhatapları tarafından çoğunlukla yalanlanıyor.

Azerbaycan lideri Aliyev dün Cumhurbaşkanı Gül'e kendisine atfen kaleme alınan sözleri reddetti.

Bütün bu boyutlarıyla ele alındığında WikiLeaks belgelerinin şu ana kadar en çok ABD'nin mevcut yönetimini vurduğu söylenebilir.

Birincisi, ABD'nin diplomatik güvenirliği zarar gördü.

İkincisi, ABD artık muhatapları tarafından "güvenilir" bulunmayacak.

Üçüncüsü, "kaynaklar" artık ABD ile görüşürken daha dikkatli olacaklar.

Daha önemlisi de, Obama ve Clinton büyük darbe aldı.

Bu sızıntı onların parlamento seçimlerinden sonra Başkanlık seçiminde de büyük yara almalarına neden olacak.

Dolayısıyla "ABD, WikiLeaks üzerinden çok gizli olmayan belgeleri kasıtlı amaçlar için açıkladı" tezini şu an için sağlıklı görmüyorum.

WikiLeaks iddia ettiği gibi "bağımsız" ve "amatör" bir ruhla da bu korsanlığı yapıyor olabilir.

Ama ABD içerisinde demokratları da tasfiye etmek isteyen bir grubun ya da ABD'yi uluslararası sistemde daha da yalnızlaştırmayı hedefleyen ülkelerin WikiLeaks'e destek sağlamaları ya da onun bu arzulu durumunu kullanmaları fazlasıyla mümkün.

WikiLeaks'in belgeleri hangi sıra ile sızdırdığı, hangi içerikleri elinde tuttuğu da bu sorunun cevabını bulmakta önemli bir yol gösterici olacak.

Bu aşamada söylenebilecek olan "Diplomasinin 11 Eylül'ü" ifadesi bir ölçüde gerçeği yansıtıyor.

Bu sadece ABD'nin diplomatik itibarını kaybetmesi ile sınırlı değil.

Bundan böyle liderler, kamuoyunda dile getirdikleriyle gizli görüşmelerde dile getirdiklerinin uyum içerisinde olmasına daha fazla dikkat edecek.

Çünkü belgelerin gün yüzüne çıkması için eskiden olduğu gibi 50 yıl değil artık 50 gün bile geçmesi yeterli olabiliyor.

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim