1. YAZARLAR

  2. Sibel Eraslan

  3. Farkında mısınız? Tartışan bir toplumuz...
Sibel Eraslan

Sibel Eraslan

Yazarın Tüm Yazıları >

Farkında mısınız? Tartışan bir toplumuz...

A+A-

Şöyle etrafımıza bir baktığımızda…

Yerle bir edildikten sonra bir türlü yeniden kurulamayan, paylaşılamayan Irak, hemen ayakucumuzda… Ekonomik sorunlarla boğazına kadar batmış Yunanistan, Avrupa’nın yaka silktiği pigs gurubunun en hantal yüklerinden… Doğu’da Azerbaycan’ın sert diktatörlüğe has uygulamaları, ağır sansür ve yasaklarla giden bir rejim… Mafya ve oligarklarla kıstırılmış, şimdilik “alfa lider”le idare edilen bir Rusya. Akdeniz’de Kıbrıs üzerinden devam eden çözümsüzlük… En önemlisi Avrupa Birliği’nin yaşadığı ekonomik başarısızlığın sadece Portekiz, İrlanda, İtalya, İspanya ve Yunanistan üzerinden değil, tüm ihtiyar Avrupa çerçevesinde içe kapanışın, “kepenk kapatma” aşamasına geldiği süreçlerini de gözeterek… Etrafımıza bakmaya devam edelim…

Tunus’ta diktatörlüğün şu günlerde yaşadığı alabora ve Sudan’daki parçalanma… Bizi enterese etmeyecek uzak, Afrika meselelerinden midir? Ya Lübnan’daki bir türlü yatışmayan iç karışıklıklar? Cevap hazır; tipik Orta Doğu rutinlerinden… İran? Zaten “sakıncalı” ajandası ile hele şöyle ayrık dursun biraz…

Sonra bir de kendi içimize bakalım… Tartışmalarımıza… Hatta kavgalarımıza. Paylaşamadıklarımıza. Evlerde, kahvehanelerde, otobüs duraklarında, hastahane koridorlarında, gazetelerde, televizyonlarda, neler konuşuluyor?

Heykel, içki, tarihi diziler, tarihi olmayan diziler, görülmekte olan davalar, ergenekon, balyoz, federasyon, cuntalar, tek dil-çok dil, yumurtalı gösteriler, üniversite sınavları, sinema, organ nakli, erozyon, nükleer santraller, Sinan Çetin’in kime oy vereceği, organik tarım, toplu konut, zayıflama hapları, futbol, magazin ve internet

Tamam. Kabul. Güllük gülistanlık içinde değiliz topyekun… Tamam. Her konuşmaya başlayan; “bunu ispat etmeyen şerefsizdir” repliğiyle giriyor gündeme. Tamam, askeri dikta/sivil dikta kapışmaları, eksen kaydı mı kaymadı mı polemikleri de gırla gidiyor. Tamam da… Farkında mısınız?

Biz her şeye rağmen tartışabilen, konuşan, bağırıp çağırsa da derdini anlatma hakkını kullanabilen bir toplumuz…

Aynı kabinede yer alsalar bile, Başbakan ve Kültür Bakanı farklı duruş sergileyebiliyor. Gözleri görmeyen Lokman Ayva, kendi partisi dahil, tüm gözleri görenlere meydan okuyabiliyor. Dekanlar, sendika başkanları, bakanlar, yumurta şölenine tabi tutulabiliyor. Başbakan, tüm diplomasi beklentilerini boşa çıkararak, beğenmediği bir heykele “ucube” diyerek, kendisi olmayı sürdürüyor. Siirtli küçük kız Şilan, Başbakan’ın otobüsünün yolunu kesip, onu gecekondularına misafir edebiliyor. Milletin suratına mikrofon fırlattıktan sonra özür dileyebilecek bir Mehmet Tanrıseven sahibiyiz ki; bu bizim resmimizdir. Osmanlıyı tartışırız, Said-i Nursi ile Atatürk’ü tartışırız, genç liseliler arasında 45 santimlik bir mesafeden nice polemikler koparırız… Otuz, otuz beş metrelik heykelin ayakucunda yaşayanlara ne düşünüp ne düşünmediğini hiç sormadan, fıkıhtan girip Atatürkçülükten çıkarız… Özgürder, yıllardır Türkiye’deki başörtü yasaklarını protesto ettikten sonra, şu sıralarda Azerbaycan’daki yasağı kınıyor…   

Farkında mısınız?

Biz her şeye rağmen konuşuyoruz. Tartışıyoruz. Asabiyiz, gerginiz, duygusalız belki… Ama yakın ve uzak etrafınıza şöyle bir bakın, bir göz gezdirin… İster yanılgı, ister isabet deyin…

Türkiye, her şeye rağmen, konuşan insanların ülkesidir

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT