Faraş...

17.08.2010 00:03

Atilla Özdür

Mehmet Ocaktan, Bursa AKP mebusu... Kitabiyat ve fiiliyattaki pratik karşılığı aynı anlamı vermese de, mebusluğa giden yol, iyi kötü sandık mahallinden geçtiği için, mebuslar halkın temsilcisi sayılıyorlar... Kendilerini tebrik etmek isteriz... Hür iradesini kimselere ipotek etmeksizin kendi has düşüncesini, Hrant Dink’le ilgili bir konuda kendi hükümetine kontra düşürmekten çekinmemiş...

Söylentilere bakılırsa Hrant Dink söz ve yazılarında Türklüğe hakaret etmiş. Mahkemeler de, hakareti yerinde görmüş ve basmış cezayı. Her neyse, işin teferruatı bizi ilgilendirmiyor... Hadise bir şekilde Avrupa Mahkemesine aktarılmış. Türkiye’nin resmi üst mahkemesi sıfatıyla AİHM, Türk devleti adına hükümetin bu konuda ne diyeceğini sorarak savunmasını istemiş...
Başta Mehmet Ocaktan’ın olmak üzere hepimizin, Türkiye’nin hükümeti de, savunmasında mahkemelerce verilen cezayı hak ettiği kanaatini arz ederken, Hrant Dink’i Nazilerle aynı kefeye koymuş... AİHM, daha öncelerde milliyetçi sosyalizmi savunan yazıları için Almanya’da bir Nazi liderine verilen cezayı haklı ve yerinde gördüğüne göre, “Hrant Dink’e verilen cezayı da haklı görüp onaylamalıdır” havasından yürümüş, hükümet...
Hükümetin bu savunma tarzını serdettiği görüşleri itibariyle ayıplayıp utanç verici gören haylice sayıda beyin ve kalem mevcut... Bunların arasında AKP Bursa Mebusu Mehmet Ocaktan da yer alıyor. Şimdi nasıl tebrik etmezsiniz Ocaktan’ın demokrat kişiliğini... Bakalım neler söylemiş Ocaktan...
“Böyle bir savunmanın Türkiye tarafından gerçekten verilip verilmediğini bilmiyorum. Savunma gerçekten tam böyle mi... Eğer böyle ise, tabii ki vahim bir savunmadır. Böyle bir şey Türkiye’ye yakışan bir şey değil. Çünkü biliyoruz ki, aslında Hrant Dink, yazdığı yazıdan dolayı bir haksızlığa uğramış. Toplumdaki belli ulusalcı kesimlerin, aşırı milliyetçi kalemlerin yaptığı provokasyonlarla, onların kışkırtmalarıyla bir anlamda yargı da yönlendirilmiş. Sanki Türklüğe hakaret etmiş gibi... Oysa orada Ermeni Diasporası eleştirilmiştir...”
Kısacası Mehmet Ocaktan, hükümetinin Hrant Dink yazılarıyla ilgili yorum ve kanaatlerine ters düşerek kendi bağımsız kanaatiyle karşı çıkmaktan çekinmemiş. Bu itibarla, tebrikler, kendisine...
¥
Devlette sürekliliğin esas olma ilkesine hükümetlerimiz bağımlılık konusunda da zaman zaman maalesef aynı hassasiyetle riayet ediyorlar... Hükümetlerin şu “şeker politikaları” buna şahane bir örnek... Dışarısı, çeperinde yer aldığımız merkez bastırıyor, “pancar ekim alanlarını sınırla, mısır şurubuna kapılarını aç”... Bizimkiler de kabulleniyorlar...
Demokratik solcu görünümlü Kıbrıs Fatihi Karaoğlan lakablı milliyetçi Ecevit hükümetine taa Amerikalardan ‘Kemal Derviş’ eliyle sipariş edilen “15 günde 15 kanun” demetinin içerisinde yer alan “şeker kanununa” göre Türkiye, pancar ekim alanlarını daraltacaktı...
Uluslarötesi sermayenin ricaları yerinde görülerek şeker sanayiinde kampanyalar hafifletilirken, buna paralel nişasta şekercisi Cargill’e ise hak etmediği imtiyazlar, Türk ulusu adına yargılama yetkisini kullanan adalet mekanizması bypass edilerek, bol kepçe tahsis üzerine tahsis çıkarılıyordu, AKP tarafından.
Günün birinde bir de duyduk ki, ekim alanları daraltılan köylünün elinden alınan pancar üretimindeki açıklar, ithalat yoluyla kompanse edilmektedir... Hem de pancarın, karaktersiz türleriyle, yani GDO’lusuyla...
Akıl alacak, havsala durduracak, insanı vatandaşlığından ikrah ettirip kaderine küstürtecek bir hükümet icraatıydı ekranlardan yayılan bu söylentiler...
“Oy veren-oy alan” ilişkisi üzerinden aklımıza ilk gelen isimlerden Bursa AKP mebusu Mehmet Ocaktan ile Ali Kul beyler geldiler... Ne derece doğrudur bu pancar ithalatı mevzuu... Suyun başlarında bulunduklarından, kendilerinin müzaharetini rica etmiş idik... Bir yol bizi doğrusuyla bilgilendirsinler için.
Sağ olsun, 15 Ağustos Radikal-İki’ye... Bu arkadaşlarımızı risk almaktan kurtardılar... Serkan Ocak bizleri yeterince aydınlattılar... Şimdi siz gelin de, bizim mahkemeler tarafından ırkçı taifesinin Hrant Dink’e yükleyip-yüklettikleri “Türklüğe hakaret” iddiasını doğru kabullenerek Dink ailesine “Vay anasını” diyerek okuyun bakalım okuyabilirseniz...
Öğreniyoruz ki, Türkiye’ye ithal edilen Genetiği Değiştirilmiş Organizma’lı ürün sayısı altı imiş. Mısır, soya, kanola, pamuk, şeker pancarı ve patates...
Bağımsızlığınla bin yaşa Türkiye... Hani derler ya “Bir kulağımın arkası kalmıştı düzülmedik”, anlaşılan orası da faraşa çevrilmiş...
Çevirene de çevirtenlere de selam olsun.
Faks: 0224 331 89 66
¥
HAMİŞ: Amma yine de doğrulanmaya muhtaçtır Radikal’in bu haberi... Rica ve isteklerimiz bakîdir, vesselam.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim