‘Falakacı Atatürk’

17.11.2011 05:18

KENAN ALPAY

İstanbul Üniversitesi SBF’nden Mehmet Ö. Alkan Taraf gazetesinden Neşe Düzel’e verdiği ve üç gün süren mülakatında yakın siyasi tarihe dair önemli tespitler yapıyor. Alkan’ın mülakatı baştan sona önemli fakat şu cümlesi içinden geçmekte olduğumuz hali özetliyor: “Eğer bir ülkede tarihi ve anayasayı konuşuyorsanız, o ülkede çok ciddi bir değişim oluyor demektir.”

Türkiye uzun bir zamandır resmi ideolojiyi ve statükoyu tahkim etmek amacıyla devletin tekelinde tuttuğu tarihe mecbur ve mahkûm kılındı. Tarihi tartışmak, kaynakları eleştirmek, verili tarih perspektifine itiraz etmek yönündeki girişimler bastırıldı. Son bastırma ve had bildirme örneğini bir önceki Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner’in muhtırasında görmüştük. Org. Koşaner, yanına aldığı birkaç muteber ve mutemet tarihçiyle birlikte Atatürkçü tarih anlayışının dışına kayanları ikaz etmişti. Sakıncalı tarihe, zararlı tarihi kaynaklara ve en önemlisi efsanevi kahramanlık hikâyeleriyle örülü Çılgın Türkler kültünün büyüsünü bozacak tarihin tozlu raflarına ilişmememizi salık veriyordu.

Türkiye’de devlet eliyle topluma dikte edilen “işbirlikçi hainler” ve “kurtarıcı kahramanlar” masalından ibaret gerçek dışı bir tarih algısıdır. Bu algıyı oluşturmak için gayret sarf edenler en temelde sağlıklı bir fert ve toplumsal karakter oluşumunu önünü almaya kilitlenmişlerdi. Alkan’ın Taraf’ta yayınlanan ve mutlaka okunması gereken uzun mülakatı ise bu fasit dairenin kırılması yolunda tarih adına atılmış namuslu ve cesur bir adımdır.

Türkün Dini Kemalizm’dir!

Türk Dil Kurumu’nun ilk kez latin alfabesiyle ve Cumhuriyet Matbaası’nda bastırdığı sözlükte ‘din’ maddesi tarif edilirken aynen şu ifade kullanılır: “Türkün dini Kemalizm’dir”. Tarih, 1942’yi göstermektedir. 1969 yılına kadar TDK sözlüklerinde bu ifade yerini korur. Ancak sözlüklerden çıkarılan bu ifade toplumsal hayata bizzat devlet eliyle hâkim kılınmak istenir.

Uzun bir zamandır sözde Kemalizm-Atatürkçülük ayrımı üzerinden yürütülen tartışmalar neticesinde ‘kötü’ Kemalizmi ulusal kanada bırakıp ‘iyi’ Atatürkçülüğe sığınan sağ-milliyetçi bir anlayış türedi. Bu ayrım da bu ayrıma bağlı olarak yürütülen sığınmacı siyaset de hem ahlaken hem de siyaseten bir iflas göstergesidir. Toplumun AK Parti’den beklentisi “reformcu ve yumuşak bir Atatürkçülük”tü de bizim mi haberimiz olmadı? Bu çerçevede gerek hükümet üyelerinden gerekse parti yöneticilerinden yapılan öyle açıklamalar var ki, yenilir-yutulur cinsten değil.

Meclis görüşmelerinde konuşan AK Parti sözcüsü Mustafa Elitaş, CHP’lileri eleştirirken “Atatürk bu halinizi görseydi hepinizi falakaya yatırırdı” diyor. Kim tarafından söylenirse söylensin “Atatürk yaşasaydı” diye kurulan bütün cümleler ağır mantık hataları, giderilemez ahlaki ve siyasi açmazlar içermektedir. Meşruiyet kaynağı olarak bu yönlü yapılacak bütün atıflar siyaseti de toplumu da kilitleyip çürütecektir. Hayret edilecek bir şeydir ki ‘Ulu Önder’i Nutuk atmaktan falaka atmaya terfi ettirmek de muhafakar demokrat bir partinin sözcülerine nasip oldu. Üstelik resmi ideolojik dayatmalara yönelik tartışmaların zirve yaptığı bir dönemde.

Ülkede 73 yıldır yaşanan saçma sapan saygı duruşuyla mücadele etmesi gerekenlerden biri olması umulan Egemen Bağış’ın ziyaret için bulunduğu Letonya’da sergilediği tavrı anlamak veya izah etmek hiç mümkün değil. Şöyle ki; Riga Üniversitesinde okuyan öğrenciler adını ilk kez duydukları Mustafa Kemal için saygı duruşuna katılıyor ve nasıl oluyorsa salonda çok duygusal anlar yaşanıyor. Türkiye’nin diplomatik temsilcisi ise durumu “diplomasinin bir güzel tarafı da değerlerini sınırların ötesine taşımaktır” şeklinde izah ediyor.

AB-Türkiye ilişkileri bağlamında Letonyalılara hitaben yaptığı konuşmada Egemen Bağış’ın sorduğu şu ‘ufuk açıcı’ soruya bakar mısınız?: ''Neden biz Atatürk'ün 7 yaşındayken karga kovaladığını öğreniyoruz da AB fikrini ilk ortaya atan liderlerden biri olduğunu öğrenmiyoruz?'' Türkiye yetmedi, sayın Bakan şimdiden sonra AB ülkeleri ve halklarını da Atatürk ilke ve inkılaplarının şefkatli kollarıyla sarıp sarmalamaya niyetlenmiş anlaşılan.

Milli Bir İbadet: Atatürk’ü Sevmek

Celal Bayar’ın meşhur sözü “Atatürk’ü sevmek milli bir ibadettir” sözü ile TDK’da yer alan “Türkün dini Kemalizm’dir” tanımını yan yana koyalım. Sonra da ortaya saçılan Kemalizm-Atatürkçülük ayrımın ne kadar saçma bir ikilem olduğunu düşünüp şu soruyu soralım: Muhafazakar, dindar, demokrat, liberal gibi yeni yeni Atatürkçülük-Kemalizm modelleri üretmenin kime, ne faydası var?  

  • Yorumlar 6
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim