1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Eynesil'de "Nimet ve Sıkıntılar Karşısında İslami Tavır" Semineri
Eynesil'de "Nimet ve Sıkıntılar Karşısında İslami Tavır" Semineri

Eynesil'de "Nimet ve Sıkıntılar Karşısında İslami Tavır" Semineri

Eynesil Özgür-Der'de ‘Nimet ve Sıkıntılar Karşısında İslami Tavır ‘ konulu semineri Eğitimci Yılmaz Demirdağlı sundu.

A+A-

Özgür-Der Eynesil Temsilciliğinin düzenlediği "Vahiy’den Hayat’a" ana başlıklı seminerlerin ikincisi olan ‘Nimet ve Sıkıntılar Karşısında İslami Tavır ‘ konulu semineri Eğitimci Yılmaz Demirdağlı sundu.

Sunuculuğunu Sadullah Uğurlu’nun yaptığı ‘Nimet Ve Sıkıntılar Karşısında İslami Tavır ‘ konulu seminerde Eğitimci Yılmaz Demirdağlı şunları söyledi;

İnsanın nimetlerle karşılaştığında ya şükrettiğini ya da nankörlük ettiğini, sıkıntılar karşısında ise ya sabır gösterdiğini ya da isyan ettiğini ifade etti. Şükrün sadece lafızla değil Allahın bizden istediği şekilde yani vahiyle ve vahyin yaşamlaştırılmasıyla yerine getirebileceği belirtti. Sıkıntılarla karşılaşan insanın Allah'ı hatırladığını fakat sıkıntı geçtikten sonra yine eski haline döndüğünü söyledi.

Nimet'i Allah tarafından her çeşit iyiliğin verilmesi ve her çeşit zararın uzaklaştırılması olarak  tanımladı. Nimetin dünyaya ait ve ahirete ait olmak üzere ikiye ayrıldığına dikkat çekti. Dünyaya ait nimetlerinde Vehbi yani Allahtan olan ve kesbi yani kulun kendi kazandığı ile olan diye ikiye ayrıldığını belirtti. Allahtan olan nimetler hayat, Nübüvvet ve Risalet, hikmet akıl, anlama kabiliyeti, zekâ, vücut ve bedenin kuvvetli yaratılması  vakit, emniyet, can güvenliği, mal güvenliği, namus güvenliği, aile, çocuk, sağlık, gökyüzü, yeryüzü, su, meskenler, bitkiler ve hayvanlar olarak söylenebilir. Kulun kazandığı nimetler ise kötülüklerden korunmak ve İslam'ın güzel ahlakı ile ahlaklanmaktır.

İnsanın nimetler karşısındaki en temel tutumunun nankörlük etmesi olduğunu söyledi. Nankörlüğe yol açan etmenleri sıralamadan önce Küfür kelimesinin anlamının incelenmesi gerektiğini belirterek Küfrün bir şeyi tamamen örtmek anlamına geldiğini ifade etti. Nankörlüğe yol açan sebepleri şu şekilde ifade etti;

Sıkıntıların ortadan kalkması, cehalet, gaflet, inat, kibir, hırs, alay etmek, sabırsızlık ve unutmak. Nankörlükle zıt olan ve bu nankörlük tutumunun aksine yapılması gerekenlerin  ise şükür, kanaat, sabır, hamd, zikir ve tevekkül olduğunu ifade etti.Geçmiş kavimlerin nankörlüklerine örnek olarak İsraoğulları, Ad, Semud ve bahçe sahiplerini verdi.

Sıkıntılar karşısında tavır konusuna, Bakara suresinin 155 ve 156. ayetlerini okuyarak başladı.''Andolsun biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. Onlara bir musibet isabet ettiğinde derler ki biz Allaha aitiz ve şüphesiz O'na dönücüleriz.''

Musibetler kuraklık, kıtlık, ürün ve hayvanlardan eksiltmeyle gelen zararlar, deprem, fırtına, ölüm, hastalık, yaralanma, açlık, susuzluk vd. olarak sayılabilir.

İnsan sınırlı, ölümlü, öğrenmeye muhtaç, unutkan, haddini aşıp büyüklenmeye kalkan, hırsları, korkuları ve sevinçleri olan bir varlıktır. İnsan bunlara ek olarak irade sahibi, düşünebilen, sorumluluk üstlenen, tercihlerde bulunabilen, tercihlerini değiştirebilen ve pişman olan bir varlıktır.

İnsanın bu imtihan sürecinde birbirine zıt iki tutum gerçekleştirdiğine dikkat çekti; insan bu süreçte ya şükreder ya da nankörlük eder, ya hamd eder ya da küfr eder, ya sabr eder ya da aceleci davranır, ya zikr eder ya da unutur, ya tevekkül eder ya da ümitsizliğe kapılır.

Müminlerin ise hayatlarını nimetlerin sahibi olan Allahın istediği şekilde geçirmeleri gerektiğini ve ancak bu şekilde nimetlerin şükrünün yerine getirilebileceğini ifade ederek program sonlandı.

yilmaz_demirbagli-20150123-01.jpg

yilmaz_demirbagli-20150123-02.jpg

yilmaz_demirbagli-20150123-03.jpg

HABERE YORUM KAT

1 Yorum