Evrim inancının hassas müminleri

23.03.2009 04:21

Yasin Aktay

Darwin'in bilimsel çalışmalarıyla temayüz etmiş haliyle evrim teorisi her ne ise, bugün gündeme geliş biçimiyle onu temsil etmekten çok uzak olduğunu söylemiştim. Bununla Darwin'in bilimsel çalışmalarını değerlendirmek ve yekten reddetmek gibi bir yaklaşımım olamazdı tabii ki.

Nasıl olabilir ki? Biyolojiden lise öğrenimim, akabinde de en fazla popüler bilim dergilerinden edindiğim bilgilerle, Darwin'in yoğun bilimsel incelemelerini ne onaylayabilecek ne de mahkûm edebilecek bir birikimim var. O yüzden hayatım boyunca zaten Darwin'in tam olarak ne dediğini, benzeri şeyleri İslam filozoflarının da söylemiş olup olmadığını değerlendirecek ne vaktim oldu ne de bir teşebbüsüm. Ancak kendi alanımla çok ilgili olduğu için birkaç şeyi çok iyi biliyorum.

Bir, bu konuda kesin ifadelerle konuşanların durumunun benden daha iyi olmadığı.

İki, bugün evrimin popülerliğinin onun bilimsel değerinden değil, inançla ilgili bağlamından kaynaklandığı.

Üç, insanları rasyonel olmaya sevk eden kararlar çoğu kez rasyonel değildir, bilimsel olmaya yönelten kararlar da bilimsel değildir. Bu konuda sürecin sosyal psikolojik boyutları vardır ve kararlar çoğu kez irrasyonel-duygusal etkenlere bağlıdır.

Dört, bugün "evrime inanan" insanlar var, bir de "evrimi inkâr eden" insanlar var. Bu düzeyde tartışmanın hiç de bilimsel bir tartışma olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bu konudaki tartışmalarda havada uçuşan deliller, bulgular, argümanların hepsi bu konuda insanlar saflarını belirledikten sonra üretilip benimsenir.

Beş, esasen yaratılışla ilgili alanlarda bilimin söyleyebileceği hiç bir şey yoktur. Bilimsel sınırlar içinde bilinebilecekler zannedildiğinden çok daha azdır. Uzun bir tartışma, ama kısaca sınanamayan (hatta bir kabule göre "yanlışlanamayan") hiçbir bilgi bilimsel değildir. İnanca ait alanlar da sınanamadığı için bilimin giremediği alanlardır. Tıpkı evrim adına milyonlarca yıl önceki hadiseler hakkında söylenenler gibi. O zamana ait olguları kim sınayabiliyorsa buyursun sınasın. Bu zamana bilim adına gitmeye çalışan yaklaşım aslında yaratılışı reddetse bile yaratılış hakkında "evrim veya bilimsellik zarfı içinde" alternatif bir inanç imkânı sunmaktan başka bir şey yapmış olmuyor: Tanrısız bir inanç imkânı.

Altı, Tanrıya inanmama isteği de neresinden bakarsanız evrensel bir istektir. Tarih boyunca insanlar arasında tanrıya inanma isteği taşıyanlar yanında tanrıya inanmama isteği taşıyanlar da olmuştur. Evrimcilik modern ateizme tanrıya inanmamakla kalmayıp bu inanç pozisyonunun meşruiyetini bilimsellik payesine sahip bir söylemle destekleme imkânı sunmuştur, o kadar.

Bir kısmı geçen haftaki yazımda söylediklerimin tekrarı olan bu sözleri bana tekrar yazdıran, o yazım dolayısıyla aldığım şaşırtıcı yoğunluktaki mesajlar oldu. Şu ana kadar Kürt sorunu, Alevilik, laiklik, milliyetçilik gibi birçok hassas konuda yazdığımda karşılaştığım tepkilerden çok daha fazlasına bu yazım dolayısıyla karşılaşmam beni hem şaşırttı hem de doğrusu bu konuda söylediklerimi fena halde teyit etmiş oldu. Tam da bundan dolayı diyebilirim ki:

Yedi, bu konuda her türlü sözün fena halde bir duyarlılık alanına çarpıyor olması konunun bilimsel veya rasyonel değil, evrimi kabul edenler için bile duygusal veya dinsel bir alan olmasıdır. Bu alanın da pekâlâ dogmatizm veya tabu üretiminin bir alanı olduğunu duymak, belli ki bilhassa evrime bilimsel bir kesinlikle inananları çok kızdırıyor.

Bu konuda yazanların çoğunun biyoloji bilgisi lise seviyesini aşmadığı halde evrim kavramının o insanlar için ilginç bir sembolik anlama kavuşmuş olduğu anlaşılıyor. Tanrıyı devre dışı bırakan bir süreçle evrimin gerçekleşmiş olduğuna dair kesin bir inançları var. Darwin'in söylediklerinin bilimsel olduğundan kuşkuları yok. Zihinlerinde ancak bir dinsel anlam dünyasında karşılığı olabilecek şekilde "evrim-karşıtları", "bilim düşmanları", "bilimsel gerçekleri göremeyenler" şeklinde işleyen kategoriler var ve evrimin her türlü sorgulamasını da "inanmayanların kötü niyetli soruları" gibi algılıyorlar.

En son ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri de TÜBİTAK'ın Darwin'i sansürüne karşı sert bir bildiri yayımlamış. Bildiride bu bağlamda ilk anda dikkat çeken şey, üslubuna hakim olan öfke. Hocalar öfkeyle kalkmış ve bu esnada sahip çıktıkları evrime atfettikleri anlam ile karşıtlarına yakıştırdıkları "doğmatizm", "sansürcülük", "eğitim düşmanlığı" gibi nitelemelerle konuya yaklaşımlarında hiç de inanç ve siyaseten uzak olmadıklarını bir kez daha göstermişlerdir.

Bu arada Rasim Ozan Kütahyalı'nın CNN Türk'te anlamlı bir biçimde dikkat çektiği gibi bütün yayın politikasında halen zaten katı evrimci bir çizgi izleyen TÜBİTAK'ın bu olay vesilesiyle Darwin-evrim düşmanı bir konuma düşmüş olması gerçekten manidar.

Ama anlaşılmayacak bir durum yok. Bizde eylemciler polise yakalanacakları anda basarlar bir İstiklal Marşı, kendilerini kovalayan polisi durdururlar. Veya imara kapalı bir araziye yaparsınız bir Kur'an kursu veya cami, sıkıysa muhafazakâr veya muhafazakar olmayan herhangi bir iktidar o camiye veya etrafındaki imarsız yapılara dokunsun. Geçmişte bu tür cami istismarının örneklerini yaşamadık mı?

Acaba kendisi fena halde evrimci olan TÜBİTAK, kimin arazisine girip kimi kovalıyor da, önüne Darwin kutsalından bir barikat çıkarılıyor? Veya Darwin kutsalını öne sürüp kim hangi arazileri kapmaya çalışıyor?

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim