Evliyadan mı yoksa Ebrardan mıydı, Türkan Saylan?

17.04.2009 12:13

Mine Alpay Gün

Evi arandığında kıyametler koptu.

Destek verenler coştu.

Bir an karşıt fikirli birini düşündüm.

Başına böyle bir şey gelse, kimseler yanında olmazdı herhalde.

Türkan Hanım başında bandanası ile camda göründüğünde, ben de İstanbul'un incisi bir muhit olan Arnavutköy'deki o nefis ahşap mimarili evi görmeye çabalıyordum.

Elbet Türkan Hanım, bir varoş semtin apartman dairesinde oturacak değildi ya.

Fakat ona destek kampanyası, "kardelenlerin boynu bükülmesin" üzerindendi.

Polis ÇYDD'nin verdiği burs listesini de götürmüştü.

Çocuklar burs alamayacak diye yer yerinden oynuyordu.

Genelkurmay Başkanlığına bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığının hazırladığı raporda, ÇYDD VE ÇEV vakıfları, Dünya Kiliseler Birliğinden yüklü miktarda yardım aldıkları, vakıfların üst düzey yöneticilerinin vakfa yapılan yardımları burs adı altında kendi yakınlarına havale ettiklerini, Atatürkçülük ve irtica ile mücadele gibi maskeler altında misyonerlik faaliyetleri yaptıklarını anlatmakta.

MİT raporuna göre, ABD bağlantılı misyonerlik faaliyetlerinin Türkiye ayağı ÇYDD ve ÇEV.

Rapora göre, ÇYDD VE ÇEV vakıfları dünya çapında misyonerlik faaliyetlerini organize eden, Amerikan Board isimli şirket tarafından destekleniyor ve finanse ediliyor.

Atatürkçülük kalkanına sımsıkı sarılan dernek mensupları, o kadar güçlü oldular ki, yapıp ettiklerinden kimse hesap soramadı.

Yıllardır misyonerlik iddiası vardı, kolaysa araştırılsın. Atatürkçülük ne zamandır suç diye ortalığı ayağa kaldırırlar korkusu ile mümkünü mü vardı gözünüzün üzerinde kaşınız var demeye.

Şimdi Türkan Saylan itiraf etmekte, "Dünya Kiliseler Birliği para verdiyse, cüzi bir şey vermiştir."

Yurt içinden ve dışarıdan külliyatlı miktarda para akışı olan dernek, yirmi bin çocuğa burs verdiklerini söylemekte.

İyide bu gelen paralar, iki yüz bin çocuğa burs verecek bir meblağsa, elbet araştırılacak.

Türkan Hanım, kız çocuklarının okutulması için güzel bir hizmet yaptı.

Ama dindar kızların okumalarını hep engelledi.

Din konusunda daha birkaç gün önce yine ağır sözler söyledi.

Bir vakıf olmasına rağmen para harcamaktan hiç kaçınmayan ÇYDD tarafından düzenlenen ödül töreninde, Sabih Kanadoğlu'na "Cumhuriyet ödülü" veren Türkan Hanım dimdik ayakta, meydan okudu.

Üç gün sonra evi aranırken battaniyelerine sarınıp, halkın karşısına çıkıp, "daha geçen hafta çok kötüydüm, çekin fişimi, dedim", diyerek insanlara kendisini acındırdı.

Hatta iddiaların kökenini şaşırtmayı deneyip, teskereye karşı çıktıkları için hedef alındıklarını söyledi.

Benim de mezun olduğum Kandilli Kız Lisesi Koruma Derneği başkanlığını yaparken, okula öyle bir korku ve gerilim yaydı ki, mümkünü mü vardı başıörtülü bir öğrenci velisi okula ayak bassın.

Arkadaşlarla okulumuzun mezunlar gününe bile gidemiyorduk.

Kendi zihniyetini baskı aracı olarak kullandı.

Herkesin fikri kendine, başkalarına bunu tehdit olarak kullanmanın çağ dışılığını düşünebiliyor musunuz?

Kimileri için Türkan Hanımın annesi Katolik Hıristiyandı; Müslümanlardan, başıörtülülerden o yüzden hoşlanmıyordu.

Ben Müslümanım ama Hıristiyanlardan nefret etmiyorum.

O büyük insanlık ailesi içerisinde Hz. İsa'yı da, Hz. Musa'yı da çok seviyorum.

İnsanlığın ataları olan peygamberleri ayırmak ancak küçük beyinlerin işi.

Ne zaman yurt dışına çıksam kiliseleri, manastırları, rahibeleri ziyaret ederim.

Çağdaş yaşamcılar o kadar üzülmesinler, araştırılır, bir suç yoksa öğrenci okutmaya devam ederler.

Ama benim tanıdığım pek çok vakıf var, canları çıkıyor talebe okutabilmek için; kermesler, çaylar düzenliyorlar, gelir getirecek faaliyetler için, annelerinin sütü burunlarından geliyor.

Nehir Hanım teyzem, daha fazla gence eğitim yardımı yapabilmek için yıllardır ayağına pabuç almıyor. Yetmişini geçti ama hâlâ elinde bohçaları, kabul günlerine onları götürüp tencere tabak satarak, birkaç çocuk daha fazla okutmaya uğraşıyor.

Yani sadece çağdaş yaşamcılar, üstelik dışarıdan akan oluk gibi paralarla eğitime destek vermiyorlar.

Bu ülkenin sessiz bir ırmak gibi akan; gösterişsiz, hiç gazetelere görünmeyen, afişe olmayan, o kadar çok abidevi annesi var ki.

MİLLİ GAZETE

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim